“Başkanlık” diretmesi

yildirim-bahceli-bw-crC.Başkanı Erdoğan “Başkanlık sistemi” istiyor.

Ama ne istediği belli değil.

Böyle şey mi olur?

Olmaz elbette.

Ama ne istediği sanki belliymiş gibi,

“olmaz da olmaz” diyenlerden oluşan bir

direniş cephesi her geçen gün büyüyor.

MHP Erdoğan’ı desteklemekle suçlanıyor.

MHP’nin ise, istenen belli olmadığı için, neye destek verdiği belli değil.

Kılıçdaroğlu başkanlık sistemine karşı.

Ancak istenen sistem belli olmadığı için, o da bilmediği bir şeye karşı olmak gibi bir durumda kalıyor.

Bütün bunlardan sonra siyasetin konusu: Bilinmeyen bir şeye bilinmeyen nedenlerden ötürü karşı çıkmak oluyor.

Sadede gelelim.

Erdoğan başkanlık sistemi istemiyor.

“Türk tipi” olan bir şey istiyor.

Ne demek Türk tipi?

Herkes bundan korkuyor.

Oysa sevinmek ve gülmek gerekiyor.

Çünkü, “Türk tipi!” olan onca şey var, gülüp geçtiğimiz.

Olaya şuradan bakalım:

Erdoğan’ı iktidara AKP %34 ile taşıdı.

Bu destek giderek %50’yi aştı.

İktidar desteği %50’yi aşmış ise o iktidardan korkulması gerektiğini,

Demirel sık sık söyler idi. Bildiği vardı da onun için söyler idi.

İşte Erdoğan AKP’ye bu nedenle güvenmiyor.

Çünkü destek %34 iken AKP’nin içinde sayısı belli tilki, kuyrukları birbirine değmeden dolaşabiliyordu.

Destek %50’yi geçince AKP’nin içine sayısı belirsiz tilki doluştu.

Artık kuyruklar birbirine değiyor.

Bunların en azından bir kısmını bahane bulup AKP’den temizlemek lazım.

AKP’yi “yönetilebilir” oluncaya kadar daraltmak, olabildiğince homojenleştirmek, ancak bunu iktidardan olmayacak bir sınırda tutmak…

Erdoğan için şimdi sorun bu.

Bu nedenle “Türk tipi başkanlık”,

Ya da “Erdoğan tipi cumhurbaşkanlığı…”

Bu nedenle konu önümüzdeki süreçte yayık gibi sallanacak,

Kılıçdaroğlu da bir ucundan tutacak.

Ve bir mayalanma olacak, “ne çıkarsa!” denilecek…

İslami rejim çıkar, faşizm çıkar, diktatörlük çıkar diyen var.

Türkiye buna uygun bir toprak değil.

Erdoğan buna uygun düşen bir karizma değil.

TÜSİAD’ın bunda çıkarı yok.

Erdoğan da zaten giderek daha anlaşılır oluyor.

Bugünkü OHAL düzeni hiç fena değil.

“Herkes işine gücüne devam ediyor mu?...”

Sen ona bak.

Herkes işine gücüne devam ediyorsa,

durumdan da (herkes) memnun demektir.

“Rejimin değişmesi”ni kimse istemez.

Erdoğan da istemez…

15 Temmuz darbesinin “siyasi ayağı” nerede diye soruldu,

sonra unutuldu ya…

Bu ayak AKP idi..

FETÖ içinde, IŞİD içinde, Hizbullah içinde…

İşin içinde iş…

Mızrağın ucunu bu noktaya çevirecek bir demokratik muhalefet

ortaya çıkarsa, sistem tartışması işte o zaman gündeme gelecektir.

Başkanlık mı olur, yoksa başka bir şey mi, o zaman görülecektir.