Mümkündür

khvostenko-khvostov-bw-crHerkesi aklı başında, gidişatın farkında ve Türkiye’de bir “sol güç merkezi” yaratmanın öneminin bilincinde varsayarsak mümkündür. Selahattin Demirtaş’ın içeriden gördüğünden daha fazlasını dışarıdaki bizler görebiliriz.

Ekonomide denge iyice bozuldu; herkes normalleşme istiyor. Ekonomide normalleşme, sermaye birikiminin engellerini aşarak yeni bir denge kurmak anlamına geliyor. Bu iki yoldan yapılabilir: Yolun biri ödenecek faturayı emekçi yığınlara kesmektir; “tek çare” olarak bilinir ve Türkiye’de çokça denendiği için bilinmektedir; yığınların “kriz korkusu” bundan kaynaklanıyor.

Oysa borç çalışan emekçi halk yığınlarının borcu değil, kimin borcu ise o ödesin. Ha!.. Bunu söyledikse bize aferin, ama yetmez, söylediğinin de gereğini yapmak gerekir. Baktınsa görmüşsündür, C.Başkanı Erdoğan borcu borçlu ödesin (B ve C Planı) dedi diye, TÜSİAD piyasası hemen harekete geçti, “dolar cinsinden mevduata el konulacak” fısıltısı dolaştı; Erdoğan’a ve hükümetine, “hayır, el konulmayacak” dedirtmeyi başardı. Oysa şu anda Türkiye’nin finansal problemi, bankalardaki 110 milyar dolar mevduata el konulması ile aşılır, TÜSİAD’çı tekellere “varlık vergisi” konularak para bolluğuna bile geçilebilir. Siyasi tercih meselesidir; siyasette haddi aşmayı gerektirir; aralarında “komünist” olduğu söylenen marjinal siyasi gruplar da dâhil Türkiye sağı bir bütün olarak Erdoğan’ın antiemperyalist politikasına destek verdiler; bu “TÜSİAD’a dokunma, Amerika’ya dokun!” anlamına gelir; bunun karşısına, “kendime dokundurtmam” diyen bir “sol seçenek” çıkarsa, asıl cümbüşün yaşanacağı önümüzdeki dönemde emekçi halk yığınlarının göreceği zararı görece hafifletmek mümkün olabilir, ve hiç fena olmaz.

HDP yok gibi; “Radikal demokrasi!” dediği için böyle olmuştur. Kuyruğuna uzlaşma arayan “demokrasi” soyutlaması eklenmeden de “radikal” olunabilir.  Ama elbette oyun oynamak için değil, sonuç almak için…

HDP önce kendini şiddetle silkmeli, peltemsi ideolojik ağırlıklarından kurtulmalı, netleşmeli. Arkasından CHP içindeki sol dahil, bütün solu birleştirmeye yönelik zenginlikte bir “Acil Hedeflerimiz Beyannamesi” hazırlamalı. “Acil Hedefler İçin Siyasi İttifak Konseyi” kurulmalı. Konsey iktidar talep eden bir dil oluşturmalı ve kalıcı bir siyasi koalisyon kimliği kazanmalı.

Konsey bütün illerde ayağını yere basmalı. “Uygun adım yürüyüş” amaçlanmalı; mevcutta Türkiye solunda bu kapasite sıfır mertebesindedir; bu kapasiteyi geliştirmek için bir günlük gazete çıkarılmalı ve bir TV kanalı (belli günler veya saatler için) kiralanmalı. Türkiye çapında işleyen bir ittifak tablosuna erişildiğinde “TİP’in Taksim Mitingi” manasında İstanbul’da, “100 binlik bir mitingle” yola düşülmeli.

Mümkün değildir denecektir. Herkesi aklı başında, gidişatın farkında ve Türkiye’de bir “sol güç merkezi” yaratmanın öneminin bilincinde varsayarsak, MÜMKÜNDÜR!