Hayat Ağacı (Haziran 2017)

CHP’nin bardağı
Hüseyin Hasançebi
Gandi Kemal
Hüseyin Hasançebi

Laiklik kazanılabilir mi?

bastill-bw-cr-rsz-Kavram yanlışsa her şey yanlıştır.

Laiklik mesela…

Şu idi: “Dinin devlet dışına atılması, topluma bırakılması…”

Kim yapmış Laikliğin bu tanımını?

Avrupa’nın devrimci burjuva sınıfı yapmış.

Peki örnek?...

Örnek kurulan cumhuriyet şeklindeki devletlerdir.

Peki, Türk burjuva sınıfı böyle bir devrim yapmış ve

Böyle bir devlet kurmuş mudur?

Kurmuştur. 1908-1940 arasına sığdırılan Türk burjuva devrimi

Şimdi elimizde olan bu cumhuriyet devletini kurmuştur.

Öyle ise bugün Türkiye solunda gözlemlediğimiz,

“Laikliği yeniden kazanalım!” mücadelesi nereden çıkmaktadır.

Türk burjuvazisi kazanmış, sol da kendi için “tarihsel kazanım” addetmiş,

mesele bitmiş, yürüyüp gidiyoruz işte, geleceğe bakmak gerekmez mi?

Bakabiliriz. Ama elbette kendi kavramlarımızla.

Düzeltmeye şuradan başlamalı:

Laiklik, burjuva tanımında olduğu gibi,

“Dinin devlet dışına atılması, topluma bırakılması…” asla değildir.

Dinin “burjuva devletleştirilmesi”dir.

Başka türlüsü zaten mümkün değildir.

Çünkü, öncesinde de din devlettir.

Laikliğin getirdiği farklılık devletin biçimindedir.

Türk devletinin laikliğinin şöyle veya böyle olduğunun,

gerçek laiklik olmadığının tartışılması boş tartışmadır.

Solun felsefi ya da siyasi değişmez tavrı “dine karşı olmak”tır.

Dine karşı olmak dinî inancı olan insana karşı olmak değildir.

Onu, inancından vazgeçmeye, ya da inancı şu ya da bu biçime sokmaya zorlamak hiç değildir.

Bunlar aynı zamanda din olan devletlerin,

devletleştirilmiş olan dinlerin işidir.

Sol’dan dinî inanca saygı, mutlak yanılgıya saygıdır.

“Laikliği yeniden kazanmak” devletleştirilmiş dine sahip çıkmaktır.

“Sol, ateistir” diyebilirdik ama bu dahi yanlıştır.

Çünkü burjuva da ateisttir, liberal de…

O halde sol, sadece konuyla ilgisi bakımından,

ölülerini imama teslim etmesin yeter.

Daha bunu bile başarabilmiş değiliz.