Tek adam diktatörlüğü

mgk-bw-crTürkiye’de “demokratik muhalefet” yaklaşık beş yıldır “Tek adam diktatörlüğü”nü önlemeye kilitlenmiş bulunuyor. Böyle bir “demokratik muhalefet” elbette yok, ideolojisi, politikası, kültürü ve söylemi “Recep Tayyip Erdoğan Düşmanlığı”ndan ibaret.

Ne demek “Tek adam diktatörlüğü”? Kim uydurdu bu kavramı? Tek adam diktatörlüğü ancak iki kişilik bir toplumda mümkün olur; birinin diğeri üzerinde diktatörlüğü biçiminde. Böyle bir toplum yeryüzünde hiç olmadı. “Despotizm” denilmek isteniyorsa, gene aynı şey. İmge gerçeğin yerini alıyor.

Kavram gerçekliği ortadan aldırıyor. “Tek adam diktatörlüğü” ne karşı “Demokratik muhalefet” yapa yapa 5 yılda geldiğimiz yer işte burası.

Darbeyi engelleyerek demokrasiyi kurtarmış olduk ve arkasından gelen ve gelecek olan her şeye razı olacağımızı deklare ettik. Kurtardığımız demokrasi işlemeye başladı, seyrediyoruz. TÜSİAD kurtulan demokrasiyi alkışladı. TOBB, MÜSİAD, 81 ilin Ticaret ve Sanayi Odaları, esnaf birlikleri, ihracatçı birlikleri kurtardığımız demokrasiyi gözleri gibi korumaya and içtiler. Darbeyi engelleyerek kurtardığımız AKP Hükümeti üç beş gündür tecrübe ettiğimiz “darbe hükümetleri” gibi ve hatta onlardan da vahim “kitlesel hukuki kararlar” alıp uyguluyor. Stadyumlar “tutuklularla” dolmaya başladı. CHP, MHP ve HDP, darbe hükümeti hüviyetine bürünen AKP hükümetine açık çek verdiler, destekliyorlar.

Hepimiz şaşkın, aptallaşmış ve delirmiş durumdayız. Gerçeklikten koptuk. Demokrasiyi kurtarmakla “Tek adam”ın arkasındaki iş dünyasına rahat bir nefes aldırdık. Ama kendimiz boğuluyoruz, boğulacağız. Aklımızı başımıza toplayalım diyeceğim ama ne başımız kaldı ne aklımız.

Minarelerden yükselen sala sesleri anlam kazanıyor.