CHP-AİHM

chp-aihm-bw-crCHP kapı kapı dolaşıp referandumda hile yapıldığını tescillemek istiyor.

Çaldığı her kapıyı yüzüne kapattılar, şimdi AİHM’e gidiyor.

AKP seçime “hile” karıştırmış ve YSK bunu görmezlikten gelmiş  ve olay da  bundan ibaret olsaydı bir an bile tereddüt edilmez, sayım yenilerdi. Hile zaten hep sayımda yapılmaz mı? YSK yeniden sayar, “Evet”in kazandığını bir kere daha açıklar, mesele kapanırdı.

16 Nisan günü ve gecesi yapılan, seçime hile karıştırmak değil, bambaşka bir şeydir. Bunu CHP de bilmektedir ama “bambaşka” olan şeyin hassasiyetini bildiği için ağzına almaktan kaçmaktadır.

Çünkü ağzına alsa Türkiye’de “oy namustur!” olacak ve sokaklar karışacaktır.

Nedir bambaşka?

16 Nisan günü Türkiye’nin bir bölge’sinde referandum yapılmamıştır. Bu bölge’de, gerekli olan kadar “Evet” oyu gece karanlığında sandıklara doldurulup kaçırılmıştır. Bu bölge Türk devlet ve siyasetinin ve egemen iktidar sisteminin karın boşluğunu oluşturmaktadır. Referandum sonuçlarına bu bambaşka yer’den itiraz edilirse olayın bir sandık hilesi olmadığı, bir tür “Türkiye’de iktidarın gasbedilmesi” olduğu anlaşılacak ve toplumsal kıyamet kopacaktır. İş buraya vardığında bunun gereği olan “siyaset” CHP’nin boyunu fazlasıyla aşacaktır.

Eh işte; YSK, Danıştay, AİHM…

Zaten CHP’nin kendi, “sonucu değiştirmek için değil, tarihe not düşmek için” diyor.

Öyle ama NOT, CHP’nin kendi siyasi siciline de kaydediliyor.

Süleyman Soylu haklıdır, fazlası değil, sadece gereği yapılmıştır.

DP yapınca (1957) oluyor da, AKP yapınca mı olmuyor?