KIZILCIK sopası

brexit-bw-crİngiltere AB’den ayrılma kararı aldı. Karar halkınmış gibi görünüyor ama sermayenindir.

Hangi sermayenin diye sorulacaksa, üretici (sanayi) sermayenin. Akıllıca bir karardır. Sanayi devrimine öncülük etmiş bir ülke bugün AB’nin en gerisinde, paradan para kazanan “asalak” olmuştur. Üretim dünyanın öbür yarısında (Asya) artarak yükseliyor. Üstüne üstlük buraların çoğu İngiltere’nin eski sömürgesidir. İngiltere, onlar çağırmasa da, eski sömürge alanına geri dönmek istiyor.

Geriye kalan 27 ülkeli AB dağılmayacak, “yeni AB” olacak. Türkiye bu yeni AB’nin de içinde olamayacak. Ancak kafa şişiren kafasız tartışmalar Türkiye’de yeniden başlayacak. 3.üncü, 5.inci cumhuriyetçiler çıkacak, kaşarlanmış liberal solcular konuşacak, bize ‘yeni AB’nin demokratik erdemlerini, hukuk devleti ve insan hakları prensiplerini anlatacaklar. Bu kez onları hakikaten ciddi biçimde susturmak gerekir. Avrupa’nın 1950-2000 arası zenginleşmesine bekçilik eden iki ülke vardır, bir ABD’dir, diğeri Türkiye. Avrupa soğuk savaş döneminde doymuş, tıksırmış, yan gelip yatmış, Türkiye Nato’nun Doğu Kanat Kalkanı göreviyle bu şirret emperyalist kıtayı korumuştur. Yoksullaşma, geri kalma pahasına bunu yapmıştır. Demokrasi imiş, insan hakları imiş. Türkiye’yi Avrupa demokratikleştirirmiş. Sus be rezil. Türkiye’nin Avrupa’dan hem ekonomik alacağı var, hem de demokrasi ve insan hakları. Çünkü Türkiye Avrupa’nın refahını koruyacağım diye NATO’nun en büyük ordusunu besledi, militer devlet yapısını daha da güçlendirdi, varını yoğunu askeriyeye harcadı. Ne zaman demokrasiyi geliştirecek sol dinamikler yükselişe geçti, Türk ordusuna darbeler yaptırıp demokratikleşmesinin önünü kesti.

Hakikaten bu mavracıları susturmak gerekir!