Erdoğan’ı MHP değil, CHP ayakta tutuyor

chp-kurultay-bw-crMHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli C.Başkanı Erdoğan’a, “Başkanlık Sistemi öngören anayasayı TBMM’ne getir görüşelim. Referanduma gidelim. Halk kabul ederse biz uyarız” dedi.

Bahçeli’nin önerisine AKP pek sevinemedi.

Ama CHP’nin ödü koptu.

CHP yönetimi Bahçeli’ye, “Erdoğan’ın yedek lastiği” dedi.

Oysa AKP’yi ayakta ve “dik” tutan, CHP’den başkası değil.

CHP şeklen siyasi partidir.

Siyasi parti politik bir hadisedir.

CHP politik bir hadise olmaktan çıkmıştır.

“Kılıçdaroğlu ve kafadarları kulübü”ne dönüşmüştür.

Başkanlık sisteminin siyasetin gündemine girmesinden korkması, siyaset yapmak zorunda kalmak korkusuyla ilgilidir.

Altından kalkamayacağını gördüğü konuların siyasetin gündemine girmesinden korkmaktadır.

Çünkü, yapamayacak ve darmadağın olacaktır.

MHP doğrusunu düşünmüştür.

AKP’yi tuzağa çekmektedir.

“AKP girdiği her seçimi veya referandumu kazanıyor, bunun neresi tuzak?” denmesi dahi

politik körlüktür.

AKP devlet zırhına bürünmüştür.

Anayasa dışı bir rejim kurmuştur.

Ona bu imkânı, mucidi CHP olan “367” gafleti sağlamıştır.

AKP girdiği delikten (devlet zırhı) dışarı çıkarılmalı.

Bu da ancak ve sadece o “deliğe çomak sokmak”la olur.

Bu “çomak” seçimdir, referandumdur…

“DARBE” değildir elbette ve fakat;

C. Başkanı Erdoğan’ın “darbe!” dediği her şeydir.

Politik oyunlar kurmaktır, sokaktır…

MHP oyun kuruyor.

CHP korkuyor.

Korkmamalı. Stratejik düşünmeli. Başkanlık sistemine geçiş tekliflerine oy vermeli,

referandumun yolunu açmalı..

Referandum niçin gerekli?

Herhalde Erdoğan’ı anayasaya hapsetmek için değil.

C.Başkanı sayın Tayyip Erdoğan siyasi hayatının en zor dönemindedir.

Türkiye’nin siyasal sistemini ve devlet yapısını başkanlık sistemine dönüştürmeye kimsenin gücünün yetmeyeceğini herkesten daha iyi Erdoğan bilmektedir.

Devletin başına oturunca bunu yakından görmüştür.

Değil başkanlıktan, şimdiki C.Başkanlığı pozisyonundan bile tedirgindir.

Bunu Devlet Bahçeli keşfetmiş görünmektedir.

“Getir meclise, gidelim referanduma, meseleyi, kapatalım bitsin” demiştir.

Başkanlık sistemi tartışması somutta bir “Erdoğan tartışması”dır.

Tartışmanın defterinin dürülmesi, AKP’nin defterinin dürülmesidir.

MHP buna oynamaktadır.

Türkiye başkanlık sistemini reddedecektir, çünkü:

Devletlere biçimi veren kurulduğu süreçlerdir.

Devletin biçimini değiştirmek “ıslahat” ile mümkün değildir.

Yeni bir devlet kurma hakkı, “devlet yıkma hakkı” ile birlikte doğar.

Bahçeli AKP’nin, bitti bitecek, dağıldı dağılacak paniği içinde olduğunu görmektedir.

Bunu CHP yönetimi de görmüştür ki, “aman sakın ha!” diyerek,

Erdoğan’a güç ve şans vermektedir.

CHP bunu “devleti kuran parti benim” havasında yapmaktadır.

Oysa böyle bir gelenek kalmamıştır.

O geleneği Bülent Ecevit yıkmıştır.

Ecevit’in yıktığı devlet kuran CHP geleneğini yeniden toparlamak isteyen yığınla hevesli olmuş, ama hiçbiri başaramamıştır.

SODEP’lilik, SHP’lilik ve sonraki CHP’lilik tutmamıştır.

Erdal İnönü’ler, Karayalçın’lar, Deniz Baykal’lar, Altan Öymen’ler…

tekrar Deniz Baykal’lar, Kılıçdaroğlugiller…

Hiçbiri bunların, devlet kuran CHP’nin peltemsi artığından

siyasi parti yaratmayı başaramamıştır.

***

Bu CHP’ye kim nasıl bakıyor da, buradan bir siyasi parti çıkar hevesine kapılıyor,

anlamak güçtür.

CHP, 1989-1994 döneminde yerel yönetimlerde iktidarı ele geçirdiğinde oluşturduğu,

“kendine has burjuva” zümre sayesinde, bu zümreye menfaat temin edebildiği oranda

ayakta durmaktadır.

CHP’nin bu sınıf dayanağına “burjuva” demek de mümkün değildir.

Kaldırım, kanal ve kanalizasyon müteahhitleridir bunlar.

1989-1994 dönemi yerel yönetimlerinin yaratıklarıdır bunlar.

Türkiye’de rüşvet ve komisyon, gelenekte “%10”dur.

CHP’de ise %50 + %50’dir.

Madem söz açıldı, sürdürelim.

AKP’nin yolsuzlukları “anonim” olduğu için seviyeli,

CHP’nin yolsuzlukları “kişisel” olduğu için seviyesizdir.

AKP’lilerin yolsuzluklarında “siyasi bir çerçeve” bulunur.

Kurumsal bir soygundur AKP’nin ki, kurumsal olarak yönetilmektedir,

ve bu soygun mekanizması belli bir disiplin içinde işlemektedir.

CHP’nin 1989-1994 talanı ise tam bir “kişisel yağma” şeklinde gerçekleşmiştir.

AKP yandaşlarını bir plan dahilinde zenginleştirmeyi önemserken,

SODEP-SHP-CHP geleneği bunu “yağma(cı) Hasan’ın böreği” şeklinde yapmıştır.

Bugünkü CHP’yi bu “HASAN”lar yönetmektedir.

***

(Bugünkü CHP’yi “sınıf ve siyaset” temelinde analiz ederken

1989-1994 dönemine bağlayarak bir “siyasi Alevicilik” parantezi

açmak ve İstanbul’dan seçilecek güncel bazı somut örneklerle

desteklemek gerekmektedir.)