Hayat Ağacı (Haziran 2017)

Gandi Kemal
Hüseyin Hasançebi

Vaziyet fırsatlar sunmaktadır

chp-izmir-bw-cr-rzCHP genel başkanının ölümle tehdit edilmesi ortaya bir “Karayılan” masalı çıkarabilirdi, fakat bunun politikasının yapılması gerekir. CHP İstanbul İl Başkanı, “12,5 milyonu evinde zor tutuyoruz” diyerek yapılması gereken politika için yol gösterdi ama CHP yönetimi, bunun Tayyip Erdoğan’a nazire olsun diye söylenmiş anlamsız bir söz olduğunu belirterek geri çekildi.

“C.Başkanı Erdoğan ve hükümeti” biçimini almış, sağlam bir “iç uyum” kurmuş bulunan AKP iktidarının “çeteleştiğini”, “mafyalaştığını”, “lumpenleştiğini” söylemek için zaman erkendir belki ama politikasında bu yöntemlerin görünür ağırlık kazandığını görmek gerekir. Bu tür siyaset yöntemini kullanmasının AKP açısından “anlaşılır” nedenleri bulunmaktadır.

Çünkü AKP, onbeş yıldır kendine “muhalif” gördüğü herkese karşı mafyatik siyaset yöntemini kullanmış ve her defasında kârlı çıkmıştır. Karşı tarafı susturmayı, tarafsızlaştırmayı, sonra da kendi yanına almayı başarmıştır. Gezi Direnişi’ne karşı bu yöntemi AKP başarı ile kullanmıştır. Başarılı olmuş bir yöntemi kullanmaması AKP için büyük bir zaaf işareti olurdu.

“Muhalefet” olmak, iktidara karşı mücadele içinde olmak demektir. Bu bir “siyaset savaşı”dır. Siyasi savaşa girişen herkesin başarılı olabilmek için bir nebze savaştığı siyasete benzemek zorunda olduğu, artık doğruluğu tartışılmayan bir savaş kuralıdır. CHP, en azından kendini koruyabilmek, yokolmamak için siyaset savaşının kurallarına uymak zorundadır. “Benzemek”ten kasıt, “yöntem”dir.

CHP, “iktidar korumadığı” için, bundan böyle “kendi korumasını kendisi yapacak”mış.

Bu, muhalefet yapmayacağı, ve dolayısıyla hiçbir şey yapmayacağı anlamına gelir. “Korunmak”, yenilgi haliyle ilgilidir ve bozguna uğramamak amaçlıdır. Oysa hedef, AKP’yi “savunma” pozisyonuna, “korunma hali”ne itmek gerekir. Ciddi siyaset böyle yapılır. Elbette “tafradır” ama tutma bakalım 12,5 milyonu evinde, Türkiye’de siyaset nereye evrilecektir?

İstatistiklerden biliyoruz, “aklını kullanabilme” kriteri yönünden 1 CHP seçmeni 10 AKP seçmenine bedeldir. Bu durumda 12,5 milyon CHP seçmeni aynı anda öksürse, bu sesi bastırmak için AKP’ye 120 milyon seçmen gerekir. Kastedilen “siyaset”tir, CHP öyle bir siyaset ortaya koymalıdır ki, AKP sığınacak yer arasın!

Olamıyor, niçin? Çünkü CHP’liler de bu memleketten ekmek yiyor. İhalelerden, kent rantlarından, belediyecilikten besleniyor. AKP iktidarıyla “iyi geçinmek” CHP’liler için de geçim kaynağı. Bu nedenle CHP’ye göre Kılıçdaroğlu’na kurşun atan, AKP’nin kendisi değil, “Lumpen bir AKP’li” oluyor!

CHP “siyaset savaşı” yapacak durumda değil, fakat CHP’de böyle bir potansiyel her zaman olmuştur.

Geçmişte vardı, gene vardır. Bu potansiyeli bir sürü “ulusalcı asalak –ve salak” gütmektedir. Ayrıca CHP içindeki bu “kimlikli ve kişilikli” siyaset potansiyeli, “devlet korkusu” tarafından da pasifize edilmektedir. Burada “devletten korkmak” ile “AKP’den korkmak” örtüşmektedir.

Buraya kadar söylenenleri anlamakta ve siyaset yapmaktan kastedileni kavramakta güçlük mü var, o zaman şu noktadan düşünmeye başlamak gerekir: “CHP’nin önüne kurşun atmaya kim nasıl cesaret edebilmiştir?”; Bu AKP’liler ne “mangal yürekli insanlarmış?”; “Deli deliyi görünce sopasını saklarmış, acaba AKP iktidarı da karşısında bir ‘deli’ görmediği için mi ülkenin dört bir yanında terör yeli estirmektedir?”; “Türkiye’de kim kimin elinden tutarsa AKP iktidarı panikler ve çözülür, AKP’li ‘yiğitler’ çil yavrusu gibi dağılır?”; “Beladan uzak duralım, üstümüze gelirse bir adım geri çekilelim diyerek attığımız geri adımlardan sonra geri adım atacağımız bir yer kaldı mı?”

Bu sorulara yanıt aranırsa, “düşünme” başlamış demektir.