Eşref saati

1846-1912
Şair Eşref

Belge

Tektaş
Hüseyin Hasançebi

“Sür”-realite

max-ernst-immortality-bw-detailTürkiye’nin “üstyapısı”na bakanlar; “tuhaf”, “şaşırtıcı”, “komik”, “akla aykırı” vb.’den başka bir şey diyemez oldular. Bu üstyapı sadece AKP-MHP değil, hepsi birdendir; yargıdır, askeriyedir, devlet ve siyasettir, soyutlayarak ekonomik sistemi de üstyapı içine sokabiliriz; her şey akla aykırı...

Peki,Türkiye’nin “altyapısı” ne durumda? Üstyapısı gibidir; tarihsel bir açıklaması vardır elbette, ama güncelliği akıl ile açıklanabilir olmaktan çıkmıştır. Bir ayağı boşlukta, öbür ayağı yerde, bu sahnenin derin bir kanyon kenarında geçtiğinin farkında bile değil, anlamadığı vaziyete uymaya çalışıyor.

Toplumda altyapı ile üstyapının bu kadar aynileşmesi iktidarda olana “uyum” diye görünür, ama aslında yol ayrımı demektir. Ya tencere-kapak, birlikte berhava olacaklar, ya da ayak takımı “beni kim itti” diye soramadan hayatın tümünü ele geçirecektir. Her ikisi de felakettir.

Böyle durumlarda “üçüncü yol” yoktur, sadece “aklın isyanı!” vardır. Bu “akıl” dediğimiz, her ne kadarsa, toplumun aydınlarında bulunur. Türkiye’de bu da mı kalmamıştır?

Bilmiyoruz; yaşayıp göreceğiz. Bugünden yapabileceğimiz geçmişimizde eşelenmekten ibarettir. Bulduğumuzu örnek olarak hatırlayıp hatırlatabilirsek ne âlâ...

Aklıma Aziz Nesin geliyor; “akıllı adam”dan fazla olan tarafı, gerektiğinde aklını kullanmasını da bilmesiydi. “Aydınlar Dilekçesi” demişti. Devrin tepesindeki Kenan Evren reddetmiş, ancak dilekçe varacağı yere varmıştı. Çünkü Aydınlar Dilekçesi, aydınların kendine dilekçesiydi.

Benim aklıma bu geliyor.

Elbette akıl akıldan üstündür!