“Kendimizi” böldürtmeyiz

hdp-mitingi-bw-crİleri Haber portalinde Onur Emre Yağan şöyle yazmış: “Kürt sorununda artık kimlik değil statü arayışı dönemindeyiz... Fırtına kopuyorsa, Kürtlerin, devlet kurup kuramayacağı veya bir ‘statü’ elde edip edemeyeceği üzerinden kopmaktadır. Yani bugün Kürt sorunu, bir inkâr ve buna karşı kimlik kazanma mücadelesi olarak değil, devletleşme, statü elde etme mücadelesinin belirlediği politik düzlemde tanımlanabilir. Hedef başkalaşmış, politik motivasyon ve özbenlik algısı bağımsızlık kazanmıştır. Kürt Siyasi Hareketi, artık mağdur değil muhataptır...”

Yağan’ın tesbiti nettir ve doğrudur.

O halde ne yapmalı?

Yağan’ın görüşü şu: “Sosyalistler, komünistler açısından bir eylemin devrimci niteliği, düşmana ne kadar maddi zarar verdiğiyle değil, sınıf hareketinin ve ilerici mücadelenin önünü açıp açmadığıyla ölçülebilir. Sosyalist hareketimiz, Türkiye'ye birlik perspektifi kazandırabilecek az sayıda ve içinden geçtiğimiz dönem söz konusu olduğunda en avantajlı öznedir. Düşmanın yükselişi bizim öreceğimiz duvarla engellenebilir... AKP karşıtı ilerici hareketi geriye düşüren her tür eylem biçimini mahkûm ederek…” yürümeliyiz.

Tesbit doğru, sosyalistlerin ve komünistlerin ne yapması gerektiği sorusuna cevap ise peltemsi.

***

“Türkiye sosyalist ve komünist solunun siyasi düşünüş biçiminde tutukluluk var” demiştim, açabilirim.

Önce şu: C.Başkanı Erdoğan’a ve AKP’ye karşı birikmiş bir öfke mevcuttur. Bu bir “sınıf öfkesi” değildir. Sınıf öfkesi olsa sınıfı yerinde tutmak kimin harcıdır. Açıkça biliniyor ve görünüyor; Erdoğan’a ve AKP’ye olan öfke tuzu kuru orta sınıfların, herhangi bir kapsayıcı sınıf gerekçesine dayanmayan ve sadece zümre bencilliğinden kaynaklanan bir öfkedir. Bu öfkeye dayanarak komünist sınıf siyaseti güdülemez.

Bir de şu: Komünist sınıf siyaseti dediğimizde ardından “bu nedir ki?” sorusu gelir ve cevabı yoktur.

Kürtler devletleşme aşamasına gelmişlerse komünistler buna karşı en doğru sınıf siyasetini üretmelidirler. “Ne yapalım, artık kopacaklar” denilemez. Örneğin “gerici bir ayrılma” olduğunu mu düşünüyorlar, karşı çıkmalıdırlar. Bunu açıkça söylemelidirler. Şu var tabi; Kürtlerin özgürleşme talebine bugüne kadar hep soğuk bakmışsan, karşı çıkman Kürtler tarafından şovenizm olarak algılanacaktır. Demek ki, “Kürtlerin ayrılmasına karşı çıkmak hakkı önceden kazanılmış” olmalıdır. Karşı çıkış, işçi ve emekçi sınıfların çıkarı içinse mesele yoktur. Lenin Norveçlilerin İsveç’ten ayrılmasına gerici bir ayrılma der ve karşı çıkarken, karşı çıkmayı hak ettiklerini özellikle vurgulamıştı.

***

“Komünistlik” işçi ve emekçilerin sınıfsal çıkarlarından yana olmayı öngerektirir. “Kürt” dediğinin belli bir burjuva zümresini koy kenara, geriye milyonlarca Kürt emekçi kalacaktır. Ayrılma bu Kürt emekçilerinin yararına mıdır, zararına mı? Komünist sorumluluk bunu bilmeyi ve bu konuda net politikası olmayı gerektirir. Kürtlerin ayrı devletleşmesinden Kürt işçi ve emekçiler zarar görecekse, bu karşı çıkmak milliyetsiz komünistlerin ana sütü kadar helal hakkıdır. O zaman gündeme, “Türkiye işçi sınıfını böldürtmeyiz” politikası girecektir.

Peki, böyle bir politikanın oluşturulması ve siyasi güç haline getirilmesinde HDP’nin bir imkân sunup sunmadığını düşünmek çok mu zor geliyor?

Hani komünistler “zor işler” için vardı?