Tarihsel, toplumsal, kültürel ‘TEK ADAM’lık

malatya-orduevi-heykel-bw-crCumhurbaşkanlığını iptal ederek başbakanlığın adını C. Başkanlığı yapan, ayrıca Hükümete TBMM dışında özerk bir oluşma ve yürütme alanı açan anayasa değişikliğine, “’Tek adam’ rejimi getirir” diye karşı çıkanların haddi hesabı yok. Türkiye solu da “rejim değişikliği!”ne karşı çıkıyor, “Hayır!” kampanyaları yürütüyor. Karşı çıkanların ürettiği laf kalabalığına damıtarak bakarsak elimizde şu kalıyor: “‘Tek Adam’ olmasın, rejim mi, bırakınız aynı kalsın…”

“Hayır” diyelim elbette, ama bilelim: Türkiye siyasal rejimi dün de ‘tek adam’lı idi, bugün de ‘tek adam’lıdır, büyük bir tarihsel dönüşüm devrimi yaşanmadıkça, yarın da ‘tek adam’lı olacaktır.

‘Tek Adam’lı rejim niye kötü ki? Hepsi ‘tek adam’... O zaman M. Kemal kötü, Menderes kötü, Demirel, Ecevit, Evren, Özal, hepsi kötü ve o halde bundan ötürü Tayyip Erdoğan da kötü.

Kimin niye “kötü” olduğundan bağımsız olarak, ‘tek adam’lık niye kötü?

Hem ‘tek adam’ sadece Türkiye’nin sorunu değil ki, dünyanın sorunu. Her yerde var. Tarihte vardı, dün vardı, gene var. ‘Tek adam’ların iyisi var, kötüsü var. Allende ‘tek adam’dı ve iyi idi. Hitler tek adamdı, kötü idi… Anladık da, ne anladık?

Hem, “iyi” veya “kötü” ‘tek adam’ların tümü için geçerli bir soru yok mu; kime “iyi”, kime “kötü”?

Demek ki mesele, üstüne hangi kılıfı örtersen örtsen, sınıf meselesi, zümre meselesi, toplumsal katman meselesi, çıkar meselesi oluyor.

Daha somutlayalım. Din yenilmez ve içilmezdir, içselleştirilemezdir, sadece giyilir.

Dinci bir tehditten bahsederek “hayır” olmaz.

Cumhuriyet çalışanların değil, çalıştıranların devletidir. “Sosyal cumhuriyet için hayır” demenin günü değilse, “Cumhuriyet için hayır” demek sola düşmez.

CHP’nin “hayır” demek için saydığı birkaç neden var, hiç biri solu ilgilendirmiyor.

Oysa Erdoğan’ın partisi AKP iktidarını güçlendirecek ve pekiştirecek böyle bir anayasa değişikliğine solun karşı çıkması için sayılamayacak kadar çok neden vardır.

Bunları duyurarak “Hayır!” denmeli.