AKP ve Merkez Sağ

cumhuriyet-bayrami-crTürkiye’de solcular çok ve sık, yani çok sık yanılır oldular.

Çünkü yanılmanın epey zamandır sola bir zararı olmamaktadır.

Siyasette “Merkez” Türkiye’de tek anlama gelir: Batıcılık!

ABD’cilik ve Avrupacılık, bunun versiyonlarıdır.

“Merkez sağ” ve “Merkez sol” kavramlarını da buradan türetiyoruz.

Batıcılığın Türkiye’de, biri devletçi, biri liberal iki ayağı var.

Devletçi ayak CHP, liberal ayak DP-AP-DYP-ANAP çizgisidir.

Bunların kendi içinden çıkardığı türevler de, kendileridir.

Türkiye’de siyasetin bu geleneksel yapısını küresel etki, soğuk savaşın sona erdiği

1995’lerden itibaren bozmaya başlamıştır.

“Yeni dünya düzeni”, “yeni Türkiye” zorlamasını yaratmıştır.

Meyvesi AKP ile toplanmıştır.

AKP, geleneksel siyasi yapının dışında yeni bir yörüngedir.

Gelenek dışı oluşu, “liberallik” gibi algılanmıştır.

Ancak mimarisi Ortadoğu’ya yönelik ve bu nedenle sakat olduğu için çuvallamıştır.

2007’den sonra hızla çarkedip geleneğe yönelmiştir.

Ama bu da tutmamıştır.

Kaosa gelinmiştir.

Türkiye şimdi bu noktadadır.

Geleneğe dönülecektir, bu kesin.

Çünkü “yeni” olan her şeyin küresel bir yanılgı olduğu açığa çıkmıştır.

“Geleneğe dönüş” de küresel eğilim olarak kendini dayatmaktadır.

ABD, Avrupa kendi geleneğine dönmektedir.

Rusya, Çin, kendi geleneğine dönmektedir.

Asya ve Latin dünyasında da süreçler bu yöndedir.

Türkiye geleneğine dönecektir, ama bunu gelenek dışı ve

konjonktürel bir siyasi deneme olan AKP ile yapamaz.

Yapamıyor işte…

“Geleneğe dönüş” Türkiye’de M. Kemal ve İsmet İnönü devletine

dönüş demektir.

M. Kemal ve İsmet İnönü devletine dönüş, “geriye dönüş” gibi anlaşılırsa
yanlış anlaşılmış demektir. Zorunlu istikamet olduğu için ilerlemektir.

AKP’nin bugün anayasa revizyonuyla yapmaya çalıştığı ama yapamayacağı kesin olan bu işi
kim, nasıl yapacaktır?

Kimin yapacağını bilemiyoruz. Sorun da buradan kaynaklanıyor.

Ama nasıl yapacağını tahmin edebiliriz.

Geleneksel siyasi yapıya dönüş “devletin kendini yenilemesi” biçimine bürünecektir.

Çünkü başka belirleyen yok.

Dönüş radikal olacaktır, çünkü hamur ekşimiştir, yeniden yoğrulacaktır.

Geleneğe dönüş “küreselliğin çözülmesi” gibi bir sırat köprüsünden geçilerek olacağı için,

aynı zamanda yeni bir ekonomik model ve

yeni bir ekonomik çevre arayışını da zorunlu kılacaktır.

Bu gibi yollar ancak “demir pençe” siyasetlerle geçilebilir.

Türkiye solu bu eşikte “yeni bir gündem” yaratmayı düşünmekte midir?

Bunca kayıptan sonra elde ne kalmış, ölçebilmekte midir?

Sırat köprüsüne CHP+Kürtler toplamına katılarak veya yamanarak mı,

yoksa kendi “değerli yanlızlığı” (şövalye) ile mi girmeli sorusunu sormakta mıdır?

Ve en cüretkâr soru: Yenilgiyi göze almakta mıdır?