Hayat Ağacı (Haziran 2017)

CHP’nin bardağı
Hüseyin Hasançebi
Gandi Kemal
Hüseyin Hasançebi

‘Kutuplaşma’lıyız

metal-isci-direnisi-bw-crC.Başkanı Erdoğan’a “Türkiye’yi kutuplaştırdın” diyerek veryansın ediliyor.

“Kutuplaşma”dan AKP memnun, diğer herkes muzdarip.

Erdoğan kendinden olmayanı “ötekileştiriyor” ve “düşmanlaştırıyor”muş.

Bu “toplumsal kutuplaşma Türkiye’yi batırır”mış.

CHP’ye göre “sebepsiz” –ya da ‘tipsizlikten’– öyle.

HDP’ye göre de; “Erdoğan Kürtleri yok etmek istediği için” öyle.

“Düşünce tasarrufçuları”na göre Suudi rejimi kuracağı için öyle.

Gezi gençliğine göre herkesin yaşam tarzını değiştirmek istiyor da ondan…

AKP’nin “kiralık muhibbi” iken “darılmış muhalifi”ne dönüşen liberaller de;

Erdoğan’ın toplumu kutuplaştırmasından şikayetçi. Onlarda sebep daha mühim; “Kutuplaşma” nedeniyle kimse kimseyi dinlemiyor ve sadece onların bildiği gerçeklik

bilinemiyor.

Peki çare: “Erdoğan üslubunu düzeltsin”! Toplumu kutuplaştırmaktan vazgeçsin.

“Türkiye’de muhalefet yok” denilmesi bu nedenledir.

Ne demek “düşmanlaştırmak”? “Düşman”, düşmandır.

“Ötekileştirmek” de öyle. “Öteki” olmayanı hiç kimse ötekileştiremez.

Örneğin; “Türk” olmadıkları için Kürtler zaten “öteki”dirler.

Erdoğan “kardeşiz” deyip Kürtleri kandırsa daha mı iyi olacak?

Erdoğan işçileri, emekçileri, yoksulları, bir bütün olarak solu ötekileştiriyor,

demek de yanlış. 1 Mayıs’ta “Ayak takımı baş olmak istiyor” diyerek İstanbul’u

kan gölüne çeviren başkası mıydı? Çalışan eğer kendinin farkında sınıfsa, düşmanlaştırılmasına gerek olmadan da Erdoğan’ın dostu olamaz.

Bu nedenle kutuplaştırma bahsinde C.Başkanı Erdoğan günahsızdır.

“Hayır değildir, istese düzeltebilir” diyen kusura bakmasın, saflığındandır.

Erdoğan ve AKP ona ne yapsın?

Kutuplaşma gerçeklerin üstünü örtüyor diyen ise tam bir “gerçek” düşmanıdır.

Gerçek zaten kutuplaşma yaratır ve kutuplaşma gerçeğin görülmesini kolaylaştırır.

Çünkü “gerçek” denilen şey toplumsal bağlamda çelişkidir ve hayatın dinamosudur.

Ayrıca muhalefet olmak zaten “kutup” olmaktır. Kutuplaşma muhalefetin varlık nedenidir.

O zaman; kutuplaşmadan şikâyet niye?

Ha… eğer; “Kutuplaşmadan ben zarar görüyorum AKP kârlı çıkıyor” diyorsa muhalif, kusuru kendinde arasın. Demek ki kutuplaşmayı yanlış yerden açmıştır. “AKP Cumhuriyeti yıkacak, islam devleti kuracak” safsatası üzerinden kutuplaşma böyle olur.

En sıcak olan konuya bakalım: CHP, MHP ve HDP’ye göre Erdoğan kişisel diktatörlük kurmak istediği için toplumu kutuplaştırıyor. Bu mümkün müdür? Eğer onu orada görmek isteyen bir “siyasi ve ekonomik çoğunluk” yoksa, “tek kişinin diktatörlüğü” asla düşünülemez.

Diktatör “tek kişi” her durumda mutlaka “birileri”nin başka “birileri” üzerinde diktatörlüğüdür. Yani en açığı, diktatörlükler her zaman bir “sınıfın” veya “zümre”nin diğerleri üzerinde diktatörlüğüdür. O halde kimler hangi ihtiyaçtan Erdoğan’ı diktatör yapmak istiyor, ona bakılmalı. Ya da Erdoğan hangi sınıf veya zümrenin diktatörlüğünü kurmak istemektedir?

CHP ya da HDP buraya baksınlar ve ne gördüklerini söylesinler. Bugün Türkiye’de ekonomik hegemonya TÜSİAD’çı sanayi ve finans tekellerinin elindedir. Bu tekelci zümrenin siyasi hegemonyası da AKP aracılığıyla gerçekleşmektedir. AKP TÜSİAD’ın, 15 yıldır uzayıp giden bayramıdır. Matematiğe azıcık saygısı olan bunu görür. TÜSİAD Türkiye toplumunun en zengin % 1’idir. Bu zümre 2000 yılında Türkiye’de toplam gelirin %37’sini cebine sokmuştu. Bugün bu zümre, toplumsal gelirin %54’ünü cebine indirmektedir. Biz de “ekonomik mucize!” diyerek bunu alkışlıyoruz. Sömürünün hızlanmasını ve yoğunlaşmasını bizzat sömürülenlere alkışlatmak!... İşte asıl mucize budur.

Türkiye’de “Sömürünün canavarı” TÜSİAD’tır. Türkiye’de hegemonyanın sınıfsal aktörü TÜSİAD, siyasi aktörü ise AKP’dir. Bu bir “kutup”tur. Sen muhalifsen eğer, karşı kutup yaratmalısın. Yani kutuplaşmaya karşı olmak yerine kutuplaştırıcı olacaksın. Muhalifsen eğer, ipi bu ikisi arasında germelisin. “Reza Zerrap şu kadar rüşvet verdi, şu bakanlar şu kadar rüşvet aldı” ile uğraşıp duruyorsun. Tamam ama orda durma, TÜSİAD’ın AKP’ye ne verip ondan ne aldığını gözden kaçırma. Çalışanların yarattığı Milli Gelirin yaklaşık 800 milyar dolar olduğunu ve bunun % 54’ünün de her yıl 432 milyar dolar tuttuğunu hesaplama işini bana bırakma. TÜSİAD’ın AKP’ye rüşvet verdiğini söyleyebilir misin? Söyleyemezsin. Çünkü bir sınıf ya da zümre kendi siyasi iktidarına rüşvet vermez, çünkü verdiğine rüşvet denmez, “siyasetin ve siyasetçinin finansmanı” denir.

Yanlış yerden kutuplaşma bakın nereye götürdü: Türk Silahlı Kuvvetleri, “ben darbe yapmam” diye açıkladı. Erdoğan, “ben gidersem devlet yıkılır” dedi. Obama da Erdoğan’ı düşürmemize gerek yoktur” dediğine göre…

“İş başa düşüyor” ama “BAŞ” da yok.