Satış-Pazarlama

shanghai-coop-bwC.Başkanı Erdoğan sık sık, “dünya 5’ten büyüktür” diyor.

NATO’ya akıl veriyor.

AB bürokrasisini azarlıyor.

Şanghay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) girmekten söz ediyor.

Putin ile ‘samimi’ ilişkiler geliştiriyor.

AB ile müzakere sürecini bitirmekten söz ediyor.

OHAL rejimini (yumuşak faşizm) kalıcılaştıracak bir yasal ve anayasal çerçeve inşa ediyor.

Bütün bunları, “Türkiye eksen değiştiriyor”,

“NATO’ya küsüyor”, “Batı ile bağları gevşetiyor” gibi

algılansın diye, özel olarak kurgulanmış bir üslupla seslendiriyor.

Aslında yapılmak istenen, Türkiye’nin jeopolitiğini pahalı satmak içindir.

Eskiler de bunu yapmışlardı.

Ancak mübeddir tüccar gibi yapmışlardı.

Türkiye’nin jeopolitiğinin Batı pazarlarında kaça gideceğini

doğruya yakın hesaplamaya özen göstermişlerdi.

Alacaklarını da alırlardı.

Türk Cumhuriyeti kurulduktan bugüne nice badireler atlattı;

ama, eskiler pazarlama tekniğini (Bizans) iyi bildikleri için (monşer) kurtardılar!...

AKP’nin yaptığı da bu, ama biraz ilkel.

İlkel olabilir, sakıncası da yoktur.

Fakat C.Başkanı sayın Erdoğan “poker” bilmiyor.

Arkasında ayna, “rest” çekiyor.

Böyle yapılırsa Türkiye “çoook” ucuza gider.

Trump bunu farketti.

Ne mi olur?

“Sizi ben bile kurtaramam” içeride söylenmişti.

Kol kırılmış fakat yen içinde kalmıştı.

Bu kez içeride böyle bir söz olmadığı için…

dışarıdan biri; “Sizi ben bile kurtaramam” diyebilir.

Murat Belge, “27 Mayıs öncesi günlerdeki gibiyiz” demiş.

Acaba bunu mu kastetmiş?