Rutin ve devlet

bahceli-yildirim-bw-brTürkiye’de herkes şaşkın. “Bu ne biçim devlet?” diye soruyoruz.

Cevabını bilmediğin soruyu sormayacaksın. Çünkü devlet aynı devlet.

Demirel şöyle demişti: “Devlet ‘rutin’ dışına çıkabilir.” Çıkmış işte.

Türkiye’yi Erdoğan yönetiyor. Deniyor ki; “keyfi”dir. Hayır.

Devlet keyfiyet dışına keyfinden çıkmaz. “Mecbur kaldığı” için çıkar.

Erdoğan rutin dışına “mecburen” gitti. “Revize edin, devlet de yanıma gelsin” diyor.

Bahçeli gitti. Kılıçdaroğlu nazlanarak diretiyor. Ama o da gidecek.

O da gidince rutin dışı bir devletimiz olacak. Buna faşizm desen ne, demesen ne?...

“Felaket!” de yeter.

***

Siyasette bu yeniden yapılanmada sol nerede, HDP nerede?

Diretilsin, bahis kapanmasın, buna tamam da… HDP bahsi kapandı artık.

Gerçeği görmek lazım. “Demokratik özerklik”, “ana dilde eğitim”, “siyasi çözüm”…

Gaip’ten sesler gibi gelmiyor mu? Bunlar kapanmış bir sayfanın yazıları.

Kürt meselesinde yeni bir sayfa çoktan açıldı. Yeni şeyler yazılıyor.

Durum şu:

Türkiye bölünseydi nasıl bir Türkiye olacaktık? Şimdi o Türkiye’deyiz.

Kürt meselesine dair bugüne kadar ne söylediysek, hepsi kadük oldu.

Bu somut durumun somut tahlili ve sonuca göre yeni siyaset gerek.

“Mazlum millet” denirdi ya eskiden… Kürtler artık “mazlum” değil.

Adını koymak bize düşmez. O kendine ne diyorsa, gerçeklik odur.

Sonu “teslimiyet” olur, “uzlaşma” olur, “ayrılık” olur (muş)...

Bana ne, sana ne?...

***

Devlet ‘rutin dışında’ kendini yeniden kurmak istiyor. Bunu anladık.

“Beka sorunudur” diyor, bunu da anladık.

Biliyoruz, Erzurum Kongresi’nin sesidir, iyi ama Kürtler nerede?

AKP, “Millî Birlik” diye yakamıza yapışıyor, C.Başkanı Erdoğan “seferberlik” ilan ediyor...

Tamam da hani Kürtler…

1923 Cumhuriyeti hassas bir denklemdir. Türkler+Kürtler= TÜRK biçiminde kurulmuştur.

Bu denklem, vaktiyle mümkün tek denklem bu olduğu için seçilmişti.

Kürtlersiz Türk devleti! Bu ne demektir?

Burdan çıkan sonuç, AKP+CHP+MHP seferberliğinin ve “Millî Birliğin” hiçbir işe
yaramayacağıdır.

***

Sol’dan hiç bahsetmedik. Mecburiyetten... “Bahis dışı” olduğundan...

Hiç olmadığı için, “solun bekası”ndan da söz edilemeyeceğinden dolayı…

Önce görelim, var mı yok mu.

Zamanımız da çok üstelik!

(16 Aralık 2016’da yazıldı.)