CHP kimden yana?

chp-anayasamitingi-bw-crReferandum yaklaştıkça, bir yandan “hayır” ve “evet” blokları ayrışırken diğer yandan önemli sayıda bir kesimin kafa karışıklığı devam etmekte. Normal olarak tarafların sözcülerinin açıklamaları ve kampanyaların etkisiyle bu kesimin günden güne azalması gerekirken öyle görünüyor ki bu sefer durum farklı. Kararsızların sayısında azalma bir yana, artışın olduğu bile söylenebilir.

Kararsızların sayısının belli bir oranda sabitlenmesinin nedeni ne olabilir? Öncelikle şunu söyleyebiliriz: Referandum konusu olan Anayasa maddelerinin içeriği bu kararsızlığın nedeni olamaz. Çünkü kararsızların bu maddelerin içeriği konusunda herhangi bir soruları, ya da açıklanmasını bekledikleri önemli bir bilgi eksikliğinden söz edilemez.

(Bu durum kararlı seçmenler açısından da böyledir. Zira görünürde oylaması yapılan Anayasa değişikliği, verilen kararın asıl etmeni değil, görünürdeki gerekçesidir. Referandumda “evet” oyu verme kararındaki seçmenin tamamına yakını aslında, R.T. Erdoğan’ın halen sürdürmekte olduğu “tek adam” yönetimi devam etsin diye bu kararı vermiştir. “Hayır” kararında olanların tamamı olmasa bile büyük bir kısmı bu yönetime karşı olduğu için böyle bir karar almıştır.) Yapılmak istenilen özellikle son on yıldan bu yana sürdürülmekte olan yönetimin onaylanıp onaylanmadığının saptanmasıdır.

Kararsızların durumu nasıl açıklanabilir? Önemli sayıdaki bu kitlenin karar vermesini neler engellemektedir?

Bu referandumda iki blok oluşmuş, karar verenler bu bloklardan birisinden yana tavır alma gereği duymuştur. “Evet” bloğu AKP ile MHP merkezinin işbirliğinden oluşmakta, kampanya bizzat Erdoğan ve AKP’nin çabasıyla sürdürülmektedir. “Hayır” bloğunun bileşenleri oldukça karmaşık. Çok farklı siyasi yaklaşım bu blok içerisinde kendini konuşlandırmış durumda. Ancak bu bloğun kampanyası da aktif olarak CHP’nin kadroları tarafından yürütülmekte. Sosyalist solun büyük bir çabayla referandum çalışması yapıyor olması CHP’nin geniş kitleler tarafından görmüş olduğu ilginin yanında çok anlamlı bir varlık sayılmaz. HDP’nin yönetici kadrolarının tamamına yakını tutsak edilerek Kürtlerin referandumda etkin bir rol oynaması da engellenmiş durumda. MHP muhaliflerinin çabaları ise örgüte rağmen sürdürülmeye çalışıldığı için çok etkili olamıyor.

Durum böyle olunca kararsız seçmenin karar vermesinde etkili olabilecek iki temel güç görünmekte: AKP ve CHP. Kararsızların “evet” kararı vermesi için Erdoğan’nın ve AKP yöneticilerinin kullandıkları iki argüman var: “İstikrar” ve “PKK’nın hayır oyu vermesi”. Son zamanlarda buna “Avrupa bizi istemiyor” tarzında bir mağduriyet de eklemiş durumdalar. Bu argümanların kararsızların karar vermesinde etkisi sıfıra yakındır. Zaten bu argümanların etkisiyle karar verecek olanlar çoktan “evet” bloğunda yerlerini aldılar.

Peki CHP kararsızların karar vermesinde nasıl bir rol oynuyor? Temel sorun burada. Çünkü kararsızların, ısrarla kararsız davranmaya devam etmesinin ve hatta günden güne sayılarının –az da olsa– artma olasılığının ortaya çıkmasının nedeni CHP’nin ne dediği anlaşılamayan politikaları. Birkaç örnekle açıklamaya çalışalım:

