Hayat Ağacı (Haziran 2017)

CHP’nin bardağı
Hüseyin Hasançebi
Gandi Kemal
Hüseyin Hasançebi

Siyaset ustalığı

darbe-gozalti-bw-crC.Başkanı Tayyip Erdoğan, “askerî darbe teşebbüsü haberini eniştemden aldım” dedi. 15 Temmuz Olayı’nı açıklayacak bundan daha güzel bir söz olamaz; üstüne söyleyecek tek kelime kalmamıştır. Ben anladığıma göre Türkiye’de meseleyi anlamayan tek bir kişi bile kalmamış demektir. Darbe teşebbüsü hakkında yüksek ve derin analizlere gerek kalmamıştır. “Siyasette ustalık” denilen şey de zaten budur.

Ben de bir “siyaset ustası” sayılırım. Olay akşamı saat 10.00’da Kaya Eker telefon etti, “abi NTV’yi aç!” dedi. Tesadüf, NTV zaten açıktı, ama darbe teşebbüsünü seçip göremiyordum. Uyarı üzerine yeniden baktım ve darbeyi gördüm. Hemen ardından F-16 gürültüsü bastırdı, aklıma Kürt çocukları geldi, çok korktum. Evin ahalisi oradan oraya koşturduk, kedimiz Mutlu da bize ayak uydurayım derken çok yoruldu.

Bu arada 12 Eylül Darbesi aklıma geldi ve birdenbire şunu farkettim: 15 Temmuz darbe teşebbüsü, “TSK hiyerarşisi bozulmadan” yapılıyordu. Korkulacak herhangi bir durum yoktu. Ordu içinde her zaman varolduğu zaten bilinen değişik cuntalar ve gruplar emir-komuta zinciri içinde uzlaşarak Türkiye’yi kurtarmaya karar vermişlerdi. Kendine verilen paydan memnun kalmayıp mızıkçılık edenler olabilirdi. Bunlar darbeden hükümeti haberdar ederek YAŞ’ı kurtarmanın hesabı içinde olabilirlerdi. Gece boyunca bu görüşüm hiç değişmedi. Darbe önlendi, rahatladık.

Ama şöyle bir soru kaldı; “Darbeyi kim önledi?”

Bu soruyu C.Başkanı Erdoğan’ın siyasi zekâsı aydınlattı. Hande Fırat’ın Akıllı-görüntülü cep telefonundan halka seslendi ve herkesi sokağa çağırdı. Biz de zaten o saatten beri darbeyi halkın önlediğini biliyoruz. Gerçi halkı sokağa çağıranın, dolayısıyla darbeyi önlemede en yüksek payın Erdoğan’a ait olduğunu biliyoruz, ama “Halk” var ya “Halk”, o halk öyle bir şeydir ki…

Biliyorum, şöyle diyenler olacak: “Boş ver halkı. Teşebbüsün durduğu anlaşıldıktan sonra, Recep İvedik bile, ‘Otobüsler bedavadır, gelenlere tost ve ayran da ikram edilecektir’ diye ekledikten sonra halkı soğa çağırsa, o kadarını toplardı.” Buna cevabım var mı, bilemiyorum; epey düşünmem gerekir.

Laf kalabalığı sindikten ve OHAL’deki haller pestilimizi çıkardıktan sonra hepimizin aklı erecek elbette, ama ben 15 Temmuz’un arka planını, Erdoğan’ın darbe gecesi yaptığı uzlaşıcı ve uzlaştırıcı birkaç konuşmayı dinledikten sonra çözdüm. Paylaşıyorum:

“TSK içindeki cuntalar ve gruplar darbe konusunda uzlaşmışlardı. Darbe planı kapsamlıydı ve tüm ayrıntılarıyla oya gibi işlenmişti. Ancak hiyerarşiyi bozmayan askeri darbeler genellikle ‘YAŞ’ta, yeni hiyerarşi oluştuktan, ve alınacak iktidar makamları paylaşıldıktan sonra yapılırdı. Örneğin 12 Eylül’den önceki son YAŞ toplantısında Deniz Kuvvetleri Komutanı Bülent Ulusu, kendisine kurulacak hükümetin başbakanlığı verilmek suretiyle küstürülmeden emekli edilmişti. ‘Fetullahçı Askeri Darbe’de iktidar paylaşımı büyük ölçüde yapılabilmiş, ‘YAŞ’a net bir liste ile gidilebileceği umulmuştu. Ancak mevki paylaşımındaki anlaşmazlıklar tam olarak çözülememiş, bir ikna süreci başlatılmıştı. En zor süreç de genellikle bu olurdu. 27 Mayıs askeri darbesinde de mevki paylaşımında ikna edilemeyen cuntalar ve sivil-subay karması gruplar dışlanmış, sonraki yıllarda bu dışlanan (Talat Aydemir, Fethi Gürcan, Talat Turan, Alpaslan Türkeş, Ertuğrul Alatlı, İlhan Selçuk, İlhami Soysal vb.) bu cuntalar bir dizi başarısız askerî darbe teşebbüsünde bulunmuşlardı. 15 Temmuz’un kaderini de bu paylaşım tayin etmiş gözüküyor. İkna edilemeyenler yan çizip Erdoğan ve AKP iktidarı ile anlaşma yollarını aramaya başlayınca hiyerarşi bozulmuştu. Erdoğan kimlerle uzlaştı ise onlar saldırıya uğradı. Saldırıya uğrayanlar çember dışına çıkınca geniş bir komutan ve subay kesimi tarafsızlaştı. Darbeci olarak Fetullahçı subay çekirdeği etrafında sıkıca kenetlenmiş ‘mağdurlar’ kaldı.”

15 Temmuz’u konuşacaksak, C. Başkanı Erdoğan’ın siyasi ustalığını teslim etmemiz gerekir. Yarını konuşmaya başlayacaksak –ki hemen başlanmalı– konuşmaya değer güncel siyasi projelerden başlamalıyız.