9 Temmuz ve sol

maltepe-mitingi-bw-crCHP “Adalet Yürüyüşü” dediği, 9 Temmuz 2017 günü İstanbul’un,

Maltepe Meydanı’nda büyük bir mitingle bağladığı başarılı bir politik eylem gerçekleştirdi.

Önce şu parantezi açalım:

“Maltepe Meydanı” yasa dışıdır, kent hukuku çiğnenerek yapılmıştır.

Miting için bu meydanı seçmekle CHP hukuk dışı bir rant hırsızlığını meşrulaştırmıştır.

“Yahu sorun bu mudur?” diye sorulacaktır.

Sorun, “bu kafa”dır.

***

CHP’nin 9 Temmuz mitingi Türkiye’de ve CHP içinde nasıl bir değerlendirme ve tartışmanın konusunu olacaktır, bunu henüz bilmiyoruz.

Ama Türkiye solunda nasıl bir değerlendirme ve tartışmanın konusunu olacağını 10 Temmuz’dan itibaren görmeye başladık bile.

Kendini ilk gösteren; Türkiye solunun “Kitle kuyrukçuluğu” dediğimiz zaafı oldu.

“Kitle kuyrukçuluğu”, körü körüne kitlelerin peşine takılmaktır.

Kendine ait bir siyasi vizyondan yoksun olmaya işaret eder.

Çok mu tehlikelidir?

Hayır değildir.

Sol, kendi önünü kendi açarak kendi yolunda yürüdükçe, siyasal ittifaklar geliştirdikçe, önerdiği  toplumsal değişim ve dönüşüm hedefleri toplum tarafından konuşulur oldukça düzelen bir zaaftır bu kitle kuyrukçuluğu.

Ama sol kendi yolunda yürümeyi önemsemez veya beceremezse “Kitle kuyrukçuluğu” bir hastalık olur, tedavisi yoktur, adına da “kitle tapıncı” denir. “Güç tapıncı”, “şiddet tapıncı” gibi yan etkileri de olabilir. Ama bugün solun baş meselesi bu değil.

***

Baş mesele Türkiye’yi 15 yıldır keyifle yönetebilen iktidar blokunun dış ve iç etkiler nedeniyle çatlamasıdır. Önce bu çatlağın, “siyasi iktidarın başka, iktidar blokunun başka bir şey olduğu” göz ardı edilmeden kavranması ve ne gibi gelişmelere yol açabileceğinin öngörülmesi gerekir. Paralel gitmeyen fakat aynı zamanda kesişmeyen iki siyasi kuvvet merkezinin oluşmaya başladığı gözlenmektedir. Bunlardan biri iktidar blokunda oluşan çatlağı onarma hamlesidir. AKP’nin son bir yılda attığı, OHAL rejimi ve Başkanlık sistemi dahil bütün adımlar ve MHP’nin bölünmesi, bu birinci siyasi kuvvet merkezinde cereyan etmektedir.

Tekelci sermaye (TÜSİAD), Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun operasyonlarla aşılabilir bir durum olduğuna inandığı için bu kuvvet merkezini terk etmeye niyetli gözükmemektedir.

CHP ise, siyasi iktidar blokunun çatlağını onarmaya, kendinin başı çektiği ikinci bir siyasi kuvvet merkezi yaratarak talip olduğunu ilan etme noktasında “adalet yürüyüşü”nü örgütlemiş ve Maltepe mitingi ile stratejisini  görünür hale getirmiştir. Bu ikinci kuvvet merkezine katılmaya meyilli siyasi unsurları görmeye çalışırsak, gözümüze ilk çarpan, Meral Akşener’in MHP’si ve toparlamayı amaçladığı klasik merkez sağ  güçler olmaktadır.

Solun dili bugüne kadar pek değinmemişti ama 9 Temmuz mitinginden sonra asla değinmeyeceği anlaşılan bir başka siyasi unsur daha var ki; CHP’nin 9 Temmuz atağının fikrinde de, zikrinde de, eyleminde de mevcuttur ve adıyla sanıyla bu siyasi unsur, FETÖ’dür. FETÖ, AKP’nin içine kadar uzandığı ve dış bağlantıları muhkem olduğu için özgül ağırlığı hayli yüksek bir siyasi kuvvet olarak değerlendirilmelidir. Türkiye’yi basınç altına alan ABD ve AB politikalarının da Türkiye’de bu ikinci siyasi kuvvet merkezinin yükseltilmesine yönelik olduğu aklın bir yerine yazılmalıdır.

***

CHP’nin 9 Temmuz silkinişi Türkiye solunda güncel bir alaka ve geleceğe yönelik yüksek bir beklenti yaratmıştır. Bir sakıncası yoktur, solun içinde olduğu ekosistemi anlaması ve ölçmesi bakımından barometre işlevi gördüğü için yararlıdır da. Ancak söylemesi bile fazla, solun kendi imkân ve potansiyellerini de görmesi ve 9 Temmuz sonrasına kendi gözlüğünden bakması yararlı olacaktır.

Solun kendi imkân ve potansiyellerini de görmesi ve 9 Temmuz sonrasına kendi gözlüğünden bakması …” ne demektir?

“% 13!” ne ise, o demektir!