100 Yılın ardından: Petrograd’da Dünya Kadınlar Günü

womensday1917-rz-crRusya’da 1917’nin ilk devrimi bundan 100 yıl önce 23 Şubat’ta –8 Mart’ın eski Rus takvimindeki karşılığı– Dünya Kadınlar Gününde başladı. O gün öğle saatlerinde binlerce kadın başkent Petrograd’ın ünlü caddesi Nevski Bulvarında toplanıyorlardı. Afişlere savaş ve yokluk döneminin talepleri yansıyordu.

Rusya’da Dünya Kadınlar Günü ilk defa anılmıyordu. 1913’den bu yana toplantılar, gösteriler düzenlenmiş, 1914’ten sonra, Birinci Dünya Savaşı koşullarında yasaklara karşın küçük gruplarla anmalar sürmüştü. 1913’de başkentteki ilk anmayı Bolşeviklerin önderliğindeki bir grup kadın tekstil işçisinin oluşturduğu komite düzenlemiş, polisin engellemelerine karşın anmanın yapıldığı salona 1000 kişi dolmuş, farklı akımlardan kadınların söz aldığı toplantı, ilk kez konuşan ve yaşadıklarını anlatan tekstil işçisi Aleksandra Grigoreva gibi kadınları cesaretlendirmişti. 1917’ye gelindiğinde ise savaşın etkisi tüm ülkede şiddetle hissediliyordu; üç milyon asker ve sivil ölmüş, beş milyon kişi yaralanmıştı. Her tarafta gıda sıkıntısı çekilmeye başlanmış, enflasyon azmış, tüm ülkeden isyan, grev haberleri gelir olmuştu. Şubat devrimi öncesi haftalardaki 280 greve 320 bin işçi katılmıştı.

O yıl, 23 Şubat Dünya Kadınlar Günü için toplantılar, konuşmalar planlanmış, Sosyal Demokratların Bolşevik ve Menşevik kanatları arasında tutumuyla tanınan Mejrayonka grubu emperyalist savaşa, çarlık rejimine karşı çıkan, barış isteyen, geçici devrimci hükümet talep eden bir Kadınlar Günü bildirisini dağıtmış, kimse de büyük bir grev ya da kalkışma çağrısında bulunmamıştı. Zaten Ocak ve Şubat başındaki düzenledikleri grev ve gösterilerden ders alan devrimciler, hareketin zayıflıklarını dikkate alarak ihtiyatlı br tutum izliyorlardı. Petrograd’ın en önemli sanayi bölgesi Viborg’taki Bolşevik parti örgütünün yöneticilerinden Vasili Kayurov anılarında, o gün bölge örgütünün böyle bir kararı olmamasına karşın bir çok tekstil fabrikasında greve çıkılması karşısında şaşırdığını, kadınların kendilerinden destek istediğini, bundan pek de hoşnut olmadığını anlatır. Elbette Bolşevikler ve diğer devrimci gruplar işçi sınıfındaki militanlaşmanın farkındaydılar, ancak muhtemelen grevlerin, gösterilerin kontrolsüz biçimde gelişmesinden, hükümetin veya sağcıların olayları manipüle etmesinden ve işçi hareketinin daha fazla zarar görmesinden çekiniyorlardı.

Ne var ki 23 Şubat’ta olaylar kimsenin beklemediği bir seyir izledi. Viborg’da tekstil işçisi kadınlar ekmek kıtlığına karşı greve çıkmışlardı. Öğleden sonra, ilerleyen saatlerde Nevski Bulvarı “Ekmek!”, “Çar’a Hayır!” diye bağıran kadınlarla ve öfkeli bir kalabalıkla dolmuş, greve Putilov gibi büyük fabrikalardaki metal işçileri de katılmışlardı. Bundan sonraki bir kaç gün içinde olaylar çığ gibi büyüyecek, daha fazla işçi sokaklara dökülecek, Kazaklar halkı dağıtamayacak, polisle halk çatışırken, başkentte konuşlanmış, ancak cepheye sürülmek istemeyen askerler kayıtsız kalacak, o sırada Petrograd’dan 650 km uzaktaki Mogilev’de, askeri karargâhta bulunan ve başkente dönmek isteyen Çar’ı demiryolu işçileri engelleyecek, hükümet dağılacak, Mart başında Çar yerine kimseyi bırakamadan tahtından çekilecekti. Bir kaç gün öncesinde ise, bir yanda Duma'nın Geçici Komitesi (sonraları Geçici Hükümet), diğer yanda Petrograd İşçi ve Asker Temsilcileri Sovyetinden oluşan 'ikili iktidar' oluşmuştu.

Özellikle 1914’de Rusya’nın Birinci Dünya Savaşına girmesiyle milyonlarca erkeğin silah altına alınması, kadınların tüm ülkede işgücüne daha fazla katılmasına yol açmıştı. 1880’lerden sonra kadınlar fabrikalarda niteliksiz, ucuz işgücünü oluşturur ve daha itaatkâr bulunarak tercih edilirken, 1914-1917 arası kadınların sanayi işçileri arasındaki oranı tüm ülkede %26,6’dan %43,2’ye çıkmış, kadınlar bir yandan da nisbeten daha iyi ücretli işlerde, Petrograd’daki metal fabrikalarında çalışmaya başlamışlardı. Önemli bir sanayi merkezi olarak Petrograd’ın nüfusu 1900-1917 arası neredeyse iki misline, 2,4 milyona çıkmıştı. Şehirdeki fabrikalarda, çoğu kırdaki yoksulluktan kaçan genç köylüler olan 400 bine yakın işçi çalışıyordu. 1910’da bu işçilerin beşte biri, 1917’de ise üçte biri kadındı. 130 bin kadının önemli bir bölümü metal işkolunda çalışırken, tekstilde çalışanların %70’ini kadınlar oluşturuyordu. Toplumdaki patriyarkal yapı ve gelenekler sürse de şehre göç eden kadınlar için fabrika ortamı az da olsa sosyal ve ekonomik bağımsızlaşmaya imkan sağlıyordu. Zamanla giderek kendine güvenen ve militanlaşan kadınlar 1905’deki grevlere katılmışlar, barikatlarda devrimi savunmuşlardı. Aralık 1915’te Petrograd polisinin bir raporunda, “Saatlerce -5 derecede donarak bir kilo şeker, ya da bir-bir buçuk kilo un almak için bekleyen tüm bu kadınlar çektikleri sıkıntıların sorumlusunu ararlarsa şaşmamalı” deniyordu.

1905’de, ünlü “Kanlı Pazar”ın ardından bir yıl boyunca tüm imparatorluk isyanlarla, grevlerle, çatışmalarla çalkalanmış, Çar ve hükümet, anayasal monarşi, meclis (Duma), seçim vaatleriyle, bazı tavizlerle ayakta kalmayı başarmıştı. 1917’de ise Petrograd’da bir kaç gün içinde, üç yüz yıllık Romanov hanedanı sona ermiş, Çarlık yıkılmıştı. Şüphesiz Şubat Devrimi bir birikimin sonucuydu, ancak 23 Şubat’ta –8 Mart’ta– grevde olan, sokaklara çıkan kadınlar belki de kimsenin beklemediği biçimde ilk kıvılcımı ateşlemiş oldular.