  • Türkiye’nin temel sorunlarından birisi olan Kürt sorununun çözümü konusunda CHP ne önermektedir? AKP’yi, “PKK ile masaya oturmakla”, “Kandil’le iş tutmakla”, “Oslo’da barış anlaşması yapmakla”, “Dolmabahçe mutabakatıyla”, “Öcalan’la ‘çözüm süreci’ yürütmekle” suçlarken CHP bu konuda ne önermektedir? Nusaybin, Cizre, Silopi, Sur, Şırnak vb. yapılan operasyonları doğru ve haklı bulmakta mıdır? Yoksa bazı yöneticilerinin kısık bir sesle dillendirmeye çalıştığı gibi buralarda yapılanların insanlık dışı uygulamalar olduğunu mu düşünmektedir?
  • CHP, Türkiye’nin Suriye topraklarına askeri birlikler gönderilmesi konusunda mecliste olumlu oy verdiği halde, AKP’nin orada katılmaya çalıştığı savaşa karşı mı çıkmaktadır? Karşı çıkmıyorsa orada neyin yapılmasını önermektedir? Karşı çıkıyorsa meclisteki oylamada tezkereye niçin olumlu oy vermiştir?
  • CHP, HDP milletvekillerinin ve belediye başkanlarının tutuklanması konusunda ne düşünmektedir? Seçimle gelmiş yöneticilerin mahkeme kararı bile olmadan KHK garabeti ile tutuklanmalarına karşı ise mecliste dokunulmazlıkların kaldırılmasına niçin evet demiştir?
  • CHP, 15 Temmuz konusunda tam olarak ne düşünmektedir? Bu girişim kim tarafından düzenlenmiş, kimler tarafından bir siyasi rant aracı olarak kullanılmaktadır? “Yenikapı ruhu” diye adlandırılan bir gerçeklik var mıdır? Varsa sürmekte midir? Bugün bu ruhu kimler temsil etmektedir? Böyle bir ruh yoksa CHP bunu ne zaman anlamış, bu konudaki tavrını değiştirmiş midir? Bu olay bahane edilerek işinden, aşından edilenlere sahip çıkıyor mu?
  • Almanya ve Hollanda’da yaşananlar konusunda CHP, TC bakanlarının karşılaştığı muamele konusunda kimi haklı bulmakta, kimleri sorumlu görmektedir? Bu olayların bizzat AKP tarafından organize edilmiş mizansenler olduğunu mu düşünmektedir? Eğer öyleyse karşı tarafı niçin kınama gereği duymaktadır? Değilse niçin açık bir şekilde bakanlara sahip çıkmamaktadır?
  • CHP yöneticileri 16 Nisan’da “hayır” oyu çıkarsa ülkede hiçbir şeyin değişmeyeceğini, cumhurbaşkanının, başbakanın, hükumetin yerinde kalacağını sıklıkla dillendiriyorlar. Bu, gerçekten böyle mi olacak? Öyle olacaksa CHP iktidarı almayı, bunun için siyasi mücadeleyi daha da yükseltmeyi düşünmemekte midir?

Bu örnekler Türkiye’yi ilgilendiren her konuda çoğaltılabilir. Bütün bu sorunlarda CHP “hem öyle, hem böyle” demekte ya da “ne öyle, ne böyle” tavrı sergilemektedir. CHP’nin ülke sorunları konusundaki bu ikircikli tutumundan şu sonuç çıkarılabilir: CHP, ana muhalefet partisi olarak iktidara: “ Yaptıklarına karşı değilim, sadece bunları senin yapmanı ve siyasette malzeme olarak kullanmanı istemiyorum. Sen kötü ve eksik yapıyorsun, ben olsam daha iyisini yaparım.” (Cümlenin son bölümü tamamen çıkarım. Onu bile açık açık söyleyemiyor.) demiş olmuyor mu?

Her iki bloğun sözcüleri kampanyalarını Kürtlerin alacağı tutumu aşağılamak üstünden kurgulayıp dillendirmeye devam ettikleri sürece, özellikle Kürt seçmenlerdeki kararsızlığı, sandığa gitmeme eğilimini güçlendirecekler. Zaten son dönemdeki AKP’nin uyguladığı milliyetçi-şoven uygulamalardan dolayı tabanının büyük bir kısmını AKP’ye kaptıran MHP’li milliyetçi oyları kazanayım derken, 17 Nisan’dan sonra birlikte yaşamak zorunda olduğumuz Kürtlerle zayıflayan kardeşlik hukukumuzu tahrip etmek hiç kimsenin işine yaramaz.

Kararsızları kazanmanın yolu, şu sorunun açık ve net yanıtlanmasına bağlı: CHP, kimden yana? Ve daha da önemlisi iktidar olmak istiyor mu?

(19 Mart 2017)