“Barış” suçu

baris-dernegi-davasi-crCHP’nin sayın genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Barışı savunmak suç oldu” dedi. Doğru söyledi.

Sayın Kılıçdaroğlu genellikle doğru şeyler söylüyor ama söylediğinin anlamını kavradığı kuşkulu. Çünkü politikası ile söyledikleri taban tabana zıt.

Demokrasilerde savaşı savunmak suçtur, barışı savunmak serbesttir. Ancak askerî rejimlerde barışı savunmak suç teşkil eder ve bunun bir ekonomi politiği vardır. Hatırlayalım, Kenan Evren askerî cuntası Barış Derneğini suç örgütü sayarak hapse atmıştı. Tayyip Erdoğan yönetimi askerî bir yönetim değil fakat barışı savunmayı suç sayabiliyor.

O zaman mantıksal bir bağlantı kurmamız gerekmez mi? Türkiye’yi, barışı savunmayı suç sayan bir güç yönetmektedir… Kimdir bu güç?

Ekonomi politiğine bakalım: Türkiye resmen ilan edilmemiş “savaş halinde” bir ülkedir; böylesi bir ülkede savunma harcamaları ve diğer askerî harcamalar tartışma konusu yapılamaz; “barışa çağrışım yapacağı için” yasaklanmıştır. Türkiye “savunma ekonomisi”nde yüzde 90 dışa (dolara) bağımlıdır ve bu nedenle kur krizi yaşadığımızı söyleyen birisi aynı zamanda bu krize askerî harcamaların sebep olduğunu da ima etmiş olmaktadır. Muharrem İnce nasıl apolet tartışması açtı ve özür dilemek zorunda kaldı, barışı savunanlar da özür dilemek zorundadırlar. Çok da zor değildir, “savaş istiyoruz!” demek yeterlidir.

CHP, tanklar Sincan’a girince Kars’tan Ankara’ya destek yürüyüşü yapmıştı ya, hemen o kafaya dönmeli. Ya da memleketi AKP’nin yönettiği yanılgısından kendini kurtarmalı.

İş kötüye gidiyor, ey Kılıçdaroğlu!...