Hangi Mustafa?

mesrutiyet-1908-bw-cr29 Ekim’deyiz. Yeniden “Cumhuriyet Mitingleri”ndeyiz. Bu kez şu farklı, Ergenekon artık Erdoğan’ın arkasında.

Laf Cumhuriyet’ten açılmışken sürdürelim.

Konuya Marksist açıdan (Troçki) bakılsa daha sağlıklı olacak gibi. Cumhuriyet 1908’de, “hepimizin” olan genel cumhuriyet olarak kuruldu. Peltemsi idi, aramızda çıkan büyük –derin– kavgalarda şekillendi ve nihayet 1923’de “Zümre Cumhuriyeti” olarak başı bağlandı. Elimizde olandır.

Bu 1908-1923 farkı çok çok önemlidir. Cumhuriyeti 1923’den başlatanlar kendilerini, Ermeni, Rum, Süryani tehcir ve tenkillerinin sorumluluğundan bir çırpıda kurtarmış olurlar; Enver-Cemal-Talat formülüdür bu, deterjan gibidir. Bir faydası daha vardır; Cumhuriyet’in arkasında savaş dönemi vurgunları ve azınlık yağmalarıyla sermaye birikimi sağlamış ve burjuvalaşma dinamiğini yakalamış bir sınıfın bulunduğunu gizlemeye yarar.

Soldan, solcu, sosyalist, komünist zaviyeden bakalım, referansları İslami olan Erdoğan ve AKP döneminden sonra geldiğimiz bugünden bakalım, şunu söylüyoruz:

— Cumhuriyet yıkılmazdır, biraz hırpalanmıştır.

— Cumhuriyeti ellerine geçirdiler, bugün yarın yıkacaklar.

— Cumhuriyeti İslam cumhuriyetine dönüştürdüler.

Bu görüşler ortaklaştırılamaz niteliktedir çünkü aynı olguya aynı açıdan baktığımız halde yorumlarımız farklılaşıyor.

BirGün Gazetesi’nde Güray Öz körleştiğimizi yazdı.

Alttan ısıtılan su kazanı içindeki kurbağalara benzetti bizi. Su kaynama noktasına yaklaştığı halde biz hâlâ kendimizi suyun dışına atmayı akıl edemiyoruz; yarın çok geç olacak.

Bu kurbağa abartmasını Mustafakemalistler çok severler, Türkiye soluna iki defa uyguladılar. Biri 12 Mart 1971, diğeri 12 Eylül 1980’dir. Geç kalsalarmış Cumhuriyet devletini solcular yıkıp komünizmi getireceklermiş. Türk devlet zihnidir bu, Celal Bayar, “Bu kış Türkiye’ye komünizm gelecek!” demişti ya, odur işte.

Uzamasın diye uzun bir paragraf cümle ile bitirelim. Komünist Partilerimizden biri 29 Ekim vesilesiyle “Cumhuriyet’e (1923’üne) sahip çıkalım" çağrısı yayınladı; burada bir “komünist kimlik problemi” var gibi; Türkiye solunun aklında fikrinde, biri Kemal biri Suphi lakaplı iki “MUSTAFA” bulunmaktadır. Birinci Mustafa ikinci Mustafa’yı öldürtmüştür. Bu nedenle Türkiye Komünist hareketinin tarihinde sırası geldiğinde komünistlere hep sorulmuştur, sırasıdır soralım: “Hangi Mustafa?”