Hayat ağacı

Tarih “tarafsız”dır
Hüseyin Hasançebi

Savaş ve ekonomi

simsek-afrin-risk-bw-crEkonomiden sorumlu başbakan yardımcısı Mehmet Şimşek, “Afrin harekâtı nedeniyle Türkiye ekonomisinin bir sıkıntı yaşamasını beklemiyoruz” dedi; inanıp inanmamak ilgili ekonomik çevrelerin sorunudur, ki onlar da İstanbul borsasının ilk yüz büyüğüdür, garip gurebayı ilgilendirmez.

Fakat Afrin harekâtı denilen, savaş mı yoksa operasyon mu olduğunda uzmanların dahi fikir birliğine varamadığı olayın Türkiye ekonomisi ile “olumlu” bir ilişkisi bulunmaktadır. Türkiye, ekonomi ve siyaset anlamında “yerel emperyalist” bir ülkedir; fakat çevresindeki emperyalist Pazar paylaşımı savaşından dışlanmış bulunmaktadır; ki bu çok sıkıntı veren bir durumdur.

Çevremizdeki üç Pazar ile Türkiye ekonomisinin ilişkisine bakalım:

Normal koşullarda Türkiye’nin girip genişleyeceği ve derinleşebileceği 3 ülke pazarı bulunmaktadır; bunlar İran, Irak ve Suriye pazarlarıdır. Türkiye ekonomisi, lojistik üstünlüğü nedeniyle bu pazarlarda rakipsiz olduğu gibi “üreten ekonomi” olması nedeniyle de bu pazarların tedarikçisi (market) pozisyonundadır. Her üç ülke ile Türkiye ticareti defalarca kanıtlandığı üzere, duru siyasal atmosfer içinde birkaç ayda 50 milyar dolar seviyesine çıkabilirken, siyasi hava bulandığında gene birkaç ay içinde 5-10 milyar dolar seviyesine düşmektedir.

Ülkelerden ikisi (İran-Irak) ayrıca, enerji ihraç eden ülkeler olmaları nedeniyle Türkiye’nin dengeli dış ticaret yapma potansiyelini taşımaktadırlar. (Geleneksel olarak Türkiye’de İslami siyasi akımın kontrolünde bulunan “kaçak enerji ticareti” bu hesaplamaya dahil edilmemiştir.)

Bu pazarlar emperyalist yeniden düzenlemenin konusu oldukları için Türkiye dışlanmıştır. ”Masada olacağım” diye savaşın dahi göze alındığı, bizzat hükümetin bakanları tarafından da dile getirilmektedir. Türkiye açısından “masada olmak” ne demektir? Suriye ve Irak meselesi şöyle mi çözülsün yoksa böyle mi, diye Türkiye’ye soran olmaz, bu Türk devletinin en iyi bildiği dış politika konusudur. O zaman Türkiye için masada olmak, paylaşılan pazarda kendisine de mütevazı bir yer verilmesini istemekten ibarettir.

Verilecek yer Türkiye ekonomisi için ferahlatıcı olacaktır. Nitelik olarak inşaat olacaktır. Türkiye’de siyasi iktidar inşaatçıların elindedir. Büyük inşaatçılardan söz ediyoruz ve bu büyük inşaatçılar TÜSİAD’ın içindedir. Şehirler, barajlar, yollar, tüneller yeniden kurulacaktır ve tahminen 500 milyar dolar civarında iştah açıcı bir Pazar oluşacak, tıkanan Türkiye inşaat sektörü rahatlayacaktır.

Türkiye’nin “Barışçı” olması bu nedenledir.