Sağ-sol faşizm

trump-bw-crDünya kapitalizmi 2008’den bu yana bir kriz yaşıyor.

Bu krizden çıkılamadı.

Krizden çıkmak için kapitalistler “bir çok şey” yaptılar;

gene de krizi sonlandıramadılar.

Krizden çıkmak ne kelime, yaptıklarıyla krizi daha da derinleştirdiler.

Krizde piyasaya 28 trilyon dolar aşıladılar.

Kriz öncesine dönmek için bu parayı geri istiyorlar.

Fakat olmuyor.

Bu nedenle, krizden çıkmak için kapitalizmin yapabileceği

bir veya iki şey kaldı.

Kaçınılmaz olarak bunlara başvuracaklar.

“Bunlar!” dediğimiz nedir?

Önce şu tesbit geliyor: Neoliberalizm çöktü.

Çöktüğünün göstergeleri nelerdir?

Yol açtığı krizdir.

Krizden çıkamamasıdır.

Bildiği bütün yolları denemiştir.

Artık kaçınılmazdır, varsayımını değiştirecektir.

İngiltere ayrıldı, AB çözülüyor.

ABD Başkan değiştirdi. Yeni başkan,

geleneksel bütün küresel blokların dışına çıkacağını söylüyor.

En başta ABD-AB bloklaşması,

Ardından Atlantik-Pasifik tasarımı,

Besbelli, bunlar çökecek.

Herkes başının çaresine baksın, diyecek yeni ABD Başkanı.

Ülkeler kendi başlarının çaresine bakmaya başladılar bile.

Yakın dünya hikayesi galiba gene Avrupa’da yazılacak.

Bundan önce iki kere olduğu gibi.

Biri bir büyük savaş, diğeri öbür büyük savaş.

Gene mi savaş?

Bunu da yaşayarak göreceğiz.

Ne olacak?

Çöken “Neoliberalizm”in yerine yeni bir şey konulacak.

Bu nedir?

Devletçiliktir.

Devletçilik kriz çözümünde sihirli bir kavram haline gelir.

Bütün beklentilere cevap veren bir kapsam kazanır.

Kapitalistler de ister devletçiliği, toplumun çalışan sınıfları da.

Orta sınıflar ise dünden razıdır buna,

Yeter ki krizden çıkılsın.

Toplumların tarihinde en tehlikeli durum,

Toplumsal sınıfların çıkarlarının birleştiği durumdur.

Ender olur, fakat olur.

Sonra bu çıkarları “birleştirecek” siyasetin ortaya çıkması beklenir.

Ardından o da çıkıp gelir.

Krizden kurtarılacak olan nedir?

Kapitalizmin kendisidir.

Güzel!

Hep birlikte kurtaralım o zaman;

patron ve çalışan birlikte…

Uzlaşmaz çıkarların birlikteliğini;

–mümkün kılan değil– sağlayan,

Büyük bir yanılsamadır.

İşçi-emekçi-çalışan alt ve orta sınıflar adına konuşan sol,

“halk kapitalizmi!” ister.

Sol popülizm bunu formüle eder.

Tekelci kapitalistler ise toplumun çelik bir çember içine alındığı,

“elit kapitalizm” ister.

İstek(ler) böyle şekillenip toplumsallaşınca,

Demagoji bunları kolayca birleştirir.

Beklenen siyaset de çıkagelir.

Gelen siyaset kimi ezer?

Kimi ezecek, zaten ezilmekte olanı.

Beklenen siyasetin Avrupa’da yükseldiğini görüyoruz.

Seçimler yapılacak…

Fransa faşizmin kıyısında dolanıyor.

İtalya öyle, Hollanda öyle…

Avusturya ve Macaristan da öyle.

Ne edip edip, ülkelerindeki kapitalizmi krizden çıkarmak için

Ne yapılması gerekiyorsa, onu yapacaklar.

Ülkeler tek başına yapamazlarsa –ki yapamazlar–,

Dayanışma içine girecekler.

Ülke kurtuluşları “Avrupa’nın kurtuluşu”na dönüşecek.

O zaman seyreyle gözüm dünyayı!

Bunun alternatifi olamaz mı?

Olamaz. “Avrupa solu” da çökmüştür.

***

Türkiye bu gidişata neresinden ve nasıl “takılacak” veya katılacak?

…göbeğinden mi, kenarından mı?

Şu öngörülebilir:

Türkiye’de devletçiliği TÜSİAD istemez.

AKP’ye sarılacaktır.

AKP devletçilik yapamaz, TÜSİAD’a sarılacaktır.

Sorun çözülemeyecek, uzayacaktır.

CHP, “sol devletçiliği” bana bırakın, en iyi ben yaparım diyecek,

fakat dinleyen olmayacaktır.

Geriye, AKP’nin sorunu çözecek bir parti haline getirilmesi kalacak.

Bu ihtimale dönük ısınma turları başladı bile.

MHP ile ittifak AKP’nin kısmen dönüştürülmesidir.

AKP-TÜSİAD paslaşmaları da AKP’nin dönüşmesidir.

Başkanlık sisteminin zorlanması da AKP’nin dönüşmesidir.

Türkiye kapitalizmini krize AKP sokmamıştır, dışarıdan birileri sokmuştur,

algı budur.

O halde Türkiye’yi krize düşmekten Erdoğan’ın AKP’si kurtarır,

Bu da algıya dönüşmüştür, zaman daraldıkça da beklentiye dönüşecektir.

Alternatifi olamaz mı?

Soldan bu soruya “alternatif benim” diyen hazır bir yanıt var;

Bu nasıl olabiliyor?

Şundan; Türkiye solu ya çökmemiştir, ya da çöktüğünü henüz farketmemiştir.

Acaba hangisi!