Grev hakkı özgürce kullanılabilmelidir!

bmis-konferans-bw-crGrev hakkı Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Çalışma Örgütü sözleşmelerinde, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi kararlarında güvence altına alınmış temel ve evrensel bir insan hakkıdır. Grev hakkı olmaksızın sendika hakkı ve toplu pazarlık hakkı anlamsız hale gelir. Sendika ve toplu pazarlık hakkının en önemli güvencesi ve ayrılmaz parçası grev hakkıdır.

Türkiye’de grev hakkı dünyanın başka yerlerinde olduğu gibi işçi sınıfının uzun mücadeleleri sonunda elde edilmiştir.

1961 Anayasası ile güvence altına alınan grev hakkı o günden bu yana sermayenin ve sermaye yanlısı hükümetlerin saldırısına uğramış ve sınırlanmak istenmiştir. AKP Hükümeti bu konuda, geçmiş hükümetlerin sıkı bir takipçisidir.

2012 yılında kabul edilen 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu 12 Eylül ürünü yasaların, greve ilişkin olumsuz yaklaşımını benimsemiştir. 6356 sayılı yasa, bir yandan sendikalaşmayı bir yandan grev hakkının kullanımı zorlaştırmaktadır.

Sendikaya üye olma, toplu iş sözleşmesi yetkisi alma, sözleşme yapma sürecindeki engeller varlığını sürdürmektedir. Örgütlenme hakkının hem yasalarla hem de fiili uygulamalarla baskı altına alınması sadece grev hakkını değil, sendikalaşmayı da neredeyse imkânsız hale getirmektedir. Toplu iş sözleşmeleri kapsamındaki sendikalı işçi oranı 1980 yılında yüzde 40 iken günümüzde yüzde 8 civarındadır.

İşçilerin büyük bir kesiminin örgütsüz olduğu koşullarda grev hakkı, AKP hükümetlerinin iki dudağı arasındaki bir hak haline gelmiştir. Geçmişte grev erteleme kararları konusunda hukuka uygun kararlar veren Danıştay, 2014 sonrasında hükümetin grev erteleme kararlarını onaylayan bir notere dönüşmüştür. Anayasa Mahkemesi grev erteleme kararlarını hak ihlali olarak değerlendirmiş ancak, hükümet bu kararları da dikkate almamıştır.

2016 yılından bugüne uygulanan OHAL sürecinde grev hakkı daha da kullanılamaz hale gelmiştir. OHAL işçi haklarının ve sendikal hakların kısıtlanmasının, kazanılmış hakların gasp edilmesinin bir aracı haline dönüşmüştür. 

OHAL süreci ve Bakanlar Kurulu’nun elinde bulundurduğu grev erteleme yetkisi ile, grev hakkını kullanma hakkına sahip olan yüzde 8’lik kesimin bile, bu hakkı kullanması neredeyse imkânsız duruma gelmiştir. Grev hakkı AKP döneminde en çok ihlal edilen temel haklardan biridir. AKP döneminde toplam 13 grev, OHAL sürecinde ise 5 grev Bakanlar Kurulu kararı ile erteleme adı altında yasaklanmıştır.

15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasında AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan “Şimdi grev tehdidi olan yere biz OHAL’den istifade ederek anında müdahale ediyoruz. Çünkü iş dünyamızı sarsamazsınız. Bunun için kullanıyoruz biz OHAL’i,” diyerek, OHAL’i patronların çıkarı için uyguladıklarını açıkça ifade etmiştir. Bu nedenle sermaye kesimlerinin OHAL’e karşı son dönemdeki çıkışları samimi değildir.

Özellikle 130 bin metal işçisini yakından ilgilendiren, MESS Grup Toplu Sözleşmesi süreci OHAL koşulları içinde yürütülmektedir. Geçmişten bugüne, MESS Grup Toplu Sözleşmesi sadece metal işçileri için değil, ülkede diğer işkollarında yürütülen tüm grup toplu sözleşmesi için emsal oluşturmaktadır. Bugün bir kez daha işkolunda metal işçilerinin grev hakkı tehdit altındadır.

Sonuç olarak;
OHAL süreciyle sistematik hale gelen grev yasaklarının yeni bir bahanesi daha olmuştur.

