Müdahale gerekir

guvercin-picassoBu yazı Suriye sınırında bir Rus askeri uçağının düşürüldüğü gün yazılmıştır ancak bu olay üzerine yazılmamıştır. Dünyada bir büyük savaş durumu var, her münferit çatışma kolaylıkla kendi anlamı dışına çıkabiliyorsa bu nedenledir. Rus uçağını da ayrıca Türkiye düşürmemiştir, düşürmüş ise eğer, yanlışlıkla olmuştur. Çünkü TSK’nın böyle yanlışlıkları çoktur, Kıbrıs savaşında yanlışlıkla kendi savaş gemisini, üstelik savaş yönetimi aynı bina içinden yapılırken, batırmıştır. Rus uçağının Türkiye’de mevzilenmiş ABD bataryaları tarafından düşürülmüş olması ihtimali daha yüksektir.

Şu şunun uçağını düşürdü, bu bunun gemisini batırdı türünden vakalara bakarak savaş çıkacak demiyoruz. Papa’nın 3. Dünya savaşı çıkacak dediğine de bakmıyoruz. ABD Erdoğan iktidarını ve AKP hükümetini provoke ederek sıcak savaşın içine itebilir, bu mümkündür ve yüksek ihtimal görünmektedir.

Türk ordusu savaşmak istemiyor olsa bile savaştan kaçınmanın “vatan hainliği” olarak lanse edileceği bir genel ortamda, ölecek olan çocuklar da nasıl olsa fakir fukaradan olacağı için, savaştan kaçma cesaretini göstermeyebilir.

Savaş tehlikesi kendini “Barış” sözcüğünün etkisizliğinde göstermektedir. Barış kelimesi hiç bugünkü kadar anlamsız, yavan, içi boş bir sözcük durumuna düşmemişti. Şunun şurasında, infaz timleri tarafından katledilen Kürtlerin feryatlarına tercüman olur düşüncesiyle yapılan barış eylemlerine katılanların sayısı 30-40’ı asla geçmemektedir. Zaten kitleselleşme eğilimi göstereceği anlaşılır anlaşılmaz, daha barış pankartları açılmadan mitinglere saldırılmakta, “Barış!” demesin diye yüzden fazla insan katledilmekte, suç da punduna getirilip IŞİD’in üzerine atılmaktadır.

Biraz daha dikkatle bakılmalıdır. Ortadoğu’nun her yerinden petrol fışkırdığı kadar savaş kokusu da fışkırmaktadır. Ülkeler, devletler ve halklar arası ilişkilerde şeffaflığın zerresi kalmamıştır. “Masumiyete” tükürülmektedir. Ortadoğu’da 20, yakın çevresinde 60 milyon insan yerinden oynamış, yurtsuz kalmıştır. Dünya bu yükü kaldıramaz hale geldiği için “yükün paylaşımı” politikaları sökmemektedir.

Savaş kokusu dünya ekonomisinin her yerinden çıkmaktadır. G20 Zirvesi Kasım ayı ortasında Antalya’da yapılmış, küresel ekonomik alçalışa bula bula çare olarak Keynes’i bulmuştur. Altyapı yatırımları büyük tutulacak, büyük paralar harcanacak ki insanlar açlıktan kaçıp “dünya cennetine” sığınmak zorunda kalmasınlar, harareti düşürülmüş cehennemlerde yaşamaya devam etsinler... Buradan barışa gidilemez. Bu tutumla olsa olsa, savaştan başka çıkar yolu yok denileceği noktaya varışı hızlandırır.

Hemen ve hızla. Barış sözcüğü terkedilmeli. Kürt bağlamından da koparılmalı. Yeniden bir BARIŞ sözcüğü kurgulanmalı. Bu yeni barış sözcüğü bütün yaşamı kucaklamalı. Savaştan kaçış önermeli. Savaşçı politikaları kolayca izole eden bir yapıda olmalı. Çocukları ve gençleri kurtarmak için olmalı. Bütün düşmanlıkları düşman ilan etmeli. Yeni BARIŞ sözcüğü savaş siyaseti güdenlerin kaçınılmaz akibetini de mutlaka ima etmeli.