Eşref saati

1846-1912
Şair Eşref

Belge

Tektaş
Hüseyin Hasançebi

Aklımızı çelen nedir?

karl-marx-crEkim Devrimi üzerine yazdıklarımız, konuştuklarımız…

Hepsi doğru olsa da Marksizm açısından bakıldığında bir eksik kalır.

O da, Marksist siyasal pratiğe göre çizilmiş somut tarih şablonunda Ekim Devrimi’nin nereye oturduğudur.

Açık olalım; Marksizm bize yetmediği zamanlarda “Devrimci Marksizm” diyerek kendimizi ayırdık; bu şu demektir: Marks-Engels’i alıp Lenin’e bağlamak…

Bu teorik devrimci çizgiyi kurarken dışladığımız önemli bir şey oldu; Avrupa.

Avrupa’nın Marks sonrası Marksizm tarihini atlamış olduk.

Bu yüzümüze vurulduğunda kolayını bulduk; “Lenin’i Avrupa’ya taşıdık”!

Fakat bunu da, Lenin ile Plehanov’un arasını açarak yaptık.

Halbuki gerçek “Avrupalı Marksist” Plehanov idi.

***

Duymaktayız ki Avrupa’da yeni bir Marksist tartışma filizleniyor:

“Artık sosyalizme gerek kalmamıştır, kapitalizmden komünizme geçmenin tarihi koşulları oluşmuştur.”

Her hangi bir ara aşamaya (sosyalizm) gerek kalmadan “doğrudan komünizme geçiş”…

Bu koşulları tekelci kapitalizm yarattı.

Sovyet Sosyalizminin teorisyenleri “dükkanı kapatırken” şöyle demişlerdi:

“Bundan sonra sosyalizm ‘tekel+proletarya diktatörlüğü’ şeklinde olabilir.”

Dudak bükülecek bir teorik önerme değildir bu; aklımızın bir kenarında tutmalı.

Bugün dahi “Marks-Lenin” kısa yolundan düşünürsek şu çıkıyor:

Üretim Asya’ya kaydı. Proletarya Asya’da büyüyor. Çin’de 800, Hindistan’da 700…

Tüm Asya’da 2,5 milyar proleter var. Emek-sermaye çelişkisi had safhada; rekabetçi dönem Avrupası’ndan bile daha uzlaşmaz. O halde dünya devriminin merkezi artık Asya’dadır.

Topla çıkar, çarp böl; bu çıkıyor.

“Doğrudan komünizme geçişin koşulları”ndan söz edeceksek, bugünkü dünya somutunda

bu noktaya evrilmiş kapitalizm, Avrupa’dadır.

Muhtaç olduğumuz “devrimci düşünce” ise, dışladığımız Avrupa Marksizmini de dâhil ederek

ulaşacağımız canlı Marksist edinimdir.

Bu teorik çerçevede “sosyal demokrasi”ye açılacak bir “yırtık” yoktur.

Şundan yoktur:

“Doğrudan komünizme geçiş”i konuşuyoruz.