Hayat Ağacı (Haziran 2017)

CHP’nin bardağı
Hüseyin Hasançebi
Gandi Kemal
Hüseyin Hasançebi

Adamı olmak!

davutoglu-bw-crBiri sorsa; “Erdoğan (AKP) sonrasına barışçıl (demokratik) geçiş mümkün müdür?”; ben “mümkündür!” diye cevap verirdim.

Ama böyle değil tabi.

Başbakan Binali Yıldırım Suriye’de süren iç savaş için “anlamsız” dedi.

Güzel!

Burdan düşünmeye başlayalım.

Talat ve Enver Paşa'lar Osmanlı’yı 1. Dünya Savaşına sokarken aşırı istekliydiler. Kraldan (Alman) çok kralcıydılar.

Ülkeyi ve halkı perişan ettiler.

1916’da savaşa girdiklerine pişman oldular.

Savaştıkları ülkelere (İngiltere-Fransa) araya adamlar koyup yalvardılar.

Savaşın dışına çıkmak istediler.

Ama yüz bulamadılar.

Yüz yıl sonra bugün, Türkiye ve Suriye…

Durum aynı.

Erdoğan ve AKP işin içinden çıkmaya çalışıyor.

Olmuyor.

Türkiye’de şu görüş güçleniyor: “Erdoğan (AKP) sonrasına barışçıl (demokratik) geçiş mümkün olmayacak.”

Bu görüşün güçlenmesini derhal önlemek gerekir.

Bunu da ancak Erdoğan yapabilir.

Kendinden sonraya geçişi “barışçıl” bir mecraya akıtabilir.

Şöyle:

Ahmet Davutoğlu nerede, ne iş yapar, bilen var mı?

Geçtik “bilen”den, soran var mı?

Yoksa niye yok?

Davutoğlu herhangi bir adam değil. 2003-2009 yılları arasında başbakanlık yapan  Erdoğan ve Gül'ün dış politika danışmanıdır. 2009-2014 yılları arasında Tayyip Erdoğan’ın kurduğu 60. ve 61. Hükümetlerin dışişleri bakanıdır. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 2. genel başkanı ve 27 Ağustos 2014-22 Mayıs 2016 tarihleri arasında Türkiye’nin başbakanıdır.

Suriye’yi iç savaşa sürükleyen ABD politikasının taşeronudur.

Erdoğan bu yükü daha fazla taşıyamayacağını görmüş, onu başbakanlıktan kovmuştur.

Sonra…

Gidiş o gidiş, Davutoğlu unutturulmuştur.

Böyle bir şey Türkiye’de ilk kez görülüyor.

Kovulan bir başbakanın arkasından –iyi veya kötü– tek laf edilmiyor.

Bu da kuşku uyandırıyor; “Davutoğlu kimin adamı idi?”

Erdoğan’ın adamı olmadığı besbelli, AKP’nin de değil.

O halde kimin?

“Erdoğan (AKP) sonrasına barışçıl (demokratik) geçiş” bu sorunun cevabının verilmesine ve hesabının sorulmasına bağlı.

Şunu biliyoruz: AKP, Menderes’in DP’sinden bile Amerikancıdır.

ABD’nin siyasal projesidir.

Dolayısıyla AKP yöneticilerinin tümü Amerikancıdır.

Ama Davutoğlu “Amerikancı” değildir, daha ötesidir.

Olup bitene bakılırsa “ABD’nin adamı”dır.

***

“ABD’nin adamı” olmak nasıl bir şeydir?

İlk Kemalist Ankara Hükümetinin içinde “İngilizci” bir çok bakan vardı.

Ama bunlardan sadece biri “İngilizlerin adamı” damgasını yemişti.

Bugün ise arkasından susmak olmaz.

Hemen sorulmalıdır: “Davutoğlu kimin adamıdır?”

Bu soru, elbette büyük sorudur.

Davutoğlu şeklen Erdoğan’ın bakanı ve başbakanıydı ama gerçek ne idi?

Yoksa birileri tarafından Erdoğan’ın (Türkiye’nin) başına sarılmış püsküllü bir bela mı idi?

Bu er veya geç anlaşılacaktır.

Altından önemli davalar çıkacaktır.

Bu davalar onu “Cumhuriyet tarihimizin en başarılı dışişleri bakanı” diye lanse eden,

CIA’cı (2. Cumhuriyetçi) Türkleri de kapsayacaktır.

AKP kendini kurtarmak, “Erdoğan (AKP) sonrasına barışçıl (demokratik) geçiş mümkündür” tezini diri tutmak istiyorsa, Ahmet Davutoğlu’nu unutturmamalı, dokunulmazlığını kaldırmalı, mahkeme önüne çıkarıp konuşturmalıdır.

Davutoğlu kendini unutturmak istiyor.

Ona bu fırsat tanınmamalı.