Yazılmamış reçete

kazlicesme-2015-bw-crDeniyor ki, “Türkiye’de sol ve sosyalistler yoğun aranış içindeler”...

Geçmiştekinden farklı ise, ihtiyaçtır, doğrudur, yerindedir.

Şu demek:

Sosyalistler kırk yıldır yoğun “aranış” içindedir.

Ancak çok steril bir “sosyalist siyasi mücadele birliği” aradıkları için,

dönüp dolaşıp her defasında kendilerini bulmuşlardır.

Bu kadar tecrübe bir işe yaramalıdır.

Sol ve sosyalist mücadele için eldeki en değerli birikim nedir?

Yanıt: 7 Haziran 2015 genel seçiminin verdiği “%13”tür.

Bu “%13” HDP değildir.

HDP, “bir atımlık” tasarımdı, “%13” kalıcı bir kapasite olabilir.

“%13” sola ve sosyalizme doğru büküldüğünde” daralabileceği gibi, artabilir de.

Bu noktada bir varsayım gerekiyor:

Varsayım dediğim; somut olguların zihinde harekete geçirilmesine, etkileşime ve bileşime sokulmasına dayanıyor.

Bendeki kurgusal şema şöyle:

- Ticari küreselleşme bitti.

- Küresel kriz dönemine girildi.

- AB obruk gibi çöktü, Avrupa krizi başladı.

- Avrupa en az üçe bölünecek.
   - Biri Fransa ve Almanya’nın Avrupası,
   - biri Güney Avrupa,
   - diğeri de Doğu Avrupa olacak.

- Avro Bölgesi yokolacak.

- Doğu Avrupa, Ukrayna’yı da önüne katıp Rusya’ya yönelecek ve bu tarihsel hareket kaçınılmaz olarak Alman devlet politikası haline gelerek güç kazanacak.

- Güney Avrupa şeridi  Almanya’nın finansal sömürgesi  ve entegre pazarı olmaktan kurtulacak, yeniden kendini  yönetmenin milliyetçi ve korumacı kulvarına girecek.

- Bütün bu gelişmeler Avrupa çapında gerici bir siyasi dalganın yükselmesini getirecek.

- Avrupa’daki bu gelişmeler, hem işçi ve emekçi sınıflar, hem de sol ve sosyalist siyasi güçler için yeni bir kapasite oluşturacak.

Bu varsayım bizim “%13”e yeni bir açıdan bakmamızı mümkün kılıyor.

Düşünmemize baştan bir engel çıkıyor, önce bunu bertaraf etmeliyiz: “’%13’ PKK’nın vesayeti altındadır.”

Bu görüşü Türk devleti, AKP, CHP, MHP ve bir kısım “ulusalcı” denilen Türk aydını ileri sürmektedir.

Geçmişle ilgili doğru, gelecekle ilgili yanlış görüştür bu.

“PKK’nın vesayeti” denildiği zaman, bunun Suriye ve Irak’taki gelişmelere bağlı olarak Türkiye’de değişmeye başladığını da söylemek gerekir.

Çünkü artık PKK “köşeli hedeflerine” bu iki ülkede yönelmiş bulunmaktadır.

Türkiye Kürtleri bu perspektiften uzaklaşmaktadır.

“%13” sınıf yönelimli sol, sosyalist  bir siyasal süzgeçte milliyetçi ve gerici bileşenlerinden ayıklandığında bize sosyalist Kürt aydınları ve Kürt emekçi sınıfları kalacaktır.

Buna “biz”i kattığınızda elde ettiğiniz bileşim en azından Syriza emsali olacaktır.

O noktaya gidebileceğimizi bir varsayım olarak benimseyelim, sonrasını (program) da o zaman konuşuruz.