Türkiye’de kapitalizm

tl-fonu-bw-crTürkiye’de iktidarın 15 Temmuz Olayı ve OHAL ilanından sonra

tümden “keyfi yönetim biçimi”ne geçtiği yönünde bir inanış var.

Oysa tam tersi; AKP iktidarı ne yapıyorsa, “mecbur olduğu için” yapmaktadır.

“FETÖ” denildi. Ne idi bu?

Meşru olmaktan da öte iktidar idi.

Bulunduğu yere “zor” kullanarak gelmemişti, Tayyip Erdoğan ve diğer bütün

AKP’liler gibi, seçilerek gelmişti.

Siyasi boyutu böyle olduğu gibi ekonomik boyutu da böyledir.

55 bin birimin 145 bin şirketine bugün “FETÖ” diyoruz.

FETÖ’nün yıllık satış cirosu tahminen 160-180 milyar TL civarında bir toplam oluşturuyor.

TÜSİAD’çılar geldikleri yere nasıl “sömürerek” geldilerse FETÖ ekonomisi de öyle geldi.

Buna “kapitalizm” diyoruz.

Öyle fakat tam kapitalizme benzemiyor.

Ersin Özince buna “‘Mış gibi’ kapitalizm” diyor. “Gayrimenkulün menkulleştirilmesine kadar varacak şekilde kapitalizmi benimsetebilirseniz topluma”, işte bunun hakiki kapitalizm olacağını söylüyor.

Demek ki Türkiye’de kapitalizmi halka benimsetebilmiş değiliz. Ekonominin yüzde 50’den fazlasının “kayıt dışı” gerçekleşiyor olması bu nedenledir. Oysa bizdeki kapitalizmin tekelci yapısı sermaye birikim süreci yavaşladığında siyaseti “cebrî birikime” zorlamaya alışmıştır. AKP bunu yapıyor. FETÖ ekonomisini TÜSİAD’çılara aktaracak devlet araçlarının hemen ve genişçe devreye sokulmasını istiyor. AKP bunu başaramazsa arkasından 28 Şubat ya da çok daha beterinin geleceğini hatırlatıyor.

AKP siyasi boyutta baskıyı, ekonomik boyutta gasbı mecbur olduğu için yapıyor. Halka benimsetmeye kalksa asla başaramayacağı işleri cebren gerçekleştiriyor. Tekelci sermaye birikiminin fiziki altyapısını devlet geliştirir, devlet budur, AKP buna vergilerle yetişemediği yerde çaresiz “cebre dayalı işleyen” Varlık Fonu kuruyor ve büyütmeye çalışıyor.

“Biz” ne yapabiliriz?

Tek çaresi vardır bunun: “Kayıt dışı ekonomiyi büyütmek”!

Kayıt dışı ekonomi yüzde 90’lara gelsin, kapitalizm artık “MIŞ” gibi de yapılamaz, çöker.

Çökertemezsek bile sıkıştırırız.