Masal toplumuyuz

afrin-harekat-bw-crTürk ordusu Afrin’e girdi; PKK’ya karşı bir askerî harekât yapıyor. C. Başkanı Erdoğan ve AKP sözcüleri ve yandaşları da “Savaş” demiyor, “operasyon” diyorlar. Ben de bu görüşteyim.

Ancak siyasi rejim, bir “savaş rejimi” biçimine dönüştüğü için olaylar ve gelişmeler “savaş” üzerinden cereyan ediyor; Hükümet ve yargı, “Savaş var, kes sesini!” diyor.

Bir askerî operasyonun savaşmış gibi algılanması ve konuşulması aslında AKP başkanı Erdoğan’ın ve partisinin işine geliyor, çünkü Erdoğan’a ve hükümetine “tarih yazan” bir profil kazandırıyor. Bu algı bir ölçüde solu da etkiliyor.

Laflara bakın: Cumhuriyeti kurtarıyoruz. İşgalcı değiliz. ABD ile karşı karşıya gelebiliriz. Afrin’den Kandil’e, bütün sahayı PKK’dan temizleyene kadar harekât sürecek… Türkiye Afrin müdahalesi ile birlikte bölgeye nizamat veren aktörlerden biri olmuştur… Gerekirse ABD ile savaşa bile gireriz.

Büyük laflar her halde Rusya ya da ABD’ye söylenmiyor; içeriye söyleniyor; ama biz, “Türkiye bu, yapar mı yapar” sarhoşluğuna düşüyoruz. “Kurtuluş Savaşı” ile kıyaslamalar ve daha neler. Muhalefeti sindirmek için uygun ortam.

Yahu, mesele “Kürt meselesi” olunca Türkiye’nin eli her zaman güçlüdür, bunu nasıl unutuyoruz.  Bilmem nerede Kürt oluşumu ya da özerk veya muhtar Kürt bölgesi yaratmak mümkün müdür? Diyelim Kobani’de bir otonomi; yol olur, Suriye’yi, Irak’ı, İran’ı ve Türkiye’yi bölmek anlamına gelir. Bu dört devlet aynı anda ve birlikte ayağa kalkar. Bu nedenle Kürt Meselesi, güçler dengesi meselesidir. Türkiye yek diğer üç devleti daima yanında bulmuştur, gene bulur. Dört devletli bir denkleme bu nedenle büyük güçler el süremezler. Son tahlilde Türkiye’ye, “şöyle dur, cepheden ve profilden çekelim” demekle yetinirler. Biz Türkiye’nin içine girdiğini veya girebileceğini düşündüğümüz büyük büyük savaşların heyecanını yaşarken ne diyecekler; “Kararlılık gösterdiniz, satın aldık, tansiyonu düşürün.”

Rahat oluna… Savaşan devlet kıytırık Mihraç Ural’ın hesabını mı yapar?