“Varlık Fonu” çaredir

havaalani-bw-crHazinenin değerli varlıklarının bir bölümü kurulan Varlık Fonu’na aktarıldı.

Fon, büyük altyapı yatırımlarına kaynak yaratacak, amaç böyle açıklandı.

Türkiye’ye mahsus bir tercih değil bu.

ABD Başkanı Trump da büyük altyapı yatırımları yapacaklarını açıklayarak işe başladı.

Çin zaten bu yola ŞİÖ’deki partnerleriyle birlikte angaje olmuştu.

Niye?

Küresel ekonomi büyüyemiyor, bir çare bulmak lazım…

G20 Antalya Küresel Zirvesi’nde bu karar alındı.

Diğerleri yapar da, Türkiye nasıl yapar?

Böyle soruldu.

Şöyle cevaplar çıktı ortaya:

  • “Hükümetin sıfırı tükettiğinin resmidir.

  • “Çoklu veya paralel hazine sistemine geri dönülüyor.

  • “Ekonomik krizi yönetemeyecekler!”

  • “Ayranı yok içmeye…”

  • “Düyun-u Umumiyedir.”

  • “Osmanlı da böyle batmıştı.”

Böyle değil.

AKP’nin kurduğu Varlık Fonu’na “Yokluk Fonu” yakıştırması yapıldı.

Dolambaçlı bir ifade bu.

“Darlık Fonu” olduğu besbelli.

Batmamak için yapılanlar, batmanın nedeni sayılamaz.

Battıktan sonra kurulan varlık fonları bir işe yaramaz.

Batınca olsa olsa 2001’de olduğu gibi, ancak TMSF kurarsın!

“Türkiye’nin geleceğini satacaklar”mış.

Türkiye zaten “geleceğini yiyen” bir ülkedir.

Kapitalizminin gücü ancak buna yetmektedir.

Yapacak başka şeyi yoktur.

Varlık Fonu eleştirilerine şöyle bir düzeltme uygun gelir.

Hem kapitalizme yol göstermek, hem de emekçiyi savunmak olmaz.

Bu sosyaldemokrat akılcılık Türkiye’de sola da bulaştı.

AKP’ye “Öyle yapma…” demek…

“Sen gel yap” derse nasıl yaparsın?

Erbakan da benzer bir adımı “devlet havuzu” kurarak yapmıştı.

Ama “yanlış yere!” harcadı, çalışanlara verdi.

TÜSİAD’ı kudurttu, 28 Şubat’a uğradı, düştü.

Çalışanlar için Varlık veya Yokluk Fonu farketmez;

akıl etsinler, gidip içinde ne var ne yok, alsınlar.

Almıyorlar mı?

Kendileri bilir.

Alamıyorlar mı?

O sorun zaten BÜYÜK SORUN…