Hayat Ağacı (Haziran 2017)

CHP’nin bardağı
Hüseyin Hasançebi
Gandi Kemal
Hüseyin Hasançebi

Seçim

secimler-bw-crAKP ve MHP, Anayasa değişikliği yasa tasarısı meclisten geçmez ise “erken seçim” diyerek, “hayır” diyecek milletvekillerine erkenden gözdağı vermeye başladılar.
Bunun çok etkili bir yöntem olduğunu, partisi içinde çıbanbaşı gibi görülen milletvekillerini caydırdığı bilinmektedir.
“Ucuz” bir numara değildir yani.
Ama bugün “numara” değil, gerçektir.
Anayasa değişiklik teklifi meclisten geçip referanduma gitse de gitmese de Türkiye bir genel seçime gitmektedir. Çünkü, Türkiye yönetilemez hale gelmediği halde, AKP Türkiye’yi yönetemez hale gelmiştir.

TÜSİAD Kongresini yaptı. İstişare Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan şöyle dedi: “İnanç temelli sorunların çözümü laiklik kavramından geçiyor. Açıklanan ekonomik paketler uzun vadede bir çözüm getirmiyor.

Birlik ve beraberliği otoriteyle sağlayamayız. Ekonomik kayıplar sineye çekilir fakat vatandaş aş ve iş derdine düşerse bu terör örgütlerinin işine yarar bir ortam yaratır.”

TÜSİAD’ın “terör” deyince neyi kastettiği bilinir. Grev terördür. Sendikal hakların kullanılması anarşidir. Kamu kaynaklarının topyekün TÜSİAD’çılara aktarılmaması yıkıcılıktır. Aman bunlar olmasın…

Olmasın da, AKP Türkiye’nin iki yakasını bir araya getiremiyor. O halde seçim…

Seçimi aslında Türkiye’de bugün solun istemesi gerekiyor. Çünkü yakın veya orta vadede yapılacak bir seçim AKP’yi çökertecektir. Bu parti panik halindedir ve doğal liderini ve onun şahsında kendi birliğini ve iktidarını birkaç gün, birkaç saat daha uzatabilmek için akla gelmeyen her kumpasa başvurabileceği bir durumu yaşamaktadır. AKP’nin güçsüzlüğü, karşısında bir “GÜÇ” görünmediği için farkedilmemektedir. Ortaya bir “GÜÇ” çıkarılsın, ne AKP kalır, ne de anısı.

Bu güç Türkiye’de somut olarak vardır fakat ustaca işlenemediği için ortaya çıkarılamamaktadır. CHP+HDP+Türkiye Solu bu gücü ortaya çıkarabilir. Kaba hesap %40’tır bu güç ve asla örülemez değildir. Bu gücü ortaya çıkarmanın “objektif” engeli de kalmamıştır. Engeller subjektiftir.

CHP’yi eksene alan bir stratejik hazırlık dönemi yaşanmalıdır. “Siyasal demokrasi” temelinde bir seçim bloku yaratma perspektifiyle yürünmelidir. Bloklaşmaya Kürt ulusçuluğunun “özgün” (Saf Kürt olan) hiçbir talebi dayatılmamalıdır. Kapsam olarak Kürtleri ikna eden bir “siyasi demokrasi” programı CHP’yi iter. Bu nedenle “ikna edici” pozisyonu HDP benimsemeli ve “ödün veren” olmalıdır. Bir “siyasi tasarım”dan söz ediyorsak, bu siyasi tasarım Türkiye’nin “gidişatını” kıracak bir “normalleşme” önermelidir.

Bugüne kadar becerilemedi, ama bir kere daha denemek gerekir.