Dünya

Suriye Irak’ı da düzeltir
Hüseyin Hasançebi

TEOG kaldırılabilir mi?

teog-bw-crTemel Eğitimden Orta Öğretime Geçiş Sınavı (TEOG) cumhurbaşkanının bir TV konuşması sonrasında kaldırılıyor (!). Cumhurbaşkanının beğenmediğini söylediği bu sınav, birdenbire gündemin ilk sırasına oturdu. Bir kesim TEOG sınavının öğrencileri nasıl hırpaladığını ve eğitimde fırsat eşitliği konusunda nasıl bir haksızlık yarattığını, diğer kesim TEOG’un günahının mevcut iktidara ait olduğunu anlatmakla meşgul bu sıra.

Durum şu: Ortaokullardan yılda yaklaşık bir buçuk milyon öğrenci mezun olmakta, bu öğrencilerin öğrenime devam edebileceği değişik niteliklerde farklı liseler bulunmaktadır. Liseler arasındaki bu farklılıklar, ortaokuldan mezun olan öğrenciler arasında bir sıralama yapmayı ve seçimi zorunlu kılmaktadır. Daha önce Liselere Geçiş Sınavı (LGS), Orta Öğretim Kurumları Sınavı (OKS), Seviye Belirleme Sınavı (SBS) vb. adlarla yapılan bu sınavlar 2013-2014 öğretim yılından bu yana Temel Eğitimden Orta Öğretime Geçiş sınavı (TEOG) olarak uygulanmaktadır. Cumhurbaşkanının memnun olmadığı ve kaldırılmasını (!) istediği sınav bu.

Cumhuriyet öncesi ve sonrası ülkemizde devlet bürokrasisine ve iş dünyasına yönetici yetiştirmek üzere, öğrenciler arasından en başarılı olanları seçip yetiştirmek amacıyla açılmış “köklü” liseler hep var olmuştur. Bu liseler genellikle ortaokullardan mezun olanların yüzde birlik dilimindeki öğrencileri çeşitli yollarla seçip alırlar. Bu öğrenciler akademik açıdan güçlü oldukları için daha sonra üniversitelerin en yüksek puan gerektiren bölümlerini, yurt içi ve yurt dışı öğrenim burslarını kolayca hak ederek geleceğin yöneticileri olarak yetiştirilirler. Bu liselere girmeyi hak edemeyen, sosyo-ekonomik durumu iyi ailelerin çocukları da bu kervana parasal güçleri sayesinde özel okullara giderek katılmış olurlar. Aslında devlet yöneticilerinin, tüm öğrenciler içerisinde eğitimiyle asıl ilgilendikleri kesim bunlardır.  Bu öğrenciler genel toplamın yüzde birini hiçbir zaman geçmemektedir. AKP iktidarının ve cumhurbaşkanının sözünü ettiğimiz bu okulları kendi kontrolü altına almak istemekten başka hiçbir sorunu bulunmamaktadır.

Geriye kalan büyük bir çoğunluğun eğitimini devlet kendisine bir yük olarak görmekte, bu alana ciddi bir yatırım yapma konusunda oldukça eli sıkı davranmaktadır. Öğrenim çağındaki büyük çoğunluğu kendisi için yük olarak gören devlet, mümkün olduğunca bu yükü hafifletmek için çözümler üretmekle (!) meşguldür. Bulabildiği en önemli çözüm öğrencilerin bir kısmını özel okullara gitmeye zorlamaktır. Yıllardan beri öğrencileri özel okul müşterisi haline getirebilmek için elinden gelen her şeyi yapmayı denemekten geri durmamaktadır. Devletin eğitim yükünü azaltmak için bulduğu yollardan birisi de açık öğretim ortaoklu ve liseleridir. Bu yolla hem eğitim masraflarından kurtulmakta hem de bu çocukların ucuz işgücü olarak kullanılmaları mümkün olmaktadır. Aynı zamanda bu okullar sayesinde kız çocukları, toplumsal cinsiyet rollerine uygun olarak evde kalmaları sağlanmaktadır.

