"Siyaset ve felsefe”nin çevirmeni Tektaş Ağaoğlu

Milletvekili Profesör Ahmet Ağaoğlu'nun torunu, Menderes Hükümetlerininbakanı Samet Ağaoğlu'nun oğluydu, iktidar katlarından gelmesine karşın emekçilerin saflarında sosyalizm için mücadele eden Tektaş Ağaoğlu her dönem örgütlü mücadele içinde yer aldı. 60'lı yıllarda TİP, 1974 yılından itibaren TSİP içinde faaliyet gösterdi. ÖDP’de de politika yaptı. Kızılcık dergisini çıkardı. Resim çizdi, heykel yaptı.

Sosyalist siyasetçi, yazar ve çevirmen Tektaş Ağaoğlu 9 Ocak 2018 günü, 84 yaşında yaşama veda etti. Tektaş Ağaoğlu, ülke tarihinde iz bırakmış bir ailenin üyesiydi. Dedesi Profesör Ahmet Ağaoğlu, babası Menderes Hükümetlerinde on yıl süreyle bakanlık yapmış, Yassıada’da yargılanarak müebbet hapis cezası almış Samet Ağaoğlu’ydu. Samet Ağaoğlu, siyasetçiliğinin dışında öykü, anı, günlüklerle edebiyatımızda iz bırakmış bir yazardır. Tektaş Ağaoğlu’nun halası Tezer Taşkıran CHP milletvekilliği de yapan önemli bir eğitimciydi. Diğer bir halası Süreyya Ağaoğlu Türkiye’nin ilk kadın avukatıydı. Tektaş Ağaoğlu’nun kardeşi Mustafa Kemal Ağaoğlu, yayıncı, Yazarlar ve Çevirmenler Kooperatifi (YAZKO) ve Bilim ve Sanat Kurumu (BİLSAK) kurucusuydu.

CHP milletvekilliği yaparken muhalif düşünceler savunan, Mustafa Kemal tarafından Serbest Fırka’ya muhalefet yapmak için gönderilen, tüm bu süreci Serbest Fırka Hatıraları kitabında anlatan Ahmet Ağaoğlu’nun torunu, Menderes Hükümetlerinin bakanı Samet Ağaoğlu’nun oğlu olmasına karşın sosyalizm için mücadele eden Tektaş Ağaoğlu her dönem örgütlü mücadele içinde yer almıştır. 60’lı yıllarda TİP, 1974 yılından itibaren TSİP içinde faaliyet gösteren ve MYK üyeliği yapan Ağaoğlu, 12 Eylül sonrasında kurulan sosyalist partilerde de politika yapmış, son yıllarda da HDP’yi desteklemişti.

Mihail Şolohov’un Ve Durgun Akardı Don başta olmak üzere, Siyaset ve Felsefe ile Komünist Manifesto (K. Marks-F. Engels), Mister Pickwick’in Serüvenleri (Charles Dickens), Puşkin Üzerine Konuşma (Dostoyevski) kitaplarını Türkçe’ye başarılı biçimde çeviren Tektaş Ağaoğlu ülkemizin önde gelen çevirmenlerindendi.

Emret, Biz de Şiirlerimizi Verelim

Fakir Baykurt, Özyaşam başlıklı anılarının Dost Yüzleri başlıklı 8. Cildinin “Can ile Tektaş” başlıklı bölümünde “Londra’da bir akşamüstünü” anlatır. Can Yücel ve Tektaş Ağaoğlu ile ABD dönüşünde, 1963 güzünde, Londra’da buluşurlar. Can Yücel ve Tektaş Ağaoğlu o sıralarda BBC’nin Türkçe bölümünde çalışmaktadırlar. Fakir Baykurt, yazdan daha güzel bir güz akşamüstü BBC’ye yakın birahanenin dış duvarı dibinde boş bir masa bulup, sanki gizli örgüt konuşması yapıyor gibi kafalarımızı birbirine yaklaştırıp konuştuk, der. Tektaş Ağaoğlu o sıra uzun saçlıymış. Can Yücel de sakalsız, gür bıyıklı...

Konu yurtdışında yaşamaktan açılınca, Can Yücel, Tektaş Ağaoğlu’na dönüp şöyle der: “Dönelim artık Tektaş! Kaç yıl oldu biz geleli? Götümüzün kılı ağardı! Bak Fakir ne güzel, bir yılda dönüyor. En iyisi, biz de dönelim...”

Tektaş da bu söz üzerine, dönünce ne iş yapacaklarını tasarlar: “Gidelim valla! Ben de bizim Mustafa Kemal’i ayarlarım, kitapçılık yaparız. Gidelim Can; Fakir romanlarını bize verir. Sen de çeviri yaparsın’”

Can ile Tektaş da İşçi Köylü Diyor

Can Yücel, Tektaş Ağaoğlu’nu yanıtlamış: “Ulan Tektaş, oğlum sen akıllanmayacaksın! Çeviri diyorsun! Ben şairim, şiirlerimi bassana! Fakir için ne güzel söylüyorsun; romanlarını verir! Emret, biz de şiirlerimizi verelim...”

Tektaş Ağaoğlu’nun Can Yücel’e yanıtı gelecek yaşamının özeti gibidir: “Kızma Can! Şiirlerini de basarız tabii! Evvel emirde elbet onlar! Ama yalnız şiirle yayınevi yaşar mı? Çeviri de yaparsın, onu diyorum...” Can Yücel’in rahatlaması üzerine Tektaş Ağaoğlu şöyle der: “Ben de çeviri yaparım Can!”

Fakir Baykurt anlatısının devamında ikisinin de bakanlık yapmış ünlü babaları olduğunu, ikisinin de iyi eğitim gördüklerini söyleyerek ekleyecektir: “İkisinin de eli kalem tutuyor; Can’ın Yazma isimli şiir kitabı çıkmıştı, Tektaş da Oxford’da hukuk okudu, onun da beş altı yıl önce Varlık yayınlarından Ölümden Hayata isimli öykü kitabı yayınlandı...”

Fakir Baykurt, Can ile Tektaş başlıklı anlatısını şu sözlerle tamamlar; o sözlerle bitirelim. Üçününde anısına sonsuz saygıyla... “Dönsünler, gene birtakım olanakları olur, halka yararlı işler tutabilirler. Ancak Türkiye'nin işleri zor. Ülkede dayatılan tek kanatlı acayip bir demokrasi var. İşçilerin, köylülerin partisi yok, kurdurmuyorlar, kurulanları da yaşatmıyorlar. Can ile Tektaş da bizim gibi işçi köylü diyorlar; ikisi için de zor olacak..."

Tahir Şilkan, Yeni Gelen dergisi, Mart 2018.