HDP kimliği oluşturmak

tip-bas-atay-bw-crHDP milletvekilleri Erkan Baş ve Barış Atay’ın ayrılıp kendi partileri TİP’e geçmesi eleştirildi.

Eleştirinin biçimi ve dozu kapsayıcı olmayan bir HDP kimliğinin oluşma ihtimalini ima etti; “Kürt oyları ile seçildiniz, bu yaptığınız oldu mu?” gibisinden. Ersen Olgaç’ın eleştirisi ise çocukça; “Hapsolmaktan mı korktunuz?” Doğan Özgüden ise iki milletvekilinin HDP yönetimi tarafından TİP’e uğurlanışını yadırgamış. Bana göre bu da eksik bir değerlendirme. Bu arkadaşların, HDP’nin temsiline talip olduğu sosyal –ve sınıfsal– mücadele alanının dışında bir yere değil, aynı alanda yer alan kendi “kapsayıcı” partilerini örgütlemeye gittiklerini düşünmemiz daha isabetli bir bakış olur gibi geliyor.

Unutmayalım, HDP “oluşum” halinde bir partidir; en güzel yanı, her solcunun ve sosyalistin bu parti ile ilişkisini kendince kurabiliyor olmasıdır. Eleştirilerimizin HDP’ye yararlı olması dileğimizdir; bu tarzın bizleri devrime götürmese bile iktidara yaklaştıracağını, Çipras örneğine bakarak umabiliriz.

Hazır yazmışken seçmeni olduğum HDP’ye bir eleştiri de benden: Önümüzdeki yerel seçimde CHP Kürt illerinde HDP’yi destekleyecek; HDP ise Batı illerinde CHP’nin kazanma ihtimali olan yerlerde aday göstermeyecek(miş) lafları dolaşıyor; asıl kusur, HDP’nin böyle bir parti olması ya da sayılmasındadır. Ben Datça belediyesinin CHP’den alınıp HDP’ye verilmesini istiyor, ”küfürsüz!” olmak şartıyla bu talebimin Can Yücel’e atfedilmesini diliyorum.