Devlet, tüm bu çabalarına rağmen eğitime devam etmekte olan öğrencilerin büyük bir çoğunluğuna okul binası, ders araç ve materyali, öğretmen tahsis etmek zorunda kalmaktadır. 2016-2017 öğretim yılı rakamlarına göre liselilerin 3 milyon 726 bin 41’i resmi, 500 bin 441’i özel, 1 milyon 287 bin 249’u ise açıköğretim lisesinde bulunuyor. Bu durumda devlet, harcama yapmak zorunda hissettiği bu öğrencilerin mümkün olduğunca kendi ideolojisine uygun olarak yetiştirilmesi için gerekli önlemleri almaya çalışmaktadır. AKP iktidarı, özellikle yoksul ve eğitimsiz aile çocuklarına bu ideolojik hizmeti (!) İmam Hatipleri yaygınlaştırarak sunmayı denemekte, bu okulların hem sayısını hem de alt yapılarını güçlendirerek öğrencileri yönlendirmeye çalışmaktadır. Tüm çabalarına rağmen TEOG sonuçlarına göre en düşük puanları alan öğrenciler İmam Hatiplere devam etmek durumunda kalmaktadır. Zira akademik başarısı görece yüksek olan öğrenciler İmam Hatipleri tercih etmemekte, diğer seçeneklere yönelmektedirler. Üniversitelere girişte bu durum çok açık bir şekilde ortaya çıkmakta, her yüz İmam Hatip öğrencisinden ancak on sekizi üniversiteye kayıt yaptırabilmektedir.

Cumhurbaşkanı TEOG sınavına tam da bu nedenlerle karşı çıkmakta, kaldırılmasını (!) istemektedir. Kaldırılmasını isterken hemen arkasından “Liseler Milli Eğitim Bakanlığı'nın kontrolünde kendi sınavlarını yapar.” diyerek“köklü” liseler konusundaki klasik devlet tavrından vazgeçilmeyeceğine işaret etmektedir. Okullar arasında genel bir eşitlik sağlamadan sınavsız bir geçişin mümkün olmadığını bile bile bu sınavın kaldırılması niçin gündeme getirilmiştir? Olası gelişmeler şöyle öngörülmelidir:

1) Devletin ve özel sektörün yönetici ihtiyacını karşılamak amacıyla oluşturulan “köklü” liseler için başka biçimde de olsa yine seçme yapılacak, akademik başarısı en yüksek öğrencilerin bu liselere gitmesi sağlanacaktır.

2) Adrese dayalı liseye kayıt sistemi sayesinde birçok aile çocuğunu istemediği halde İmam Hatip liselerine vermeye zorlanacak, böylece bu liselere de akademik düzeyi iyi durumda öğrencilerin kayıt yaptırması sağlanarak başarı düzeyleri yükseltilmiş olacak. Aileler İmam Hatip Lisesine vermedikleri takdirde Özel Liselere veya Açık Liselere zorunlu olarak yönelmek zorunda kalacaktır. Böylece devlet bu öğrencilerin eğitim masraflarından bir anlamda kurtulmuş olacaktır.

3) Liselerde fırsat eşitliği sağlama adına atılacak adımlar sayesinde tüm liselerin zaman içerisinde İmam Hatiplere benzetilmeye çalışılacağını ön görmek kehanet olmayacaktır.

TEOG sınavı ergenlik dönemindeki çocukların üzerinde büyük bir baskı oluşturmakta, aileleri kurs ve dershane masrafları açısından zora sokmaktadır. TEOG’un eğitim sürecindeki yeri, objektifliği, başarıyı ölçme konusundaki yeterliliği tartışmaları bir yana, nereden bakılırsa bakılsın bir an önce kaldırılması gerekir. Ancak liseler arasında genel bir fırsat eşitliği ve kalite denkliği sağlanmadığı sürece liseye geçişte seçme yapılmaması düşünülemez. Devlet yoksul aile çocuklarına verilen eğitimi kendisine bindirilen yük olarak görmekten vazgeçmediği sürece eğitimde fırsat eşitliğinden söz edilemez.

Eğitimin ve ülkenin genel sorunlarıyla birlikte ele alınmadan yapılan TEOG tartışması münazaradan ileri gitmez.

Eğitimin ve devletin yapısı değiştirilmedikçe dün başka bir adla yapılan sınavlar, yarın başka adla ve başka biçimde mutlaka yapılacaktır.