Hayat Ağacı (Haziran 2017)

Gandi Kemal
Hüseyin Hasançebi

12+1=Sosyalizm etmez ama…


kukla3-crTürkiye’de Sosyalistler “yeniden yükselişin” yollarını arıyor, izlenim böyle.

Sosyalistler, “devrimci düşünce olmadan devrimci eylem olmaz”ı da iyi bilirler.

O halde Türkiye’de sosyalistler “yeniden yükselişin düşüncesini”de arıyorlar, diyebiliriz.

Yeniden yükseliş elbette siyaset alanı dahil sınıf mücadelesi pratiğinde sağlanacak.

Bilinen tek kuralı var bu işin; somut durumun somut tahlili

Bundan ötesi bilinmiyor, ama yaratılacaktır.

Önce Türkiye sosyalist hareketi için “yakın havza” olan Avrupa’ya bakalım.

Avrupa krize girdi, –zaten eklektikti– bölünüyor, çaresi yok.

Önce Güney Avrupa, Sonra Doğu Avrupa kopacak, geriye Merkez Avrupa kalacak.

Avrupa’nın bölünen parçaları nereye gidecek, bunu tam kestirmek mümkün değil.

Ancak Güney Avrupa bize bazı ipuçları veriyor.

Avrupa krizi ile savrulan Yunanistan ve İspanya’da sırasıyla Radikal Sol İttifak Syriza ve

Podemos’un yükselişini gördük.

Fransa’da sol ittifakın Troçkist başkan adayı Jean-Luc Mélenchon'un oy oranı yüzde 20’lere dayandı.

Avrupa’da bir şeyler oluyor ve olacak…

Saydığımız bu yükseliş örneği siyasetler elbette ülkelerini sosyalizme götürüyor değildirler.

Ancak arkalarındaki işçi-emekçi desteği de görmezden gelinemez.

Türkiye’ye bakalım:

HDP seçimlerde %13 oy alıyor ve bu desteğini koruyor.

HDP’nin oylarını %12 + %1 olarak tartabilir ve %12’ye Kürt, %1’e Türk oyları diyebiliriz.

Bu noktada akıl yürütmeye devam etmek için analitik bir desteğe ihtiyacımız var.

%12 Kürt oyu Kürt hareketinden, %1 Türk oyu sosyalist hareketten geliyor ise;

bunlar toplanamaz mı diyeceğiz?

Deriz elbette ama yanlış yapmış oluruz, çünkü aritmetikle siyaset yapılamaz.

Şöyle bakabiliriz:

%1 sosyalist oyla birleşebilmiş ise eğer %12 Kürt oyu artık KÜRT değildir; başka bir şeydir.

Peki nedir?

Bu noktada biz sosyalistlerin görüşü dağılıp saçılmaktadır.

Sosyalistlerin dikkatle ve sorumluca bakmaları gereken, bu %13’ün “sosyalist yeniden yükseliş” için ne ifade ettiği olmalıdır.

Bu %13 hiçbir şey ise eğer, söylenecek söz kalmamıştır.

Ancak siyasetin bir kefesine kendini koyduğunda Türkiye’nin siyasal sistemini altüst edebildiğini kanıtlamış olan bu %13 gücü iyi anlamamız gerekir.

Bu güç HDP’den de, PKK’dan da bağımsız bir toplumsal ve siyasal güç olarak anlaşılabilir,

ve yaratıcı bir faaliyetin nesnesi olarak işlenirse, sosyalist yeniden yükselişin yolu açılabilir gibi görünmektedir.