• Kamuda iş güvencesi askıya alınmıştır.
• Kamu kaynakları Varlık Fonu adı verilen bir fona devredilerek toplumsal denetimden kaçırılmıştır.
• OHAL işçilerin olduğu kadar kamu emekçilerinin sendikal mücadelesinin önünü kesmek için de kullanılmaktadır.
• Muhalefet partilerinin miletvekileri, temsilcileri siyasal iktidarı hedef alan açıklamaları nedeniyle tutuklanmakta, muhalefet partilerinin temsilcilerinin tutuklanma tehdidi ile, faaliyetleri sınırlandırılmaya çalışılmaktadır.
• OHAL, AKP rejiminin emek üzerinde inşa ettiği tahakkümü derinleştirmeye yönelik hamlelerinin kurumsallaşmasını sağlamıştır.
• OHAL'in üzerine kurulduğu korku ikliminde ve ağır baskı ortamında, işçi sınıfının itirazları susturulmaya çalışılırken, çalışma hayatını ilgilendiren, daha önce sendikaların itirazları ile geri çekilmek durumunda kalan, esneklikle ilgili düzenlemeler hayata geçirilmiştir.
• Grev hakkının gasp edilmesi, OHAL sürecinin yarattığı keyfi ortamda, sermaye ve devlet işbirliğinin yeni örnekleri, hukuk bir kenara atılarak sergilenmektedir.
• Hakların ihlalinde hakları savunması gereken yargı işlevsiz hale gelmiştir.
• Hukuk birbirini tanımayan yargı süreçlerinin elinde temel hakların gasp edildiği bir mekanizmaya dönmüştür.

MESS toplu sözleşmelerinde grev kararının alınmasının hemen öncesinde düzenlediğimiz bu konferansta akademisyenler, sendikacılar ve IndustriALL’dan katılımcıların yapmış olduğu değerlendirmelerle, deneyimler, tespitlerle grev hakkının nasıl kapsamlı sınırlamalar ve baskılarla altında olduğunu ortaya koymuştur.  Tüm katılımcılar yasaklara karşı ortak bir mücadele hattının oluşturulmasının elzm olduğunu vurgulamıştır.

Bu konferansın ışığında;
1) Giderek demokrasiyi ve işçi haklarını ihlal eden bir uygulamaya dönüşen OHAL derhal kaldırılmalıdır.
2) Grev hakkının kullanımının önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.
3) Hükümet, Bakanlar Kurulu’nun geçmişte aldığı grev erteleme kararlarını mahkum eden Anayasa Mahkemesi kararlarını dikkate alarak keyfi grev ertelemelerine son vermelidir.
4) Anayasal bir hak olan sendikal örgütlenme hakkının önündeki engellerin kaldırılması, tüm çalışanlara grevli toplu sözleşmeli sendikalaşma hakkından yararlanması sağlanmalıdır.
5) Gösteri yürüyüş ve miting yapma özgürlüğünün önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.
6) OHAL gerekçe gösterilerek KHK ile suçsuz yere işten atılanlar işçiler ve memurlar işlerine iade edilmelidir.
7) Tüm ülkede anti-demokratik uygulamalardan vazgeçilmeli, yargının bağımsızlığı sağlanmalı, muhalefete yönelik baskı ve tutuklamalara son verilmelidir.
8) Sendikal haklar basın özgürlüğünün dışında düşünülemez. Keyfi bir şekilde tutuklanan gazeteciler derhal serbest bırakılmalıdır.
9) En nihayetinde OHAL'de grev, grev yasaklarına ragmen meşru, ertelemeler, yasaklamalar gayrimeşrudur. Çünkü işçi sınıfı haklılığını, meşruiyetini,  anayasal ve yasal dayanaklarından ve tarihsel mücadelesinden almaktadır. İşçiler grev hakkını gerektiğinde çekinmeden kullanacaktır.

GREV HAKKI ENGELLENEMEZ!

OHAL İŞÇİYE CEZA OLAMAZ!

Grev Yasakları ve Sendikal Haklar Konferansı Sonuç Bildirgesi, Birleşik Metal İşçileri Sendikası (birlesikmetal.org), 13 Ocak 2018.