Eşref saati

sairesref-bw-cr3Eşref'ten Neyzen'e

Kimseler Hafız'a (Neyzen) alnı yere gelmiş diyemez,
Doğduğundan beri kıç dönmedi Şeytan'a bile!

Çok cevâmide, mescidde dolaştı amma,
Koymadı alnını hiç secde-î Rahmâna bile!

Hacıyatmaz gibidir sanki köpek oğlu köpek
Ayaküstünde kalır düşse de mîzâna bile!

***

(Hükümete taşınır mallara el koyma yetkisi verilir. Bu tür işlemlerde aşırıya gidilmesini ve haksızlıklar yapılmasını Eşref aşağıdaki dörtlükle eleştirir:)

İstimlak denilen kanun
Öyle gitmekte ki artık dikine
Biri memişhanede görülse, derhal
Vaziyed eyleyecekler s...ine.

Eşref ve Şeytan

(Eşref Mısır'dayken Abdülhamid'in ağır hasta oldugu söylentisi yaygınlaşır. Dostları Eşref'e: "Şeytan, Abdülhamid'den elini çekiyor. Sen de bu adamla uğraşmaktan vazgeç," derler. Eşref, Abdülhamid'e hitaben şu dörtlügü söyler:)

Toprak altında da olsan bulurum
Erişir burnuna birkaç tekmem
Can verip kurtulurum zannetme
Şeytan elini çekse de ben elimi çekmem!

***

(İkinci Meşrutiyet’te, ilk seçimlerin ardından yazılmıştır.)

Bahtiyâr en sonra İzmir’den giden meb'ûslar
Her biri yollarda bin yûhâ ile alkışlanır
Önde meb'ûs, arkada zeybekleri gördükçe nâs
Pây-ı tahta bir reîs-i eşkıyâ gelmiş sanır.

***

Çektiğim cevr ü cefânın sebebinden sorma,
Deme kim: “Bâdıhavâ menkabe dellâlı budur”.

Habs ile, nefy ile, işkence ile ömrü geçer,
İşte Türkiyye’de şâir olanın hâli budur!

***

Her biri halince icrâ-yı mezâlim etmede,
Görse bir me’muru insan bir şâki zann eyliyor.
Eyleme bihude ey biçâre feryâd ü figan,
Ah-ı mazlumu hükümet musiki zann eyliyor!

***

(Yobaz din “bilgin”leri için.)

Seni tekfir eder mutlak, desen dünyâ yuvarlaktır,
Döner dünya, o dönmez; çünkü sâbittir inâdında.
Sorulsa hâce-i dana Selanik nerdedir bilmez,
Bilir amma ki kaç tüy varsa Cibril’in kanâdında!

***

Rahm-i maderden nasıl çıktıysa hali öyledir
Gezmeden seyyah-ı alem, bilmeden allamedir
Gam mıdır mektebden olmazsa şehadetnamesi
Eşrafa oğlum için namım şehadetnamedir. 

Mader: ana.

***

(Abdülhamid ve sansür üzerine.)

Öyle bir hünkâr ile millet belaya düştü kim,
Haşre dek kan dökmeye iblise karşı vaadi var.
Şimdi de kalkıştı tebdil-i veraset etmeye,
Zulmü bitmek bilmiyor, mabadinin mabadı var.

***

Vakt-i, istibdatta söz söylemek memnu idi; 
Ağlatırdı ağzını açsan hükümet ananı! 
Devr-i hürriyetteyiz şimdi, değişti kaide. 
Söyletirler evvela, sonra s...ler ananı!

Vakt-i istibdat: baskıcı dönem.
Memnu: yasak.

***

Acıya hal-i sabavette alıştırmak için
Müslümanın ...ni önce şeri'at kesiyor.
Alet-i zulm ederek din-i mübini haşa,
Dilini doğruların sonra hükümet kesiyor.

Oldu on temmuzda palyaço gibi bir maskara;
Giydirildi çıngıraklı bir külah hürriyete!
Bizden alâ mı boyar eşşek acep Kayserililer?
Eski istibdadı soktuk rengi meşrutiyete!

***

(Meşrutiyet devrinde, meclise ipini koparan kişilerin gelip dolduğunu görünce kendini tutamaz ve şunları yazar:)

İd-i hürriyeti tebrik ederim ihvana
Bu değil millet için doksan üç’ün ihsanı
Kapısı öyle kolaylıkla kapanmaz, zira
Zorla açtık bu sefer Meclis-i Mebusan’ı

***

Var lüzumu bize Meclis-i Mebusan’ı
İçine dâhil olanlar ne olursa olsun
Doksan üç vak’asını eylemesin de tanzir
Yüzde doksan üçü isterse eşekle dolsun.