Kutup arayışı

yenikapi-bw-cr“C. Başkanı Erdoğan Rusya’ya gitti!”

Bu gidiş o gidiş değil.

Menderes de gitmişti, Demirel de.

Gittikleri veya gidecekleri için devrilmişlerdi.

Erdoğan’ın bu gidişi o gidiş.

Riskli gidiş.

İçeriği ekonomik görünüyor ama hiç öyle değil.

“Yeni bir sayfa açılacak!”

Yani konu; JEOPOLİTİK.

Önemi burada.

Daha iyi anlaşılsın diye şu eklenmeli.

İki kutuplu zamanlarda Türkiye’de iktidar, 

Batı’dan yatırım desteği gelmeyince Rusya’ya giderdi.

Aradığını da bulurdu.

Batı’dan siyasal destek gelmeyince,

“Rusya’ya giderim ha!” derdi;

Bunu “yeni bir dünya kurulur” veya “duvarın öte yakasına geçerim” biçiminde söylerdi.

Ama bir yere gidemezdi, devrilirdi.

Bugün öyle değil.

Batı’nın eski yaptırım gücü kalmadı.

AB dağılıyor.

Dünya yeniden kutuplaşıyor ve Türkiye de kendine kutup arıyor.

İşte Erdoğan, Batı’dan gelen ekonomik bereket azaldığı ve siyasi destek

ortadan kalktığı için Rusya’ya gidiyor.

Hem ekonomik, hem de siyasal destek arayacak.

1950’lerden buyana Türkiye’de bir siyasal iktidarın karşılaştığı en zor durumla karşı karşıya bırakılmıştır AKP iktidarı.

Yenikapı’da “MİLLÎ BİRLİK!” diye göğe yükselen ses, bu korkunun sesiydi.

Korku gerçek, halka aktarılan umut sahteydi.

“Yeni Türkiye” deniyordu ama yeni bir dünya kurulmadan yeni bir Türkiye’nin kurulmasının imkansızlığı gizleniyordu.

Önce granit sertliğinde küresel iki yeni eksen oluşacak.

Bu iki yeni ekseni birbirinden ayıran, Çin Seddi’nin bin katı yüksek ve kalın bir yeni “duvar” kurulacak.

İşte ancak o zaman, “Duvarın ötesine geçerim” veya “Yeni bir Türkiye kurarım” lafları anlam kazanacak. Bu lafların bugünkü akıbeti, “erken öten horoz”un akıbetinden ibarettir.

“Duvarın ötesi”ne geçmek ayrıca ve öncelikle, Türkiye’nin içini değiştirmeyi de zorunlu kılar.

Bu yeni bir siyasal ve toplumsal güç ile olabilir. Türkiye’de bu güç yok.

AKP-CHP-MHP hep birlikte Kemalist Cumhuriyet’in kuruluşuna benzetiyorlar ama,

Yenikapı’da pankartı açılan “Millî Birlik”e bakın görürsünüz, kumdan şato kadar bile güçlü değil.

M. Kemal’in Erzurum, Sivas Kongrelerinde ve 1. Meclis’te kurduğunun karikatürü bile olamaz.

Fakat gerçekçi. Türkiye bugün ancak böyle bir “Millî Birlik” kurabilir.

Kürtler yok.

Demokratik bir Türkiye vaadi yok.

İşçi ve emekçilerin siyasi sözü yok.

Programı yok.

Belli bir devlet, siyaset ve toplum modeli yok.

Mezarlıktan geçenin yüksek sesle Türkü bağırmasına benziyor.

Şaşkın.

Nâzım’dan, Ahmet Arif’ten medet umuyor.

Türkiye solu kendi işine bakmalı.