Demokratikleşme ne?

kukla2-crTürkiye’de demokrasi var mı, yok mu?

Elbette var.

Türkiye’de hukuk var mı, yok mu?

Elbette var.

Peki ama bu ne; devlet kıyma makinası gibi çalışıyor;

tuttuğunu hapse atıyor, işten atıyor, işkence kol geziyor.

Demokrasinin asgari standartları bile işlemiyor, keyfiyet hâkim…

Olsun, demokrasi budur işte; dünden farkı, hızlı işlemesidir.

Bu duruma geldikten sonra artık Türkiye’de demokratikleşme talebi,

Demokrasinin daha yavaş işlemesi talebidir.

O halde, demokrasi yavaş da işlese, hızlı da işlese

zarar gören toplum çoğunluğunun ne yapması gerekir?

Bilmem, kendileri bilir, onlara sormak gerekir.

CHP mesela, zarar gören toplum çoğunluğundan mıdır?

Taban ve seçmen kitlesi olarak evet, ama siyasi parti yönetimi ve kadro iskeleti olarak

CHP, demokrasinin mevcut durumundan yarar sağlayan kesimdendir.

CHP’nin taban ve seçmen kitlesi bunu bilmemekte, görmemektedir.

Görmediği ve gereğine yeltenmediği için suçlu mudur?

Değildir. Çünkü siyaset dilinde onun durumu yoktur.

Konuşulan siyaset, FETÖ, Cerablus, terör, Musul, YPG, silah, Erdoğan’ın tek adamlığı, %49 vb. gibidir.

Bu kuşatma siyasetin bütününü hadım etmiştir.

Siyaset büyücülük olmuştur.

Gerçek hayat nasıl işlemektedir?

Ekonomi kötü imiş, krize gitmekte imişiz, enflasyon vs.

Ekonomik kriz olacak, AKP iktidarı devrilecek…

Olmayacak, çünkü ekonomi yönetilmekte ve çok iyi yönetilmektedir.

Türkiye ekonomisini TÜSİAD yönetmektedir ve nasıl yöneteceğini senden benden ve elbette eleştirici ekonomistlerden, iktisatçılardan daha iyi bilmektedir.

Sorulduğunda “imalatın, ihracatın %85’ini ben yapıyorum ve gelir vergilerinin %90’ını ben ödüyorum, ekonomiye burnunuzu sokmayın” demektedir.

TÜSİAD’ın dışında kalan ekonomi dünyasını yönetenlerin durumuna gelirsek;

Bu alanda sivrilen 1000 kadar firmanın 3000 kadar işletmesine TMSF, FETÖ bahanesiyle el koydu biliyorsunuz.

Diğer sivrilen 1000 kadar küçük-orta ölçekli ve kârlılığı yakalamış işletme ise İngiliz, Hollanda, Fransa ve Almanya firmalarına ya da becerebilirse Arap sermayesine kendini satıp çekiliyor.

Sonrası...

Hayat devam ediyor.

Ve biz hep bir ağızdan bile değil, birkaç binlik gruplar halinde bağırıyoruz:

DEMOKRATİKLEŞME!...

Önce şu DEMOKRATİKLEŞME denen şeyi  “demokratikleşme” olarak yazmayı ve düşünmeyi öğrenmeliyiz.

Birleşik mücadele orduları kurmak. Okunamaz ve duyulamaz büyüklükte yazdığımız bu görevi de

BİRLEŞİK MÜCADELE ORDULARI KURMAK biçiminde yazmayı öğrenmeliyiz.

Yazdık, ne oldi!

(Bunu da yarın yazacağım. Yazamazsam eğer, söylediğimin nasıl yapılacağını bilmediğim şeklinde anlaşılmalıdır.)