Dünya

Suriye Irak’ı da düzeltir
Hüseyin Hasançebi

Türkiye’nin buhranı

munch ciglik-bw-crÖnce somut durumu göreceksin ki, sonra etkili politikalar üretebilesin.

Bu kural sahnede görünen bütün siyasetler için geçerlidir: İktidar için iktidar politikaları, muhalefet için muhalefet politikaları…

İktidarda AKP var. İktidarda görünüyor ama iktidar değil. Ortada hükümet yok, bürokrasi yok. Var da çalışamıyor. Durumu bu şekliyle görmediğimiz için her şey bizi şaşırtıyor. C. Başkanı Erdoğan “Teröristler ceket-pantolon giyecek, darbeciler tulum. Tulumun rengi bademiçinin koyusu bir renk olacak” diyor, şaşırıp kalıyoruz. Çünkü tutuklu ve mahkûmların ne giyeceklerini normalde bir genel müdürlükte ilgili bir dairenin başkan yardımcısının kararlaştırması ve açıklaması beklenir. Hemen atılıyor: “Tek adam her şeye karar veriyor” diyoruz. Oysa tek adamlık falan değildir bu. Bürokrasi parmağını oynatmıyor. C. Başkanı yapın diyor, kimse yapmıyor. Başka çare kalmadığı için kendi yapıyor.

Niçin böyle olduğunu anlamak için kâhin olmaya hiç gerek yok. Türkiye 15 Temmuz 2016 askerî darbe girişimi ile birlikte siyasi kaosun içine sürüklendi. İktidarın işi gücü, arkasından gelecek askerî darbeyi önlemeye dönüştü. Bu da bize, Türkiye’nin bir “askerî darbeler dönemine” girdiğini gösterdi.

Ayrıca “askerî darbeler dönemine” girip girmediğimizi Türkiye’nin tüm dış ilişkilerinin krize girmesinden de anlayabiliriz. ABD açıkça söylüyor söyleyeceğini. Almanya söylemekle kalmıyor, yapacağını yapıyor da yavaş yavaş. Türkiye’nin dış ilişkilerinde ne siyaset kaldı, ne de ekonomi. Sadece askerî meseleler var, militarizm selamlaşmalara bile damgasını vurdu, ama biz hâlâ “tek adam diktatörlüğü” falan türünden övün savuşturuyoruz. Bir boşboğaz, “Erdoğan yeni bir devlet kuruyor” dese de, bize de konuşacak konu çıksa diye bekliyoruz.

Muhalefet partisi olarak CHP, HDP, MHP var. Buradan somut durumu gören politika çıkıyor mu, buna bakmak lazım. Çıkmıyor. Ne çıkıyor? Adalet isteriz, vicdan isteriz türünden saçmalıklar veya gariplikler çıkıyor. Var mı böyle bir şey? Vicdan varsayımına sığınan siyaset bu devirde, bu ne demektir? Herkesin aklını başına devşirmesi gerekmez mi? Örneğin CHP’de vicdan olabilir mi? Türkiye’de “sosyal vicdan” denilen şeyin tek insanda göründüğü ender örneklerden biri olan Mehmet Bekaroğlu’nun  bu parti içinde yalnızlaştırılması da bir fikir veremiyor mu?

“%49”u 2019 seçimine taşımak giderek stratejik bir siyaset olmaya başladı gibi. CHP tamamen buna yattı. Bu cin fikir HDP’yi de yanına çekiyor gibi. Herkes bir CHP-HDP yakınlaşmasını konuşur oldu. AKP de bunu görüyor ve söylüyor. Ne olacak, bundan ne çıkacak? Türkiye buhran geçiriyor, militarist çözümler yer altından ve üstünden sürekli güçlendiriliyor, darbe kimden ve ne zaman ve nasıl gelecek diye spekülasyonlar iktidar katından meyhanelere kadar inmiş, konuşuluyor, ve muhalefet siyaseti ise 2019 seçimini nasıl kurtarabileceğinin peşine düşmüş, yuvarlanıyor.

Muhalefet nasıl yapılmalıdan önce, kime karşı hangi muhalefet politikaları güdülmeli; önce buna karar vermek lazım. Türkiye buhran geçiriyor, muhalefeti buna göre düşünmek lazım. AKP’ye muhalefet hiçbir şey ifade etmez olmuştur. Mesele katmerlenmiştir. AKP’ye karşı muhalefete, AKP’yi militarist yöntemlerle düşürme hesaplarına karşı muhalefet de eklenmelidir. CHP ve HDP tarafında bunun farkında olunduğunun işaretleri görülmemektedir.

Ne demektir AKP’ye muhalif olmak ve aynı zamanda AKP’yi iktidardan düşürme hesabına yatmış militarist güçlerin de muhalifi olmak; bu AKP’yi korumak mıdır?

Hayır, o anlama hiç gelmez. Önce “muhalefet” olmaktan vazgeçmektir. Kendi için iktidarı istemektir.

Bu talebini siyasi mücadeleye dönüştürmektir. Birbirine yakınlaşmak falan değil, adıyla sanıyla içinde yer aldığı (yer bulduğu) ortak mücadele geliştirmektir. Zaman olarak değil, anlam olarak, 2019 seçimine gitmeden önce toplum çoğunluğu nezdinde fiilen iktidarı kazanmaktır. AKP iktidarının, iktidar olduğunu gösterme pahasına giriştiği tutarsız uygulama ve politikalarla sürekli kışkırttığı militarist güçlerin bertaraf edileceği umudunu veren bir iktidar profilini iktidar olmadan önce gösterebilmektir.

Adıyla sanıyla derken kastedilen adıdır ve sanıdır. Vicdan ve adalet gibi anlaşılmaz şifrelerle değil, açık bir iktidar yürüyüşünde buluşmaktır. Toplama çıkarma türü seçim hesabına değil, siyasi demokrasi için siyasi iktidarı kazanmaya oynamaktır. Buradan başlayan bir siyasi yürüyüş için ha 2019 olmuş, ha 2029, farketmeyecektir.