Hayat ağacı

Tarih “tarafsız”dır
Hüseyin Hasançebi

Kıyameti koparmak!

ziya-selcuk-bw-crEğitim Bakanı Ziya Selçuk, eğitimin sorunları konusunda yaptığı bir konuşmada “Bir şeyler yapmak yetmez. Kıyameti koparmamız lâzım.” dedi. Daha önce söyledikleriyle yan yana getirdiğimizde yeni eğitim bakanının ne kadar “büyük” adam olduğunu anlamış olduk! Sağcısından solcusuna, takdir, övgü ve hayranlık gösterilerinin bini bir para. On altı yıldan beri eğitim bakanlığı yapanları şöyle bir anımsadığımızda yukarıdaki sözleri sarf eden bir bakana övgü dizmenin, hayran olmanın anlaşılır bir yanı var elbette.

“Kıyamet koparmak lazım!” Gerçekten de eğitimin devasa sorunlarından kurtulmanın başka yolu yok. İsrafil’in Sur’a üfleme zamanı geldi de geçti bile. Eğitime, okulların haline bakınca Mehdi’nin çoktan geldiği, Ecüc ve Mecüclerin dirildiğini görebiliyorsunuz. Öğretmenlerin, okul yöneticilerinin durumuna baktıkça İsa’nın yeryüzüne avdet ettiğine tanık oluyorsunuz. Öğrencilerin, üniversitelerin içler acısı durumu, güneşin artık doğudan değil batıdan doğduğunun ayan beyan ifadesi. Eğitimde, başka alanlarda olduğu gibi kıyamet alametleri görülmekte. Kıyamet koptu, kopacak. İsrafil’in Sur’a üflemesine ramak kaldı.

Bakan, durumu tek cümleyle özetledi. Bilen bilir: Bu zat-ı muhteremin en önemli özelliği güzel söz söyleme konusundaki ustalığıdır. O, söylenmesi gerekeni en doğru şekilde, kestirmeden söylemeyi çok iyi becerir. Yine uzmanlığını konuşturmuş, toplantıda dünya âleme eğitimdeki kıyamet alâmetlerinin belirdiğini bir cümle ile ilân etmiştir.

Peki, eğitimde bunca kıyamet alâmeti ortaya çıktığına göre kıyamet nasıl kopacak, kıyameti kimler koparacaktır? Sorunun ikinci bölümüne en sonunda yanıt verelim. İlk bölümünü hemen irdelemeye başlayalım ki sayın Bakan, kıyametin kopmasından ne anladığımızı bilsin.

Eğitimde kıyametin kopması için;

  • Bakan’ın en yakınındaki yardımcısından başlamak üzere tüm yönetici kadrolar –okul müdürü ve müdür yardımcıları dahil– eğitim çalışanları tarafından seçilmeli, liyakat esas alınmalıdır.
  • Eğitimde bilimsel ve demokratik bir müfredatın uygulanması için derhal harekete geçilmeli, bilim insanları, eğitim emekçileri ve eğitim hizmetinden yararlanan tüm kesimlerin katılımı ile yeni bir müfredat uygulamaya sokulmalıdır.
  • Laik bir ülkede devlet tarafından uygulanmaması gereken, belli bir dinin ve mezhebin öğretilmesini esas alan din eğitimine bir an önce son verilmeli, İmam Hatip Okulları kapatılmalıdır.
  • Okullarda sınıf mevcutları uygun sayıya düşürülmeli, ikili öğretime son verilmeli, taşımalı eğitimden vazgeçilmeli, öğretmen açığının kapatılması için acil önlemler alınmalıdır. Bu kapsamda atanmayan öğretmenlerin bir an önce atamalarının yapılarak göreve başlamaları sağlanmalıdır.
  • Çeşitli nedenlerle okula devam edemeyen, açık öğretime devam etmek durumunda kalan öğrencilerin okula devam edebilme olanakları sağlanmalıdır.
  • Öğretmenlerin ve tüm eğitim çalışanlarının yaşam standartları ve çalışma koşulları iyileştirilmeli, örgütlenme ve grev haklarının önündeki engeller kaldırılmalıdır.
  • Paralı eğitime son verilmeli, eğitim, yurttaşların temel haklarından birisi olarak devlet tarafından ücretsiz sunulmalıdır.
  • Her çocuğa anadilinden eğitim yapma hakkı tanınmalı, devlet bu konuda gerekli her türlü sorumluluğu yerine getirmelidir.
  • Öğretmenlerin yetiştirilmesi, mesleki formasyonlarının geliştirilmesi amacıyla her türlü destek sağlanmalı, önlemler alınmalıdır.
  • Okulların fiziksel kapasitelerinin geliştirilmesi, ders araç ve materyallerinin sağlanması, kütüphane, bilgisayar laboratuvarı, fen laboratuvarı, spor salonu, işlik, resim atölyesi vb. ihtiyaçları karşılanmalıdır.
  • (…)

Bütün bunları yapmadıkça eğitimde değil kıyamet koparmak, “bir şey yapmış” bile sayılmazsınız.

Biz, eğitimde kıyamet koparılması denilince yukarıdakilerin yapılmasını anlıyoruz. Eğitim bakanının yukarıdakileri bir incelemesi ve bir an önce harekete geçmesi, onun “kıyamet koparmaya” niyeti olup olmadığını gösterecektir.

Ne dersiniz? Sayın bakan eğitimde kıyamet koparmaya niyetli midir? Daha ileri gideyim: Tüm bu işleri yapmaya niyet edebilir mi? Niyet etse bile bu işleri yapabilir mi? Vereceğiniz yanıtı tahmin edebiliyorum.

Son sözümüz de sayın Bakana olsun:

Sayın Bakan, lâfı dolandırmaya –ki bunu çok iyi yapabildiğinizi biliyoruz– gerek yok. Eğitimde gerçekten kıyameti koparmaya var mısınız? Biliyorum, yukarıdakilerden birçoğuna itirazınız var. “Olmaz, olamaz, mümkün değil!” diyorsunuz. O halde kıyamet koparmaktan söz etmek niye? Bizi niçin oyalıyor, umutlandırıyorsunuz?

Siz kıyameti koparmak bir yana, gürültü bile çıkaramazsınız sayın Bakan! Ne İsrafil’siniz, ne de üfleyecek “Sur”unuz var. Ne yazık ki gerçek bu.

Eğitimde kıyameti, demokratik bir iktidar oluşturmayı başardığında, eğitimi yoksulların da eşit olarak yararlanabileceği bir hak olarak görenler koparacaktır. Başka yolu yok.