“Yurtsever”cilik

kukla1-crTayyip Erdoğan, “Bu sol zihniyet, bu komünistler, bunlar hiçbir zaman vatansever değildir, milliyetperver değildir” dedi. Doğru kelam eylemiştir; gerçekten de gerçek komünist hiçbir zaman “vatansever” olmamıştır.

Ama tuhaf, kendine “komünist” denildiğinde onur duyacağını kesin bildiğimiz solcular, Tayyip Erdoğan’a laf yetiştirme yarışına girdiler. Asıl yurtseverlerin kendileri olduğunu demeye getirdiler. Şimdi bugün Türkiye’de masum gibi gördüğümüz bu yanılgı, bir çok nedenden dolayı masum değildir ve uzak durmak gerekir. Masum olmadığını, “her türlü milliyetçiliği ayak altına aldık” dedikten 3-5 yıl sonra herkeslerden daha çok milliyetçi, vatansever olduğunu kanıtlamaya çalışan “iki Erdoğan” arasında yapılacak basit bir kıyaslama bile gösterecektir.

Uzatmayalım: Neoliberal küreselleşmenin sonu geldi. Korumacılık güçleniyor. Ülkeler “millî duvarlarını” yeniden kurmaya başladılar. Bunun ideolojilere ve siyasete yansımaları, milliyetçiliğe yöneliş biçimini alıyor; hatta hızlı hareket edenler (Polonya, Macaristan, Türkiye gibi) işi ırkçılığın sınırına kadar götürebileceklerinin işaretlerini veriyorlar. ABD yüzelli yıldır bir türlü Amerikalılaştıramadığı kuzey Meksika devletlerini Meksika’dan koparıp yemek için Berlin Duvarı’ndan daha büyük projeler hazırlıyor. Küresel krizden sonra bambaşka bir dünya var ve dünyanın her türden milliyetçiliğe, vatanseverliğe tok sesle karşı çıkacak hareketlere ihtiyacı var.

“Yurtseverlik konumuzun dışındadır,” der geçerdik ama bunun da kötü örneklerini gördük. Stalin 2. Büyük Savaş’ta “yurt davası” manasında denemişti. Ama “dava”,

“askeriyeyi” güçlendirdi ve Partinin elinden iktidarı alacak kadar cesaretlendirdi. Sonrasını zaten biliyoruz.