HDP

hdp-4yil-bw-crHDP Parti Meclisi 17 Ekim’de bir bildiri yayınladı.

Radikal demokrasi anlayışımızla yeni bir hamle başlatıyoruz” dedi.

“Ülkenin Batısı”nda seferberlik başlatacağını söyledi.

Bildirinin 6. Maddesi “Emeğin hakları ve doğanın hakları mücadelesi!

Mantıklı.

Ama siyaseten hiç doğru değil.

“Radikal Demokrasi” hamlesi der demez,

Sana “emeğin hakları” ile “doğanın hakları” aynı şeymiş gibi görünür.

Bu açıdan mantıklı.

Ama bu “seferberlik” Türkiye’nin “Batı”sında sol ile, sosyalistler ile buluşamaz.

Çünkü bu “siyasi tanım ve düşünceler” onlara “ideolojik sefalet” gibi görünür.

“Emeğin haklarını savunmak!”…

Üstelik “doğanın hakları” (ne demekse) ile eşitleyerek.

Bunu faşistler de, islamcılar da, liberaller de, sosyal demokratlar da savunmaktadır.

TÜSİAD da bu görüştedir.

Solun, sosyalistlerin mücadelesi bunun için değil, haklar için değil,

kesin ve nihai hesaplaşma için mücadeledir.

“Bunun uğrakları yok mudur?” sorusu mugalatadır.

Sorulursa, “Yoktur!” cevabı haklı olur.

HDP, Kürt ve Türk solu için bir kazanım olmuştur.

Bu kazanım korunmalı mı, evet.

Ama yeni adımlar için işe yaramalı.

Türkiye’nin Batısı’nda sosyalist-sol “sınıf ideolojisi” ile zehirlenmiştir.

“Radikal demokrasi” dersen sana tuhaf bakar.

“Demokrasi”nin cılkı mı çıkmış?

Türkiye sosyalist solu HDP’nin bu çağrısını itici bulur.

Nereden biliyorsun denirse, kendimden biliyorum.

HDP ideolojik konulara hiç girmesin.

Türk sosyalist solu ile işbirliği eğer işine geliyor veya

Ülkenin Batısı’nda da güçlenmek istiyorsa,

–kafasında ülkeyi ikiye bölmesi doğrudur–

Bu bölünmeye uygun siyasi örgütlenme modeli olabilmenin de yolunu aramalıdır.

Eskiler “seksiyon” demiş ve yapmışlardı.

Başarılı da olmuşlardı.

“Ben senin seksiyonun olmam” deme hakkı herkesin vardır.

Ama siyasi örgütlenme şekli olarak “eşitlikçi” modeller de vardır.

Alman sağı buna örnektir.

CDU+CSU tek bir partidir ama bileşenleri de “kendinde parti”dir.

Karşılaştıralım; CSU, ayrılıkçı eğilimleri güçlü bir partidir.

CDU ise birlikçidir.

Sağın becerdiğini sol beceremez diye bir şey yoktur.

Ayrıca düşünmek de zararlı değildir.

Günümüzün “radikal demokrasileri” konformisttirler.

Avrupa “yeni sol”unun içini dışarı çıkartıp kullanmaktadırlar.

Hafızalarımızdaki yeri iyi değildir.

İşçi sınıfının nefretini kazanmışlardır.

Avrupa “yeni sol”u refah toplumu fantazileriyle dans ederken,

Avrupa emekçi sınıfı Portekiz’de (Karanfil devrimi)

nihai hesaplaşmaya yeltenmişti.

Türkiye sosyalist solu henüz böyle benim gibi kırıcı söylemiyor ama,

“sol fantaziler” hakkında “kırıcı düşündüğüne” kefilim.