HDP şimdi!

hdp-bw-crCHP kongresini yaptı: kaç ay süreceği belli olmayan yeni bir tartışma yarattı.

Kaçınılmaz sonuçtur, Türkiye solunda CHP’ye “eleştirel ilgi!” devam edecek. Eksiği-fazlası tartılacak; Kılıçdaroğlu’nun çapsızlığı vurgulanacak.

Demokrat olamıyor, sosyaldemokrasi hiç olamıyor denilecek.

Ulusalcılığı tamam da sol yanı eksik kalıyor konuşmaları yapılacak.

Avrupa’da sosyaldemokrasi mi kaldı, kaldı ise bakiyesi ne işe yarıyor ki CHP yarasın diye sorulmayacak.

CHP hakkında daha bir yığın boş laf edilecek; yığınla polemik yapılacak.

Bu partinin kendi tarihinin son sınırında, likidasyonun eşiğinde

olup olmadığına bakılmayacak….

***

Türkiye solu açısından CHP defterinin dürülmesi için vakit geçmiştir. CHP’nin turşusu da kurulamaz artık, çünkü kokmuştur. Bu parti Türkiye’de üst orta sınıfların gel-git konumundan kaynaklı korku ve hassasiyetlerinin siyasi temsilini üstlenmek istediği için siyasi merkezin çekim alanı içinde erimeye mahkumdur; bunu değiştirecek bir birikimi de kalmamıştır.

***

HDP kongre yapacak.

HDP eğer kongresinden yeni bir vizyon çıkaramazsa yeni bir şey de söylememiş olacak.

HDP kongresinden bir –sonuç bildirgesi değil– “Ekonomik ve Siyasi Beyanname” çıkmalı.

Beyanname “Emek eksenli” olmalı.

Beyanname en üst gelir grubundan işçilere, işsizlere, köylülere, dar gelirli orta sınıflara gelir aktaran acil bir “ekonomik operasyon paketi” ilan etmeli.

Ekonomik operasyon paketi, TÜSİAD’dan başkasını ürkütmemeli.

Gelir azlığına değil, gelir dağılımındaki eşitsizliğe odaklanmalı.

Kaynak nerede sorusuna yanıt olarak “Servet vergisi”ni vurgulamalı.

Bunu yaparken, aktif-pasif ayırımından kaçınmalı, gelir diliminin en üst % 1’inin

servetini % 50 küçültmeyi hedeflemelidir.

Savunma harcamalarını % 50 azaltacağını ilan etmelidir.

Ekonomik paket “rövanşist” olmalı.

Siyasal demokrasiye gelince;

İşçi ve emekçiler ve tüm orta gelirli katmanların çıkarı açısından ehveni şerliğini yorumlayarak “Parlamenter Sistem”i savunmalı.

Kürt Meselesine gelince;

Çözüm anahtarının Türkiye’nin elinden çıktığını ve Kürt siyasetinin eline geçtiğini –açıklamalı– olarak göstermeli; ABD’nin Kürt meselesindeki bölgesel rolünü –ve hesabını– tümden reddetmeli, özgün bir anti-emperyalist Türk-Kürt politikası oluşturup önermelidir.