Açık siyaset

kukla1-cr“Türkiye solunun eti budu ne?” diye sorduktan sonra, “küçümseme” gibi anlaşılmasın diye bu gücün bugün potansiyel anlamda “%13” olduğunu da ekliyorum.

Erdoğan’ın AKP’si ve Bahçeli’nin MHP’si siyaset yapıyorlar; bu konuda başarısız oldukları söylenemez, Kılıçdaroğlu CHP’sinin “FETÖCÜLÜK” yaptığını TBMM’nin 15 Temmuz Darbe Araştırma Komisyonu Raporu’na açıktan açığa eklediler. CHP’ye iftira atmış mı oldular?

Erdoğan AKP’si ve Bahçeli MHP’sinin (iktidar), Kılıçdaroğlu CHP’sini suçlarken onu sistem dışına atıp yok etme amacını güttüklerini sanmak son derece yanlış olur. İktidar bloku CHP’ye, “gel bize katıl” demektedir. CHP ise bu “katılmanın” kendi açısından getirisinin-götürüsünün ne olacağının hesabı içinde bocalamaktadir. HDP ise siyasi durumun karmaşıklığını sezdiği için kem-küm konuşmakta, bakınmaktadır.

HDP içindeki Türkiye soluna mensup unsurlar ise henüz hiçbir şey görememişlerdir; siyasette kuruş değeri olmayan “teorik formülasyonlar” ile oyalanmaktadırlar. CHP yürüyüşünün peşine takılmışlar, “ne çıkarsa bahtımıza” diyerek bayrak sallamaktadırlar.

HDP dışındaki Türkiye solu ise, Türkiye “a-normal” bir ülke durumuna sürüklenmiştir, felakete gidilmektedir, ülke ve toplum nasıl olur da sınıfsal temelde ileriye doğru bir sıçrama ile normalleşir diye kafa yormaktadır. Bu arada CHP siyasetine ve bu partinin tabanındaki hareketlenmeye ilgi duyması gayet doğaldır.

Siyaset bazen çözümü en zor olan problemi başa alıp odaklanmayı zorunlu kılar. Bu gibi durumlarda ilk iş teferruattan kurtulmaktır; basit denklemler işe yarayıcı olur. “%13!” bu denklemin anahtarı olabilir.

“%13!”e “Kürt hareketinin siyasal gücü” gibi bakılması kırılma yaratıyor. Ama bu kırılma sanaldır. Kürt hareketinin böyle bir siyasal gücü yoktur. Olsa, aynı zamanda “siyasette müthiş işlevli” olması gerekmez miydi? Yoktur ki, olamıyor.

Türkiye solu “%13!”e bir de kendine yonttuğu “somut potansiyel” olarak bakabilir. Çünkü bu nihayetinde 6 milyon seçmen ve yaklaşık 25 milyon insan demektir. Bakınca bugün gördüğümüz onun “gaz hali”dir. Türkiye solunun yakın ve orta vadeli stratejilerinde “%13!”ün bu gaz hali “peltemsi faktör” olarak mutlaka merkezde olmalıdır.

Zaten Türkiye solunun her kesimi tarafından dile getirilen diğer faktörler de üzerinde çalışılıp olgunlaştırılmadıkları için, söyleyene göre olmasa bile duyana göre peltemsi olmaya devam etmektedir.

“%13!” ise hiç değilse tarihin Türkiye soluna uzattığı bir “asa” gibi duruyor.