Hayat Ağacı (Haziran 2017)

CHP’nin bardağı
Hüseyin Hasançebi
Gandi Kemal
Hüseyin Hasançebi

Kılıçdaroğlu “siyaset” öğrenmeli

kilicdaroglubuyukbulusma-bw-crKılıçdaroğlu hafta sonları “birileri”ni topluyor.

Toplantılara sendikaları, odaları, dernek ve vakıfları ve sivil toplum örgütlerini vb. davet ediyor.

Onlara; “Burası CHP toplantısı değildir. Demokrasi tehlikede, Türkiye’nin geleceği tehlikede. Vaktimiz yok. Gelin canlar bir olalım” diyor.

Kılıçdaroğlu’nun bir araya topladığı bu insanlara ne demek istediği pek anlaşılamıyor, iyimser bazıları tarafından “demokratik-siyasi cephe kurmak istiyor” şeklinde yorumlanıyor. Eğer CHP’nin niyeti gerçekten demokratik bir siyasi cepheleşmenin öncülüğünü yapmak olsa idi, bunu böyle acemice yapmazdı.

Siyasette acemi oluşu ile övünen Erdal İnönü bile, beceremezdi ama, iyi niyetli olduğundan da kuşku duyulmazdı. Kılıçdaroğlu ve çevresindeki “yeni CHP!” besbelli ki iyi niyetli bile değil.

“Demokrasinin tehlikede olduğu” siyasal dönemeçlerde demokrasiyi savunmak gibi bir derdi olan parti, demokrasiyi parlamentoda savunmanın olanaksızlaştığı noktada yığınları sokağa çağırır. Kılıçdaroğlu’nun böyle bir aklı. Bülent Ecevit 12 Eylül arifesinde “Tribünden seyretmeyiniz, sahaya ininiz” diyerek yığınları sokağa çağırmıştı ama o da samimi değildi. CHP’ye yönelik soldan gelen işbirliği tekliflerini, “kimseye diyet borcum yok” diyerek reddediyordu. Ecevit’in yığınları sokağa çıkmaya çağırdığı sırada yığınlar zaten sokakta idi; sokakta olmayan CHP’nin kendisi idi. O bunları söylerken eşi Rahşan Ecevit evinde eşinin cezaevi bavulunu hazırlıyordu.

Kılıçdaroğlu gerçekten demokrasinin yakın tehlike altında olduğunu düşünüyor ve “bir şeyler yapmak” istiyorsa, önce “siyaset yapmalı”, bilmiyorsa öğrenmelidir. Siyaset STK’larla değil, siyasi partilerle yapılır. STK’larla ancak vakit kaybedilir, olsa olsa CHP’den HDP’ye gitmiş, varsa % 0,003’lük bir oy, o oy geri alınır.

CHP yönetimi çoluk-çocuğun elinde kalsa bundan daha iyi olurdu. Sonradan görme “türedi” bir genç zümre CHP’yi “dijital siyaset”e geçirmeye çalışmaktadır ama tutturması güçtür, çünkü “dijital gençlik” CHP yönetimine papucunu ters giydirecek kadar zeki ve akıllıdır, “Gezi” tecrübesinden geçerek siyaseti de öğrenmiştir.

CHP demokrasiyi mi savunmak istiyor, Türkiye soluna açılmalıdır. “Kürt açılımı”na cesaret edemez, bunu biliyoruz, bu nedenle önce bir “HDP açılımı” yapmalıdır.

Yetmez, ÖDP ve Emek Partisi açılımları ile, AKP’ye karşı demokrasiyi savunmada samimi olduğunu göstermelidir. Yetmez, CHP’nin gövdesine girmediği gibi arka bahçesi de olmayı reddetmiş, yanlış adlandırmayla “ulusalcı sol” dediğimiz güçlere dönük de bir açılımı olmalı. Açılımları TKP’ye, HTKP’ye doğru çoğalmalı ve genişlemelidir. Bunlar siyasi partilerdir ve siyaset onlarla birlikte yapılır. CHP bunları yaparak samimi ve ciddi olduğunu kanıtlayabilirse, yüzbinlerle ifade edebileceğimiz örgütlenmemiş demokratik toplum kesimlerinde görünür bir hareketlenme ve mücadele heyecanı baş gösterecektir. CHP’nin bu söylenen yola girebilmesi için davet beklemesi gerekmemektedir. Diyelim gaz bombası ya da kurşun yemeyi göze alan 5-10 kişi sokağa mı çıktı, aralarında 3-5 CHP’li gözüktüğü zaman biz ancak CHP’nin samimiyetine inanacağız.

Bu CHP, demokrasiyle ve demokrasi mücadelesiyle ilgili tarihsel müktesebatını da kusmuş görünüyor. Bugünün riskli koşullarında “sokak siyasetine” geçebileceği de kuşkuludur. Bakın hele, Düzce’de il başkanı, Afyon’da milletvekili dövülen CHP’nin önde gidenlerinden Gürsel Tekin, “Sabrımız tükendi, yüzbinleri başbakanlığın kapısına yığarız” diyor. Atma Recep! TBMM’de karşında tamı tamına 316 AKP’li oturuyor ve CHP’ye saldırıları bu kişiler yönetiyor. Sen cesaretini toplayıp bunların tekine tek bir “dirsek” atabildin mi, onu söyle.

Bu CHP ile olmayacağı besbelli ama gene de onu “siyaset yapma”ya davet etmek, hatta zorlamak gerekir.