Hayat Ağacı (Haziran 2017)

Gandi Kemal
Hüseyin Hasançebi

“Hayır”cılık

evet-hayir-bw-crAnayasa değişikliği referandumu gündemde.

“Hayırcılar”-“Evetçiler” saflaşması başladı.

Bu çok doğal, başka nasıl olacak.

“Evetçiler” siyasi açıdan oldukça homojenler; AKP+MHP gibi.

Siyasi açıdan Hayırcılar hetorojen.

Bakınca şöyle: AKP’liler, MHP’liler var,

CHP+HDP var, Türkiye solu var.

Türkiye solunun tamamı “Hayırcı” gözüküyor.

Ancak “Hayırcı sol” kendi içinde erken bir tartışma başlattı.

Bir sol taraf şunu diyor: “Sadece ‘Hayır!’ dediğini söyle,

Niçin ‘Hayır’ dediğini sakın söyleme…”

Sebep?

“Kürdün ‘Hayır’ı diğer Hayırcıları ürkütür,

Evetçilerin eline koz verir… Komünist Hayırcıyı gören

faşist Hayırcı, ‘Hayır’ demekten vazgeçer.“

Diğer sol taraf da şunu diyor:

“’Hayır’ de, niçin ‘Hayır’ dediğini de söyle.

Söyle ki, ‘Hayır’ deme gerekçene katılanlar da,

Hayırcılara katılsınlar…”

Hangisi doğru.

İkisi de doğru.

İkincisi daha doğru, çünkü kendini somut gerekçelerle

güçlendiriyor, gerekçesini paylaşanları da “Hayır!”a çağırıyor.

“Evet” diyenler, gerekçelerini de söylüyorlar: “Cumhuriyet’in bekası”!

“Hayır” diyenlerin ise gerekçesi yok!

Bu olur mu?

Ben şu anda “Evet” mi desem, “Hayır” mı,

henüz karar veremedim. Bu nedenle;

Referandum kampanyasında ortaya konulacak

“gerekçelere” bakacağım,

kararımını ona göre vereceğim.

Niye mi?

Gerekçesiz siyasi eylem bana akıl dışı geliyor da ondan.