Dünya

Suriye Irak’ı da düzeltir
Hüseyin Hasançebi

Barut

tip-afis-bw-crTİP’e 1965 seçiminde verilen “%3” oy bir atımlık barut değildi. %3’ü bir atımlık barut olmaktan yerinde, zamanında ve isabetli politikalar üretebilmesi kurtarmıştı. Aklı ile siyasi tarih çözümlemesi yapabilenler, “15-16 Haziran İşçi Sınıfı Kalkışması”nın TİP’e verilen bu %3 oydan neşet ettiğini görebilirler.

HDP’ye verilen “%13” oy acaba “bir atımlık barut” mudur; 7 Haziran 2015 seçiminde işini görmüş ve bitirmiş midir? Bu sorunun doğru cevabı Türkiye’nin yakın siyasi geleceği içinde verilecektir. Verilecek cevabın ne olacağı, HDP’nin bu yakın siyasi gelecekte izleyeceği politikalara bağlı olacaktır.

“HDP 2019 seçimlerine kadarki süreçte Türkiye siyasetini biçimlendirecek ‘öncü’ rolü üstlenebilir” diyen bir varsayım ileri sürdüm. Yaklaşık 8 veya 10 okuru olan bir “yazar!”ım, hiç birinden olumlu tepki gelmedi. “Demek ki yeterince anlatamamışım” demeyeceğim, “anlaşılmamış” diyeceğim. “Gelin HDP’nin şu %13 oyunu da katarak Türkiye’yi Erdoğan’dan kurtaralım!” deseydim eminim herkes anlayacak, “hikmet yumurtladınız” diyerek alkışlayacaktı.

Akla ve mantığa gelelim: Türkiye’de iktidarı değiştirmek ve gündemi “radikal demokratikleşme” olan bir hükümet kurmak CHP’nin harcı değildir. CHP+HDP diye bir şey ise tasavvur edilemez. CHP+HDP+Meral Akşener Hareketi+Türkiye Solu (yani %49) bu işi becerir diyen boş inanç sahibi milyonlarca insan var ve bunların bir kısmı da “solcu” diye bildiklerimizdir. Hemen söyleyelim; %49 sadece bir aşuredir; afiyet olsun!

Türkiye’nin sorununu “Tayyip Erdoğan’dan kurtulmak” diye özetleyen siyaset körlüğüne düşmemek gerekir. Bu, “Türkiye’yi Türkiye’den kurtarmak” gibi bir şeydir. Türkiye kendini Erdoğan’da bulduğuna göre, “Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin kendisidir” diyebiliriz. Bu nedenle sorunu, “Türkiye’yi –bu arada Erdoğan’ı da– kurtarmak” diye resmedebiliriz.

HDP hangi politikalar ile 2019 düğümüne giden süreçlere öncülük edebilir? Hemen cevap verelim: Hiçbir politika ile. CHP’ye yaklaşarak hiçbir şey yapamaz. Türkiye solu ile HDP işbirliği de bir işe yaramaz. Bunlara Meral Akşener Hareketini de ekleyen bir vizyon genişletme ile de elde edilebilecek hiçbir şey yoktur. Tek çözüm, “%13”ü “ideolojik ve politik bağımsızlık”la ayrıştırarak ele almaktan geçer. Bu bir politika sorunu değil, “bağımsız kimlik” sorunudur. Arkası gelir; sonrasında herkesle –şeytanla bile– işbirliği yapılır.

Türkiye’de bu iklim yok, ama yaratılabilir. Bunu ancak PKK sağlar. Fakat nasıl sağlar. CHP’nin şu veya bu projesine katılalım, birlikte adalet ya da vicdan arayalım, nöbetler tutalım falan diyerek bu iklim oluşmaz. PKK’nın yol göstermesi veya onayladığını açıklaması HDP eylemlerinin siyasi etkisini sıfırlamaktan ve AKP’nin elini güçlendirmekten başka bir işe yaramaz. PKK, Türkiye’ye karşı kullandığı silahların şarjörünü boşaltmalı, bunun politikasını ve propagandasını da HDP üstlenmelidir. “%13” oy ancak ve sadece bu yoldan Türkiye siyasetinin merkezine oturabilir, diğer muhalefetin dikkati ancak böylece “%13” üzerine çekilebilir. HDP başka politikalara “eklenti” değil, “ortak” olarak katılmalıdır. PKK buna hayır diyorsa, HDP hiç yorulmasın daha iyi.