Hayat Ağacı (Haziran 2017)

CHP’nin bardağı
Hüseyin Hasançebi
Gandi Kemal
Hüseyin Hasançebi

Musul kavgası

guernica-bw-detayMusul savaşı için hazırlık var.

Musul’u kurtaracaklar.

Kimden kurtaracaklar?

Saddamcı Arap’lardan…

Tam anlaşılmadı galiba.

Mezhepçe söylersek; Sünni Arap’lardan kurtaracaklar.

Musullu Araplarlardan yani.

Kim kurtaracak.

Irak Başbakanı İbadi, “biz kurtaracağız!” diyor.

Siz kimsiniz?

Şii Arap, Basralı Arap.

İyi ama siz bırakıp kaçmadınız mı Musul’u iki yıl önce?

Şimdi nasıl kurtaracaksınız?

Amerika ile, Avrupa ile, Batı Koalisyonu ile.

Musul’u kurtarıp da ne yapacaksınız?

Şiileştireceğiz, Kürtleştireceğiz, petrolünü satıp yiyeceğiz.

Kerkük gibi mi yani?

Aynen öyle…

***

Başika’da Türk askeri var. Musul’un yakınında.

Irak “çek bu askerini” diyor, Türkiye “çekmem” diyor.

ABD kendi askerinin Irak’taki varlığını “meşru” sayıyor,

Türkiye’nin askerini ise “işgalci”…

Politika bu tartışmaya sıkıştı...

Tartışma burada kalmışken Musul savaşı başlar ise…

Türkiye “IŞİD’leşerek” savaşacaktır.

Kürtler ile, Şiiler ile savaşacaktır.

ABD bunun böyle olmasını ister gibidir, politikası budur.

Gerisi İran düşünsün… Türkiye düşünsün…

Türkiye kendi içinden bu gidişatı önleyemez.

İçeride böyle bir dinamik yok.

Tayyip Erdoğan bir çare arıyor,

Erdoğan düşmanlığı, “ne işin var Irak’ta, çekil” diyen bir çare öneriyor.

Bu doğru mudur?

Bu aynı zamanda Türkiye solunun da görüşü gibi.

HDP’nin de görüşü, –galiba– bu yöndedir.

ABD, Koalisyon, Şii Araplar, Kürtler ve İran haklı.

Musullular haksız, o vesileyle Erdoğan ve Türkiye haksız!...

Bu noktada “dil” değişmelidir.

Dilin değişmesi için “düşünce” değişmelidir.

“Savaş” sözkonusu olduğunda sokağın düşüncesi ve

sokağın dili işe yaramaz.

Sokak da, –devlet olmayı amaçladığı için zaten–

devletmiş gibi düşünmek ve devlet diliyle konuşmak zorundadır.

Bu genel kuralı Türkçeye tercüme edersek şu olur:

“Halk” gibi değil, “Millet” gibi düşünüp konuşmalı.

Türkçede Millet Devlettir.

***

“IŞİD ile savaş” diyorlar ama,

Musul’u Musullulardan kurtarma savaşıdır.

Musul’la barışmak gerekir.

Buna sen IŞİD diyorsan eğer, IŞİD ile barışmalısın.

Irak 2’ye bölünemez.

Irak ya 3’e bölünür, ya da bölünemez.

Irak’ı 3’e bölme politikası da bir seçenektir,

Irak’ın bütünlüğü politikası da.

Bu ikisi Türkiye’yi ilgilendirmez.

Sadece bu politika Türkiye’ye,

“Irak’a burnunu sokma” diyebilir.

Biz de içeride ancak o zaman

Emperyalist Türk sermayesine ve Erdoğan’a ve ordusuna;

“Irak’ta işin ne?” diyebiliriz.

Devlet biz olalım diyoruz ya…

Devletlerin diliyle konuşuyoruz ya...

O halde bir kere daha tekrarlayalım:

Irak bir “Birleşmiş Milletler” (İngiliz) devletidir.

Lozan bir “Türkiye tarifi” yapmasaydı, Irak tarif edilemezdi. Irak olamazdı.

Bu tarifler bozulursa ilgili hukuk sayfaları yeniden yazılmak durumundadır.

Erdoğan, “Biz (Türkler) emperyalist değiliz” diyor ya ısrarla.

Kısmen doğrudur.

Türk emperyalizmi kendi kabuğu içine bastırılmıştır.

Savaş bu kabuğu kırar, Türk emperyalizmini ortalığa salar.

Bu olmasın istiyorsak, savaşmamalıyız.

AKP-Türk devleti CHP’yi ve MHP’yi de yutarak, alabildiğine militaristleşti.

“Dur” demek için “barış” demek yetmez.

“Elime silah almam!” demek lazım.

Söylemek de yetmez, GÖRÜLMESİ lazım…