Güncel mecburiyet

chp-adana-bw-crKılıçdaroğlu Adana mitinginde tutuklu gazetecilerin isimlerini saydı.

Can Dündar, Nazlı Ilıcak ve Ahmet-Mehmet Altan’ların da adlarını geçirdi doğal olarak.

Tepki topladı.

Kılıçdaroğlu “siyasetçi” değildir, bilmez bu işi, öğrenme kapasitesi de yoktur ama 
bu CHP’nin kendi iç sorunudur.

Peki, Baykal da mı siyaseti bilmez!

Kılıçdaroğlu’na verdi veriştirdi.

Siyaseten yanlış.

Şu nedenle:

FETÖ işi bitti artık.

Kim bitirdi?

Erdoğan ve hükümeti ve AKP’si bitirdi.

Nasıl bitirildi?

“Siyasi ustalık” buna denir işte;

Herkes FETÖ’cü yapılarak bitirildi.

Öküzün trene baktığı gibi değil, siyasi zeka ile bakılmalı.

Öyle bir yere geldik ki, 80 milyon, birlikte FETÖ’cü olduk.

Siyaset artık bu yeni zeminde şekillenecek.

Önce “15 Temmuz, başarısız darbe girişimi” formülü terkedilmeli,

“15 Temmuz Darbesi” diye yazılmalı.

Siyaset buna göre, yeniden kurulmalı.

Siyasetin bu yeni zeminini şöyle okumak gerekir:

Erdoğan ve AKP’si bir yana, 80 milyon FETÖ’cü öbür yana.

Toplumda kutuplaşma bu şekli aldı.

Yeni siyasi ittifaklar, bloklaşmalar bu zeminde oluşacaktır.

Bu yeni siyaset zemininde “FETÖ eleştirisi”nin her biçimi,

Erdoğan ve AKP yandaşlığı olacaktır.

C.Başkanı sayın Erdoğan demiyor mu; “FETÖ ile mücadelede yalnız bırakıldım.”

Haksız mı?

ABD doları bile FETÖ’cü olmadı mı?

İşte bu.

Eleştir FETÖ’yü, geç Erdoğan’ın yanına.

Bozdur doları, geç Erdoğan’ın yanına...

Absürd bir durum ama gerçek.

Kılıçdaroğlu siyaseti bilmiyor, tamam da…

Baykal da mı bilmiyor.

Kurt gibi biliyor.

Erdoğan’ı “kuyudan çıkarma!” siyaseti izliyor.

Şu da bir sorun:

“Erdoğan anayasanın ve hukukun dışına çıktı” dendikten sonra,

“anayasanın ve hukukun içine gir” çağrıları yapılıyor.

Erdoğan “anayasanın ve hukukun dışına” keyfinden çıkmadı her halde.

Bu nedenle yönetimi de asla “keyfi” değil, nesnel ve “zorunlu”dur.

Erdoğan’a ve AKP’sine, “hukukun içine gel” demek, ona “tuzak” kurmaktır.

Anayasanın ve hukukun içine gelirse başına bir “hukuk darbesi” geleceğini AKP bilmez mi?

Ustalık, Erdoğan’a ve AKP’ye karşı –“muhalefeti” değil– mücadeleyi buna göre kurmaktır.

Kılıçdaroğlu bunu beceremez, kapasitesi yoktur, bu kanıtlandı.

Kızmak yerine ona –siyaseti öğreterek– yardımcı olmak lazım.

CHP’nin arkasında bu tecrübe vardır, kışkırtılması gerekir.

Bu söylenenlerin, üç aşağı beş yukarı sol’da da bir karşılığı olmalı.

Güncel bir “mecburiyet”tir sözkonusu olan, “esnemez ilkeler”in esnetilmesi değil.

“Vaktiyle…” şu olmuştu, bu denmişti ile olmaz.

“‘Sol’ liberal” parantezini de kaldırmak lazım.

Ütopya’ya göre düşünmek ve davranmak başkadır,

“Somut durum”a göre başka…

“Viking cesareti” sevimlidir,ama şimdilik şöyle dursun…

“Korkarak siyaset yapma” dönemine girdiğimiz farkedilmelidir.

Hem de hemen şimdi…